Kul, her amelinde ölçülü olmalı

Zahide Tosun 07 Ekim 2018 Pazar, 06:31

"Göğü O yükseltti, denge ve ölçüyü (mizanı) O koydu ki, dengeden (mizandan) sapmayasınız." buyuruyor ayeti kerimede Allah-ü Teala. Mizan kelimesine "ölçülü olmak" anlamında birçok defa yer verilmiş mukaddes kitabımızda.

Hayat, yaşam ve kainat ölçülü ve dengeli olmakla anlamlı ve yerindedir. İnancında, amelinde, işinde, sözünde ve özündeki davranışlarında ölçüsüz ve dengesiz olan insan; ne dünya ne de ahiret mutluluğunu ve kazancını elde edemeyecektir. İnsanlar ölçülü, dengeli ve adaletli olsunlar diye yüce Allah, Kur-an'ı Kerim ile birlikte "mizan"ı da indirmiştir.

Yeryüzünü tefekkür eden her adem bilir ki, kainatta herşey ölçülü yaratılmıştır. İnsan vücudundan tutun, bulutlara, güneşe havaya, suya muazzam bir denge ile can vermiştir.

Peki ya insanın ölçüsüzce yediği yemeği hazmedebilmesi için ölçülü bir mide ve bağırsak sistemi ile vücudun dengesini sağlamasaydı?

Yağmuru ve karı ölçüsüzce bulutlardan indirip hiç durmadan yağdırsaydı?

Güneşin sıcaklığının da bir ölçüsü olmasaydı?

Dünyanın etrafında dönen gezegenlerin bir yönü olmasaydı?

İnsanın boy, el, kol vs... azalarının uzamasında bir denge olmasaydı?

Bunlar gibi çok daha fazla örnek var ölçülü olan kainatta...

Konuşurken bile "ölçülü ol" diyor Allah... Sesini ölçülü kullan. Neden çok yüksek sesle konuştuğumuz insanlar bizi daha iyi duyamıyor acaba? Ölçüyü kaçırdığımız için mi?

Hatta sevginizde bile ölçülü olun diyor ya Allah Rasulü. Sevginin bile ölçüyü aştığında, dozunu aşan ilacın bedeni zehirlediği gibi bizi zehirleyeceğinden olabilir mi?

Yaşamın da bir ölçüsü var ve tek kullanımlık bu dünya. Yaşayacağız ve bitecek. Ya bitmeseydi? Ya sonsuz olsaydı? Adaleti kendimiz sağlamaya çalışsaydık. Kan, azgınlık, torpil, kavga, zulüm sınırsız ve cezasız olsaydı? Biz neyi ölçebilirdik ki? Hangisinin cezasını veya mükafatını tam verebilirdik?

Maaşımızı belirleyen işverenimizin bile  yaptığımız yanlışlarla bizi yargılama, işten kovma gibi hakları olduğu dünyada bırakın yanlışları nimete olan nankörlüğümüzle Rabbimiz bizi helak etseydi... Çok şükür ki tartıda hile yapanlar olarak  helaka uğramıyoruz. Hiçbir şeyi ölçüp biçmeyi bilemediğimizden kovulmuyoruz dünyadan.Rızkımız kesilmiyor ve güneş bizden saklamıyor ışıklarını.

Mümin; Allah'ın kendisine verdiği aklı kullanarak, Allah'ın koyduğu kuralları da dikkate alıp; keyfine veya çevresine göre değil; üstüne düşen sorumluluğa göre davranandır. Mümin, her işi çok yapan değil, ölçülü ve devamlı yapandır.

Ölçüyü kaçırdığımız her an tadını ve lezzetini de kaçırıyoruz her halin...

Çaya lezzet katan şeker de ölçüyü kaçırdığımızda lezzet olmaktan çıkıp zehre dönüşmüyor mu? Sevginin aşırısı dünyaya bağlayıp tutsak etmiyor mu bizi? Sözü ölçülü söylemediğimizde, yayından hedefsizce çıkan ok gibi gidip acıtmıyor mu bir teni? Teraziye dahi doğru tartıp tartmadığını anlamak için ölçülü birşeyler yerleştirmeli...

Ve,

Hergün tartmalı insan kendini vicdan terazisinde, böylece neyin eksik neyin fazla olduğunu bilmeli.