
Bursa Cumhuriyet Caddesi Borsa Meydanı’nda, 1969 yılında bugün yıkılmış olan Ticaret ve Sanayi Odası binasının temel kazısı sırasında ortaya çıkarılan ve “Bursa Tümülüsü” olarak adlandırılan oda mezardan 32 parça arkeolojik eser çıkarılarak müzeye taşındı ve envantere kaydedildi.
2003 yılında alınan kararla ise mezar odasının giriş bölümüne yönelik bir proje uygun bulundu.
Proje kapsamında mezar odasına ulaşım için demir kapı, parmaklıklar ve bir merdiven inşa edildi.
Ancak bugün alanda herhangi bir bilgilendirme bulunmaması, bakımsız görünümü ve adeta unutulmuş olması dikkat çekiyor.
Bu durum üzerine bursahayat.com’a konuşan Sanat Tarihçisi Burhan Kurtulmuş, tartışmalı “Bursa Tümülüsü” hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Kurtulmuş, sivil mimari örneklerin zaman içinde ortadan kalkması ve Osmanlı dönemine ait yapıların günümüze ulaşamamasının, tarihsel izlerin izlenmesini güçleştirdiğini ifade etti.
Kurtulmuş, Çarşı Meydanı’nda bulunan tümülüsün tek başına bir yapı olmadığını, çevresinde başka mezar ya da yapıların da yer alabileceğini ifade ederek şunları söyledi:
“Bursa’nın fethinin 700. yılında bu konunun yeniden gündeme gelmesi anlamlıdır. Uzun yıllardır meslek camiasında tartışılan temel meselelerden biri, kentin erken dönem yerleşim sınırlarıdır. Genel kabul, Orhan Gazi’nin 1326’da Bursa’yı fethetmesiyle birlikte şehrin, sur içi yani bugün Tophane ile özdeşleşen Bizans dönemine ait merkez etrafında geliştiği yönündeydi. Bu yaklaşıma göre, surların dışında belirgin bir yapılaşma olmadığı düşünülüyordu.
Ancak Bursa Çarşı Meydanı’nda yapılan kazı çalışmaları bu kabulü tartışmaya açtı. Burada ortaya çıkarılan Helenistik dönem mezarı (tümülüs), kentin sur dışına da taşan bir yerleşime sahip olabileceğini gösterdi. Sivil mimari örneklerin, özellikle taş olmayan yapıların, yüzyıllar içinde yok olması bu tür izlerin günümüze ulaşmasını zorlaştırmaktadır. Nitekim Osmanlı dönemine ait bazı yapılar dahi bugün tamamen ortadan kalkmış durumdadır.
Örneğin, Orhan Camii Külliyesi’ne ait bir sıbyan mektebinin bulunduğu alanda bugün yalnızca belediye binası yer almaktadır. Bu bağlamda, Çarşı Meydanı’ndaki tümülüsün tek başına bir yapı olmadığı, çevresinde başka mezar ya da yapıların da bulunabileceği yönünde görüşler bulunmaktadır. Bu değerlendirme, bazı sanat tarihçileri tarafından da desteklenmektedir.
Alanın geçmişte oldukça bakımsız olduğu, hatta bir kafenin bodrum katında kaldığı; içerisinde su birikintileri, hayvan kemikleri ve çeşitli atıkların bulunduğu tarafımdan gözlemlenmiştir. Bu alanı bizzat inceleyen kişilerden biri olarak, 2021 yılında yaptığım incelemelerde bu durum doğrudan tespit edilmiştir.”
Kurtulmuş, bilgilendirme levhalarının yetersiz olduğunu vurgulayarak, “Sonraki restorasyonla birlikte tümülüs, ziyaretçilerin üstten görebileceği bir düzene kavuşturulmuştur. Bu, yapının görünürlüğünü artırmış olsa da, iç mekâna erişimin kısıtlanması yeni bir tartışma yaratmıştır. Ayrıca son dönemde alanın bir türbe gibi algılanmaya başlanması, içerisine dilek paraları atılması gibi uygulamalar, yapının özgün tarihsel kimliğiyle çelişen yeni bir anlam katmanı oluşturmuştur. Bir diğer önemli eksiklik ise bilgilendirme levhalarının yetersizliğidir. Bursa genelinde belediyeler, vakıflar ve Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi kurumlar arasında bu konuda standart bir yaklaşım bulunmadığı görülmektedir. Bazı alanlarda hiç bilgilendirme yokken, bazı yerlerde ise birden fazla ve çelişkili bilgi içeren levhalar yer alabilmektedir. Bu durum, özellikle turistler açısından ciddi bir eksikliktir. “ dedi.
Sanat Tarihçisi Burhan Kurtulmuş, Helenistik mezar gibi alanların kent haritalarında, tur rehberlerinde ve kültürel rotalarda daha görünür hâle getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kurtulmuş, “Bursa, yalnızca Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleriyle değil, öncesindeki medeniyetlerle de çok katmanlı bir tarihsel mirasa sahiptir. Bu nedenle söz konusu Helenistik mezar gibi alanların kent haritalarında, tur rehberlerinde ve kültürel rotalarda daha görünür hale getirilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde Uludağ çevresindeki manastırlar ile Gemlik, Mudanya ve Orhangazi hattındaki tarihî dini yapılar da restore edilerek turizm rotalarına dahil edilmelidir. Bu yaklaşım, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Üzerinde yaşadığımız topraklardaki medeniyetleri tanıdıkça, onlara sahip oluruz” anlayışıyla da örtüşmektedir her konuda onun izinden gitmeyi kendimize rota edinmeliyiz. Bursa’nın fethinin 700. yılı, yalnızca Osmanlı mirasını değil, bu toprakların tüm tarihsel katmanlarını birlikte değerlendirme açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.” ifadelerini kullandı.