
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü öncesinde yayımladığı değerlendirmede, Bursa tarımının giderek ağırlaşan yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, üreticinin yeterince desteklenmemesi halinde kentin tarımsal değerlerinin geri dönüşü zor biçimde zarar görebileceği belirtildi.
Türkiye genelinde tarım sektörünün uzun süredir yüksek üretim maliyetleri, yetersiz teşvikler, ithalata dayalı politikalar ve artan çiftçi borçları nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiği ifade edildi. Gübre, mazot, yem, elektrik, sulama ve zirai ilaç gibi temel giderlerdeki artışların üreticiyi tarımdan uzaklaştırdığı kaydedildi.
“KURUMSAL YAPI ZAYIFLADI”Açıklamada tarım yönetimindeki sık değişimlerin de sektörde istikrarsızlığa yol açtığı vurgulandı. Kurumsal hafızanın zayıfladığı, liyakat ilkesinin geri planda kaldığı ve bu nedenle kronik sorunlara kalıcı çözümler üretilemediği ifade edildi.
VERİMLİ OVALAR SANAYİ BASKISI ALTINDABursa’nın verimli tarım arazilerinin hem ekonomik hem de ekolojik açıdan büyük önem taşıdığı belirtilirken, özellikle Nilüfer, Kestel ve İnegöl çevresindeki sanayi ve konut yatırımlarının birinci sınıf tarım alanları üzerinde yoğun baskı oluşturduğu aktarıldı.
Son yıllarda birçok tarım arazisinin sanayi, lojistik ve konut projeleri nedeniyle tarım dışına çıkarıldığı belirtilirken, bunun yalnızca toprak kaybı anlamına gelmediği; su kaynakları, kırsal yaşam ve ekolojik dengenin de zarar gördüğü ifade edildi.
YENİ YÖNETMELİK DEĞERLENDİRİLDİ4 Nisan 2026’da yürürlüğe giren Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in olumlu bir gelişme olduğu belirtilirken, kaçak yapılaşmaya yönelik yaptırımların artırılmasının tek başına yeterli olmayacağı ifade edildi. Oda yetkilileri, tarım alanlarının kamu yararı gözetilerek kararlılıkla korunması gerektiğini vurguladı.
GEMLİK ZEYTİNİ VE BURSA ŞEFTALİSİ RİSK ALTINDABursa’nın önemli tarımsal değerlerinden Gemlik zeytini üretim alanlarının imar baskısıyla karşı karşıya olduğu belirtilirken, iklim değişikliğinin de üretimde dalgalanmalara yol açtığı kaydedildi. 2025-2026 sezonunda bazı bölgelerde yüzde 35’e varan rekolte kayıpları yaşandığı ifade edildi.
Özellikle Nilüfer, Kestel ve İnegöl hattında yoğunlaşan sanayi yatırımları ile kentleşme sürecinin birinci sınıf tarım arazileri üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtilirken, son on yılda Bursa Ovası’nın önemli bölümlerinin sanayi, lojistik ve konut projeleri nedeniyle tarım dışına çıkarıldığı kaydedildi.
Öte yandan Bursa şeftalisi üretiminde de özellikle ova bölgelerinde artan arsa değerleri nedeniyle üreticilerin bahçelerini terk etmeye başladığı belirtildi. Yerel çeşitlerin kaybolmasının biyolojik çeşitlilik açısından da risk oluşturduğu vurgulandı.
GENÇLER TARIMDAN UZAKLAŞIYORAçıklamada kırsalda genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının sektörün geleceği açısından önemli bir sorun haline geldiği ifade edildi. Artan maliyetler ve gelir belirsizliği nedeniyle gençlerin sanayi sektörünü daha güvenli gördüğü kaydedildi.
Genç çiftçilerin üretimde kalabilmesi için kooperatifçilik, kırsal kalkınma yatırımları ve teknoloji destekli üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtilirken, genç ve kadın çiftçilere yönelik sosyal güvenlik desteklerinin artırılması çağrısında bulunuldu.
“TOPRAK VE ÜRETİM KORUNMALI”Açıklamanın sonunda, Bursa tarımının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kırsal yaşamın sürdürülmesi ve gıda güvenliği açısından da kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Tarım alanlarının rant baskısından korunmasının ve çiftçinin üretimde tutulmasının artık ertelenemeyecek bir zorunluluk olduğu ifade edildi.