
Orta Doğu’da tırmanan savaşın ekonomik yansımaları, küresel tedarik zincirleri ve finansal risk algısı üzerinden Türkiye ekonomisini de yakından ilgilendiriyor. Burpol Yönetim Kurulu Başkanı ve PAGÇEV Danışma Kurulu Başkan Yardımcısı İlkay Yıldırım, yaşanan gelişmelerin enerji ithalatçısı ülkeler üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE LOJİSTİK KRİZİ KAPIDA
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir tıkanıklığın küresel ekonominin "damarlarını" keseceğini belirten Yıldırım, gemilerin rota değiştirmesinin maliyetleri şimdiden etkilediğini vurguladı. Yıldırım, "Net enerji ithalatçısı olan Türkiye için bu durum; akaryakıt fiyatlarında güncelleme, artan taşımacılık maliyetleri ve buna bağlı olarak gıda ile üretim fiyatlarının yükselmesi anlamına geliyor" dedi.
OVP HEDEFLERİ VE PETROL FİYATI RİSKİ
Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için öngörülen 65 dolarlık varil fiyatı varsayımının, çatışmalar nedeniyle 100 dolar seviyelerine çıkma riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Yıldırım, şu uyarılarda bulundu:
Cari Açık ve Enflasyon: Petrol fiyatlarındaki yükseliş, cari açık ve enflasyon hedeflerinde yukarı yönlü sapmalara neden olabilir.
Stagflasyon Tehlikesi: Savaşın uzaması, düşük büyüme ve yüksek enflasyonun bir arada görüldüğü stagflasyonist bir baskıyı tetikleyebilir.
İhracat Pazarları: Avrupa ekonomilerinin petrol şokuyla resesyona girmesi, Türkiye’nin en büyük pazarı olan AB’ye yapılan ihracatı zayıflatabilir.
"ÜRETİM VE İHRACAT GÜCÜ KORUNMALI"
Küresel risklerin arttığı dönemlerde gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı yaşanabileceğine dikkat çeken İlkay Yıldırım, Türkiye’nin güçlü Merkez Bankası rezervleri sayesinde bu süreçte avantajlı bir konumda olduğunu ifade etti. Finansal istikrarı korumaya yönelik adımların önemine değinen Yıldırım, yerli üreticiyi ve ihracatçıyı destekleyecek ekonomik politikaların sürdürülmesinin stratejik bir gereklilik olduğunu sözlerine ekledi.