Çağın hastalığı  "Zaman israfı"

Zahide Tosun 06 Ekim 2019 Pazar, 07:00

Ekmeğin, suyun, elektriğin israfı gibi, boşa harcadıkça elimizden kayıp giden zamanın israfı var birde canımızı acıtan.

Aslında öyle mühim bir mesele ki sadece canımızı acıtmakla kalmayıp, ömrümüzü de alıp götürüyor elimizden.

Yediden yetmişe hepimiz aynı dertten muzdaribiz. Yetişemiyoruz. İşimiz vaktimizden çok desekte, vaktimizi haince boş işlerde tüketiyoruz.

Güne geç başlayıp, bereketini tüketiyoruz.

Sabahın hayrını, gecenin şerrinde tüketiyoruz.

Midemizi çok doldurup sağlığımızı tüketiyoruz.

Zamanı boşa harcayıp ömrümüzü tüketiyoruz.

İnsanoğlunun gaflet ve nisyanı sebebiyle en çok içine düştüğü hatalardan biri olan zaman israfı teknolojinin gelişmesi ve hızlı yaşama modası ile tüketimin en başında geliyor.

Son derece kıymetli bir sermaye olan zamanı, boş şeylerle israf etmek, ahiret hayatımızı da tehlikeye atmaktır. Bu yüzden, gaflet perdelerini aralayabilenler için zaman, hiçbir şeyle kıyaslanamayacak derecede kıymetli bir nimettir. Allah-ü Teala Asr Sûresi'nde;

"Asra (zamana) yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir." buyuruyor.

Aydınlandığında sabaha, şafağa, kuşluk vaktine, tan yerinin ağarmasına, güneşi açıp ortaya çıkaran gündüze yemin eden ayetler apaçık zamanın kıymetine vurgu yapıyor ve günün başlangıcını, en verimli bölümünü nasıl geçirdiğimizi muhasebeye davet ediyor bizleri.

Akşam vaktine yemin eden ayetler ise biten bir günün hesabına, bizden götürdüklerine ve bize kazandırdıklarına dikkatimizi çekiyor.

Hazin bir gerçektir ki, insanlar olarak en büyük aldanışı ve pişmanlığı, sermayemiz olan zaman nimetini ve vaktin önemini idrak etme hususunda yaşamaktayız. Zaman ve mekanla sınırlı bir varlık olarak en büyük farkındalığı ve en yüksek şuuru vaktin kıymetini ve ehemmiyetini bilerek ortaya çıkarabiliriz.

Rabbim kalan ömrümüzü ve zamanımızı bereketli eylesin...