Bizi de değerlendir "Üç Aylar"

Zahide Tosun 10 Mart 2019 Pazar, 07:05

Şüphesiz ki; bütün zamanları, mekanları ve var olan ne varsa her şeyi, Allah-ü Teala yaratmıştır. Bu sebepledir ki, zamanlar ve mekanlar değer itibariyle aslında aynıdır. Ancak, kimi yerlerde ve kimi zamanlarda meydana gelen bir takım hadiseler o yerin ve o zamanın değerini artırır. Tıpkı diğer aylar gibi, içinde aynı gün sayısını bulunduran, fakat Allah'ın verdiği değer ile diğer aylardan üstün tutulan Receb, Şaban ve Ramazan ayları gibi... 
Eğer Allah'ın verdiği değeri bizlerde verip hissedebiliyorsak rahmet esintisini, o zaman bizi de değerli kılıyor bu mevsim. Ama nasibimiz yoksa rahmetten yana, bu aylardan mucize beklemek doğru olmasa gerek...
Biz değişirsek değişecek bu mevsim. Biz yenilersek kendimizi, temizlenecek ruhumuz.
Bir sene boyunca kararan kalplerimizi tövbeyle, yorulan midemizi oruçla, bükülmeyen belimizi, eğilmeyen başımızı namazla, Allah (c.c.)'ı unutan dilimizi zikirle, açılmayan kesemizi sadakayla, katılaşan kalplerimizi şefkatle "yenilersek" değerlidir üç aylar.
Kelime-i Tevhid'i söylerken, "La ilahe illallah" dediğimizde yıkılmıyorsa içimizdeki zamane putları, söylediğimiz tevhidin sayısının ne önemi var?
Rızık derdine düştüğümüz yoğun iş hayatımız, vakit ayırarak izlediğimiz diziler, beğeni kazanmak için zaman harcadığımız sunumlar, kariyer telaşlarımız, evladımız, eşimiz, dostumuz, merakımız,  Allah'ı anmaktan alıkoyuyorsa bizi bunlar da bir put değil mi? Yıkamadığımız sürece cahilce tapmaya devam ettiğimiz ne varsa en değerlimiz onlar mı? Üç aylar bize değer katmak için gelmişken, bizim lisanımızda, halimizde bir değişiklik olmalı. İbadetlerimizde bir değişiklik olmalı. Evimiz de bu rahmet esintisinden faydalansın diye gönül camlarımızı tüm gayretimiz ile sonuna kadar açmalı. Amel defterlerimizi dolduracak olan niyetimiz hep Allah rızası için mi diye sorgulanmalı. Bir menkıbede şöyle geçer ki;
Biz zat, tam 30 yıl boyunca ibadetlerini eksiksiz olarak yerine getirir. Namazı her vakit, en ön safta kimsenin ensesini dahi görmeden eda eder. Fakat birgün namaza geç kalır ve arka saflardan birine durmak zorunda kalır. Namazda şöyle bir vesvese gelir içine " Ya ben bu gaflete nasıl düştüm, nasıl geç kaldım, şimdi insanlar beni en ön safta göremeyince ne düşünür ne der diye içinden geçirir " ve namaz bitince kendine gelir ve nefsini sorgular
"Eyvah ki ne eyvah der, ben ne yaptım? 30 yıl boyunca ibadetlerimi yalnızca Allah rızası niyeti ile yapmamışım diyerek, bu 30 yılı yeniden kaza etmek için niyet eder.
Menkıbe derin ve düşündürücü....
Üçaylarda samimi bir rıza kazanmak niyeti ile, amellerimizi yeniden inşa etme vakti olsun. Söküklerimizi dikme, tamiri mümkün olmayanları ise, samimi bir tövbe ile yenileme mevsimi olsun.
Her yaptığımız güzel amel, üçaylarda bereket bulsun.
Allah'ın ayı olan Receb-i Şerifimiz mübarek olsun.