Kulum diye yanmak için, önce pişmek gerek

Zahide Tosun 31 Mart 2019 Pazar, 07:01

Ne zaman ki halimizi unutup, gafletin derin uykusuna dalacak olsak, aniden bir imtihan rüzgarı eser ve bir o yana bir bu yana savurur bizi...
Çünkü biz, hamız olgunlaşmak için,
Çiğiz pişmek için,
Kendimize gelmek ve imani noktada boşluğumuzu doldurmak için rüzgar bize fırsat verir. Ve doğru yöne doğru savrulursak Allah'a yakınlıkta buluruz kendimizi. Savruluş yanlış yere olursa durağımız isyan olur.
Seven bizi huzurunda dimdik görmek ister. Ama bunun için bir "Allahu ekber" nidası ile büyüklüğünü kabul ederek, hem kalbe hem dile dökmemiz gerek.
Sonrası teslimiyet...
Sonrası tevekkül...
O (C.C.) eğil der, eğiliriz,
Doğrul der, doğruluruz.
Konuş benimle der konuşuruz,
Yakınlaş secde ile der,
Aradaki tüm perdeleri, duvarları kaldırır yakınlaşırız.
O (C.C.) ol der olur, öl der ölürüz...
Ama yaşa derse, işte bu en zorudur ki, imtihanların her türlüsüne de hazır olmamızı ister.
Yaşarken gaflet gömleğini üzerine giyen, imtihan yangınlarında çabuk yanar.
Dünya denizinde çabuk boğulur...
Hayatın hileleri çabuk aldatır.
Teslimiyet ve tevekkülden çelik bir zırh kuşanmalı insan...
Sana bıraktım Rabbim diyebilmeli, hem kalbiyle hem diliyle...
Bizi yaratan, bizden çok daha iyi bilir halimizi. Rabbin sevdiği kul her zaman daha fazla imtihanlara tabii tutulur. Çünkü kul, dualarında hep Rabbinden affedilmek ister, hep "sana yakın eyle beni" der, "senin huzurundan, senin doğru yolundan ayırma bizi" der. Affedilerek, günahlarından arınmış bir halde Rabbine kavuşmak ister. Fakat insan unutan bir varlıktır. Seccadenin üzerinde bu duaları eder de huzurdan ayrılınca dünyaya dalar...  Rabbi de kuluna türlü imtihanlarla, ettiği duaların kabulü için kendini hatırlatır. Zahmet olmadan rahmet olmaz... İmtihan olmadan kul olmaz insan ham kalır. Kulum diye yanmak için, önce pişmek gerek. Amel defterini hayırlarla doldurmak için önce tövbe ile silmek gerek. Bu dünya kalıcı değil. Misafiriz. Lakin ebedi hanemize göçtüğümüzde yanımızda azığımız ne olacak hazırlamak gerek.
Ne götüreceğiz?
Salih olarak yetiştirdiğimiz evladımızı mı?
Gecelerimizi aydınlatacak namazımızı mı?
Ruhumuzu doyuracak orucumuzu mu?
Alışveriş ve ticaret ahlakımızda bulunan dürüstlüğümüzü mü?
Kana kana yudumladığımız Kur-an'ımızı mı?
Yönetici ve idareci olarak adaletimizi mi?
Çalışan olarak vicdanımızı mı?
Ne götüreceğiz?
Sayamadığımız hangi güzel hasletleri biriktirdik ahiret bavulumuzda?
Sayılı nefeslere sahip olduğumuz dünyada, sayısız güzel amel biriktirmek niyazı ile önümüzdeki değerli günleri, "miracı-beraatı-ramazanı" kandil yapıp ahiret yolumuzu aydınlatmak nasip olsun.