Yasemin Özdemir Güler 08 Mart 2017 Çarşamba, 10:11


Devletimizin ileri gelenlerinden biri "Kadını insan olarak kabul edersek pek çok sorun çözülür" dedi. Bu konuşmaları kim yazıyor acaba? Burada konuşmacının bunları demek istemediğini, çok değer verip uğrunda öleceğini söylediği annesinin insan sayılması gerektiğine vurgu yapmadığını düşünerek soruyorum bu soruyu.
Durdum duramadım, kendimi tutamadım, haykırmak istedim 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün yıllardır dünya üzerinde kutlandığına şahit olup da gıptayla bakan bir kadın olarak "Beni insandan sayarsanız pek çok sorun çözülür aslında" demek istedim. Tutamadım kendimi...
Bu kadar kızdığım cümlenin haklı tarafları da yok değil aslında;
Türkiye'de 8 milyon 100 bin kadın istihdam altında. Fakat bunların da sadece yüzde 45'i kayıt altında. Kadınlar daha çok nerede çalışıyor derseniz; tarım sektörü, hizmet sektörü, sanayi ve turizm sektörü bunlardan birkaçı. Ama tarım sektöründe kadının çalışma oranına baktığımız zaman bu kadınların neredeyse yüzde 90'ının kayıt dışı çalıştığını görüyoruz. Dolayısıyla hem Türkiye'de kadın çalışan sayısı az hem de kayıtlı çalışan kadın sayısı az. İki noktada da dünya ortalamasının altındayız. Çünkü Avrupa Birliği üyesi ülkelerde kadının istihdama katkısı yüzde 60 dolayında.
Ücret adaletsizliği de cinsiyet eşitliği önündeki bir diğer sorun. Türkiye İstatistik Kurumu'nun son verilerine göre, Türkiye'de geçen yıldan bu yana kadın istihdamı yüzde 27'den yüzde 30'a çıksa da kadınlar erkeklerden daha az kazanıyor. Yüksek okul mezunu bir kadının yıllık kazancı, aynı eğitim seviyesinden bir erkeğin kazancından yüzde 1,3 daha düşük.
Bunun sonucu olarak da Türkiye'de kadın daha yoksul. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin yaptığı araştırmaya göre, aile reisi kadın olan hanelerde yoksulluk daha yüksek. Araştırmada Türkiye'de hanelerin yüzde 17,6'sında aile reisinin kadın olduğu ve bu hanelerden üçte birinin maddi yoksunluk içinde yaşadığı kaydedildi.
TÜİK'e göre kamusal alanda kadın yönetici oranı yüzde 9,4. Şirketlerle ise bu oran biraz daha yükseliyor. Avrupa'da da karar verici pozisyondaki kadın oranı cinsiyet eşitliğini yansıtmasa da Türkiye'deki ortalamanın üzerinde. Almanya'da yönetici pozisyonunda çalışan kadınların oranı yüzde 30 civarında. Ancak şirket büyüdükçe kadın yönetici sayısı azalıyor. Bu nedenle 1 Ocak 2016'da Almanya'da yürürlüğe giren bir yasa, büyük şirketlerin yönetim kurullarına en az yüzde 30 oranında kadın yönetici kotası öngörüyor. Biz ise hala kadını insandan saysak mı, saymasak mı diye düşünüyoruz.
Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlar vicdanlarımızda da yer bulamıyor ne yazık ki. Hal böyle olunca Türkiye'de kadınların en önemli sorunlarından biri de şiddet ve kadın cinayetleri olarak çıkıyor karşımıza. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması'na göre her 10 kadından 4'ü eşi ya da erkek arkadaşından fiziksel şiddet görüyor. Şiddet gören kadınların yüzde 89'i hiçbir yere başvurmuyor.   Kadının en çok şiddet gördüğü yer Orta Anadolu bölgesi. Buradaki kadınların yüzde 42,8'i yaşamının herhangi döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını söylüyor. Kadın cinayetleri ise her yıl artıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun verilerine göre 2015'yılında 303 kadın öldürüldü. 2016 yılına gelindiğinde ise Erkekler 261 kadın ve kız çocuğunu öldürdü; 75 kadına tecavüz etti; 119 kadını taciz etti; 417 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu; 348 kadını yaraladı.
Sayın devlet büyüğümüz tüm bu veriler ışığında söyledi herhalde "Kadını insan olarak görürsek pek çok sorun çözülür"  cümlesini.
Hakikaten yahu beni insan olarak görün, ölmeyi, tacize uğramayı, tecavüz edilmeyi, sözlü ya da fiziksel şiddet görmeyi, erkeklerden az eğitim almayı, daha ucuza çalışmayı, eve kapatılmayı, kısacası o hayatı yaşamayı hak etmiyorum.
Bir anne olarak, bir kadın olarak, bir insan olarak erkeklerle eşitim.
YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!!!