Bursa’da kadim sanatı yaşatıyor! Meliha Kantarcı’nın tezhip serüveni

51 yaşındaki Meliha Kantarcı, üniversite yıllarında bir gazetede gördüğü haber sayesinde tezhip sanatına ilgi duymaya başladı. Kendi gayretiyle ustalaşan sanatçı, günümüzde hem öğrencilerini eğitiyor hem de yeni eserler ortaya çıkarıyor.

Haber Giriş Tarihi: 18.01.2026 19:36
Haber Güncellenme Tarihi: 18.01.2026 19:36

Meliha Kantarcı, Ankara’daki üniversite yıllarında gazetede okuduğu bir haberle nakkaşhaneye yöneldi ve tezhip sanatına adım attı.

İki yıl boyunca, üstat Prof. Dr. Çiçek Derman’ın öğrencisi Muhsine Akbaş’tan dersler alarak yeteneğini geliştirdi.

Mezuniyetinin ardından el sanatları öğretmeni olarak başka bir şehirde göreve başlayan Kantarcı, hocasından ayrı kalmak zorunda kaldı.

Bu dönemde kendi imkanlarıyla tezhip çalışmalarını sürdürdü.

Kantarcı, zamanla ustalaştığı, çok ince işçilik ve sabır gerektiren, levhaların, yazma kitapların, sayfaların yaldızlanmasıyla yapılan süsleme sanatı olan tezhipte Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" kartını almaya layık görüldü.

Kantarcı, eserleri müzeler ve özel koleksiyonlarda sergilenen, ödüllerle onurlandırılmış bir sanatçı olarak, Bursa’da hem eğitim çalışmalarını sürdürüyor hem de yeni eserler üretiyor.

Meliha Kantarcı, AA muhabirine çocukluğundan beri içinde hep bir sanat tutkusu ve arayışı bulunduğunu, bu yüzden meslek lisesinde el sanatları bölümünü tercih ettiğini ancak burada istediğini bulamadığını söyledi.

Liseden mezun olduktan sonra 1995 yılında Gazi Üniversitesi El Sanatları Öğretmenliği bölümünü kazandığını söyleyen Kantarcı, şunları söyledi:

"Bir arkadaşım, bir gün bana bir gazetede küçücük bir haber getirdi, 'Ankara'da Turkuaz Güzel Sanatlar Nakkaşhanesi açıldı' diye bir haber. 'Acaba benimle ilgili olabilir mi?' diye burayı aradım. Kızılay Bayındır Sokak'ta bir binada, ebru, hat, minyatür sanatı eğitimi veriliyor. O zamanlar Ömer Faruk Atabey'in de ders verdiği ve hocam Çiçek Derman'ın talebesi Muhsine Akbaş'ın tezhip derslerini verdiği bir ortam gördüm. O ortama 1996-1997 yıllarında girdim ve tezhip sanatının kapıları bana bu şekilde açılmış oldu."

Kantarcı, 1999 yılında üniversiteden mezun olarak Sivas’a atandığını ve bu süreçte hocasıyla bağının koptuğunu belirtti.

Geleneksel sanatların uzun yıllar usta-çırak yöntemiyle öğrenildiğini vurgulayan Kantarcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İki senenin yeterli olması mümkün değil. Bu sürede tezhip sanatının ancak başlangıcını görebilirsiniz, çok uzun soluklu öğrenme süreci gerektiren bir sanat. Eğitimim yarım kaldı. Sivas'a geldim, öğretmenliğe başladım. 'İnci sancı mahsulü' denen incinin oluşabilmesi için çok sancılar çektim, çok araştırdım. O zamanlar şimdiki gibi imkanlar yoktu. Ne bulduysam alıp bünyeme dahil ettim, bilincimden süzdüm ve bilmediğim konularda, karanlık bir odada fili tanır gibi ne olduğunu soramadan, çokça emek sarf ettim."

Kantarcı, ilkokul, kız meslek lisesi ve halk eğitimi merkezi gibi farklı kurumlarda öğretmenlik yaparken, evinde kendi çabasıyla tezhip çalışmaları yaparak kendini geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

2011 yılından itibaren Osmangazi Halk Eğitimi Merkezi’nde tezhip dersleri veren Meliha Kantarcı, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Kadim bir sanat olan tezhibi öğrencilerine doğru şekilde aktarmayı hedeflediğini belirten Kantarcı, 2015’te 7 Tepe 7 Sanat Uluslararası İstanbul Klasik Sanatlar Yarışması’nda aldığı teşvik ödülünün kendisini çok sevindirdiğini söyledi.

Kantarcı, 2016 yılında Konya’da düzenlenen Uluslararası Türk İslam Sanatları Yarışması’nda mansiyon ödülü kazandığını ifade ederek, "Son olarak da 2019'da Kültür Bakanlığı Devlet Türk Sanatları Yarışması'nda başarı ödülüne layık görüldüm, birincilik verildi. Bu, zaten benim için bir icazet makamıydı." dedi.

Tezhibin yaratıcılık ve hayal gücü gerektirdiğini vurgulayan Kantarcı, "Sadece fırçayı tutabilmek değildir mesele. O kurguyu ahenkli bir şekilde, kadimden gelen motiflerin uyumlu ve göze, ruha hoş görünecek bir şekilde tasarımının yapılması ve uygulanma sürecidir." ifadelerine yer verdi.

Tezhipte her eserin özgün bir tasarıma sahip olması gerektiğini vurgulayan Kantarcı, özellikle Timur dönemi eserlerinden ilham aldığını söyledi.

Kantarcı, tezhibin bağımsız bir sanat dalı olmasına karşın hat sanatıyla iç içe olduğunu belirterek, "Hat yazısı, bize önce gelir. Biz, hat yazısını görürüz. Hattın kamış kalınlığına, istifine, büyüklüğüne göre ona terzi misali bir kıyafet giydiririz. Ona uygun uygun olacak şekilde önce tasarımını, ölçülendirmesini yaparız ve o hattın kimliğine göre tezhibi olur. Tamamen o hatta özel şekilde tasarlarız." dedi.

Pek çok müze ve özel koleksiyonda eserleri bulunan Kantarcı, açıklamalarını şöyle sonlandırdı:

"Bursa'da bir caminin kalem işi desenlerini de tasarladım. Caminin tezyinatında bir dokunuşum var. Ben, buna çok hevesliyim. Çünkü bazen camilerimize giriyoruz ve hiç de uygun olmayan desenler, boya boşlukları görüyoruz. Bu, benim üzücü bir durum. Bunu dert edip aslında bu tasarımları ben yapabilirim. Bundan sonra öğrenci yetiştirmeye devam edeceğim. Tek arzum bizden sonra gelen talebelerimizin, bu sanatı ciddiyetle, kadime olan bağlılıkla, doğru şekilde talebelerine aktarmalarıdır."

BURSA’DA KADİM SANATI YAŞATIYOR! MELİHA KANTARCI’NIN TEZHİP SERÜVENİ51 yaşındaki Meliha Kantarcı, üniversite yıllarında bir gazetede gördüğü haber sayesinde tezhip sanatına ilgi duymaya başladı. https://t.co/nDxJX7zsF9 pic.twitter.com/RXWasYtTxS

— Bursa Hayat (@bursahayatcomtr) January 18, 2026