
Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Fadıllı Mahallesi, Uluabat Gölü’nün iki yakasında filizlenen sıra dışı bir insan-hayvan dostluğuna ev sahipliği yapıyor. "Leylek Köyü" olarak bilinen Eskikarağaç Mahallesi’ndeki Yaren leylek ve balıkçı Adem Yılmaz dostluğunun bir benzeri, gölün karşı kıyısındaki Fadıllı'da balıkçı Ahmet Yılmaz ile bir leylek arasında 10 yıldır devam ediyor.
İSİMLER DE SOYİSİMLER DE AYNI, MEKANLAR FARKLI
Hikayenin en dikkat çekici yönlerinden biri, leyleklerin insan dostlarının her ikisinin de balıkçılık yapması ve soyisimlerinin "Yılmaz" olması. Aralarında akrabalık bağı bulunmayan ve yüz yüze hiç karşılaşmayan iki balıkçı, birbirlerini yalnızca sosyal medyadan tanıyor.
Adem Amca ile Yaren leyleğin buluşma noktası genellikle göldeki kayık olurken, Ahmet Yılmaz ile leyleğinin randevu yeri ise mahalle meydanındaki köy kahvehanesi oluyor. Leylek köye geldiğinde balık tezgahı başındaki Ahmet Yılmaz'ı ya da kendisine sürekli balık veren Yusuf Başaran'ı bulamazsa, kahvehanenin önündeki masa ve sandalyeler arasında yürüyerek dostlarını arıyor.
"BİZİ BULAMAYINCA SANDALYELERİN ARASINDA GEZİYOR"
Dostluklarının yaklaşık 10 yıl önce mahalledeki bir elektrik direğinde başladığını belirten Ahmet Yılmaz, tanışma hikayesini şu sözlerle aktardı:
"Yıllardır balıkçılık yapıyorum ve tuttuğum balıkları Fadıllı meydanında satıyorum. 10 yıl önce direğin üstünde durup sürekli bana bakıyordu. Mahalledeki arkadaşlar 'leylek herhalde sana bakıyor' derken kanatlanıp yanıma indi. Bir parça balık verdim yedi ve o günden sonra bu dostluk hep devam etti. Her gün mutlaka yanıma gelir. Önce çatıya ya da direğe konar, 'gel' diye seslenince yanımıza iner. Geldiğinde bizi görmesin, kahvehanenin önündeki ağacın altında bekler. Bizi bulamazsa masa ve sandalyeler arasında arar. Dili olsa vatandaşlara bizi soracak sanırsınız."
SIRF ONUN İÇİN BAYRAMDA BİLE GÖLE AÇILDI
Fadıllı Mahallesi'nin göle mesafesi nedeniyle leyleğin kayığa sadece birkaç kez gelebildiğini, bu yüzden buluşma noktalarının köy kahvehanesi olduğunu söyleyen Yılmaz, dostunu hiçbir zaman balıksız göndermediğini vurguladı. Kurban Bayramı'nda bile leylek aç kalmasın diye göle açılıp balık tuttuğunu ifade eden Yılmaz, mart ayında köye geri dönen leylekle olan günlük rutinlerini şöyle anlattı:
"Yusuf Başaran arkadaşım, leylek için hemen önümüzdeki direğin dibine çırpı bırakıyor. Leylek, balığı yedikten sonra yuvaya dönerken mutlaka o çırpılardan alıp götürüyor. Bu durum her gün tekrarlanıyor."
Balıkçı olmamasına rağmen leylekle güçlü bir bağ kuran Yusuf Başaran ise köyde yaklaşık 40 leylek yuvası ve onlarca leylek olmasına rağmen, sadece bu leyleğin insanlara bu kadar yakınlık gösterdiğini ve kendilerini çok sevdiğini dile getirdi.