Mü'minin en güzel elbisesi güzel ahlaktır.

Zahide Tosun 04 Kasım 2018 Pazar, 08:09

Halık olan Allah, dünyayı, yeryüzünü, havayı, bulutları güneşi yarattı. Ve ilk canlı olan bitkiyi yaratmadan önce yeryüzünü toprakla kapladı. Sonra hayvanları yarattı. Onları da yaratmadan önce hayvanların ihtiyacı olan herşey hazırdı. Bitki, hava, toprak, su gibi... Sonra en değerli varlık diye hitap ettiği insanı yarattı. Bitkiden ve hayvandan farklı olan birçok vasıfla donattı. Hayvanlarla benzeşen bazı yönlerimiz var olsa da, "akıl" gibi üstün bir nimet ile ayırdı bizi diğer mahlukattan. Yaratılmışların en üstünü kıldı... Fakat hitap ederken hiç aklımızla ön planda tutmadı bizi. Hep ahlakımızla ön plana çıkardı.

Batı ise biz insanı hep akıl ile değerlendirilmiş özlü sözlerle anlattı.

Bazen aklı iyi kullanmayanı hayvan ile aynı hizaya koydu bazen de daha alt seviyelere indirdi. Yani batı insanı aklı öne sürerek tanımladı. Dinimiz ise insanı ahlakı öne sürerek yüceltti. Mü'minin güzel ahlakı mizanda en ağır gelecek amelidir dedi Allah dostları. Demek ki akıl tek başına amel biriktirmeye yetmiyor. Ve her akıl Allah'ı, Hz. İbrahimce arayıp bulamıyor. Gerçekten Rabbini arayıp bulan akıl, değer kazanıyor. Allah Rasulü ise "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" buyurdu. Akıl her insanda bulunan, fakat ahlak tamamlanarak kazanılan bir erdem.

Güzel ahlak bir fidandır toprağa ekilen, ve onun büyümesi için toprak özenle sulanmalı, ilim edep irfanla beslenmelidir.

Biz güzel ahlakı da, namazı da, abdesti de aynı peygamberden öğrenmiş bir ümmetiz. Dolayısıyla, cuma namazlarında Rabbimizin davetine "buyur Allahım, sen beni davet ettin, ben de koşa koşa geldim" diyerek Rabbimizin huzuruna gidip, hoşgörüde, tevazuda, adalette, ticarette, aranılan kişiye ulaşılamayan bir ümmet olduğumuz müddetçe güzel ahlakımız tamamlanmış olur mu?

Namazını eda eden ama kul hakkı yiyen,

Çok güzel Kur'an okuyan ama anne-babasına itaatten yoksun,

İnsanlara sohbet ve vaaz ile görevlendirilmiş, fakat kendi ailesine hır-gür ile muamele eden,

Zekatını ve sadakasını tam veren fakat insanlar arasında adaletle hükmetmeyen, müslüman görünümlü süslümanlar olduğumuz sürece ibadetlerimiz güzel ahlaktan nasibini almış olur mu?

Tamamlamak için gönderilen Peygamberimizi, tam anlayamadığımız için, tam değil hiçbir görevimiz.

Önce seviyorum dediğimiz Allah'ı ve bizim için seçilip gönderilmiş olan peygamberimizi hakkıyla tanımalı. Dinimizin kurallarını eksiksiz bilmeli. Güzel ahlakı kendimize dustur edinmeli. Sonra da ahlakımız amellerimizle birlikte yürümeli.

Batı'nın öne sürdüğü akıl denilen nimeti, ancak güzel ahlak tamamlar bilmeli.

Güzel ahlakın tamamlayıcısı olan Peygamberi hadisleriyle, sünnetleriyle, güzel ahlakı ile kendimize rehber edinip dünya denilen yolculukta batının tuzağına yakalanmadan sağlam adımlarla yürümeli...