
Son haftalarda Orta Doğu’da şiddetini artıran çatışmaların küresel piyasalarda yol açtığı dalgalanma, Türkiye gibi enerji ve kritik tarımsal girdilerde ithalata bağımlı olan ülkeler için ciddi bir risk faktörü haline geldi.
Dünya enerji piyasalarındaki belirsizliğin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatının Mart ayı itibarıyla 100 dolar barajını geçmesi ve Hürmüz Boğazı gibi kilit geçiş noktalarında yaşanan lojistik aksaklıklar, arz güvenliğini tehlikeye atarak üretim maliyetleri üzerindeki baskıyı daha da ağırlaştırıyor.
ENERJİDEKİ DALGALANMA TEZGÂHA ZAM OLARAK DÖNÜYORJeopolitik krizlerin tarım sektörüne yansımalarını değerlendiren Bursa TB Başkanı Özer Matlı, yaşanan sürecin çok boyutlu etkilerine dikkat çekti. Savaşın yarattığı maliyet baskısının enerji kanalıyla sanayiye, üretim girdileri ve navlun giderleri kanalıyla da tarım ve gıda zincirine sirayet ettiğini belirten Matlı, Türkiye’nin dışa bağımlı girdi yapısının bu tabloyu daha kritik hale getirdiğini söyledi. Tarladaki maliyet artışının nihayetinde tüketiciye fiyat artışı olarak yansıdığını ifade eden Matlı, Türkiye’nin bölgedeki savaş ortamından uzak duran sağduyulu dış politikasının, ekonomik risklerin kontrol altında tutulması noktasında en önemli güvence olduğunu savundu.
ÜRE VE AMONYAK TEDARİKİNDE RİSKHürmüz Boğazı’nda tırmanan jeopolitik gerilimin sadece petrol sevkiyatını değil, tarımsal üretimin can damarı olan gübre tedarik zincirini de sarstığını ifade eden Özer Matlı; üre ve amonyak gibi stratejik hammaddelere erişimde ciddi aksamalar yaşandığını belirtti. Şubat ayından bu yana süregelen bu istikrarsızlığın gübre fiyatlarına %20 ile %25 oranında bir zam olarak yansıdığına dikkat çeken Matlı, akaryakıt fiyatlarının 70 lira seviyelerine çıkmasının da üreticilerin üzerindeki maliyet yükünü giderek ağırlaştırdığını vurguladı.
Üretim süreçlerindeki dengelerin korunması amacıyla atılan adımların büyük önem taşıdığını ifade eden Başkan Özer Matlı, 7 Mart tarihinde yayımlanan kararla üre gübresi ithalatında uygulanan yüzde 6,5’lik gümrük vergisinin tüm ülkeler için sıfıra indirilmesini, üreticiler açısından küçük ama teselli edici bir destek olarak nitelendirdi. Tarımsal sürdürülebilirliğin sekteye uğramaması için bu tür düzenlemelerin vaktinde hayata geçirilmesi gerektiğine değinen Matlı; arz-talep dengesinin muhafaza edilmesi ve gıda fiyatlarındaki istikrarın kalıcı hale gelmesi noktasında sürecin titizlikle yönetilmesinin kritik bir gereklilik olduğunu savundu.
İHRACAT PERFORMANSI İÇİN PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ ŞARTTürkiye’nin gıda ihracatında Orta Doğu ülkeleriyle kurduğu güçlü bağın altını çizen Özer Matlı, hububat ve bakliyat sektöründeki 4 milyar dolarlık ihracat potansiyelinin büyük oranda bu coğrafyaya dayandığını hatırlattı. Irak başta olmak üzere bölge ülkelerinin süt ve süt ürünleri gibi pek çok kalem için ana pazar olduğunu ifade eden Matlı, jeopolitik kırılmaların bu ticareti doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. İhracatın geleceğini teminat altına almak için tek bir bölgeye bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyleyen Matlı, "pazar çeşitliliği" stratejisinin bu dönemde her zamankinden daha kritik olduğunun altını çizdi.