Bu işte bir terslik var!

Sümeyye Kayaaltı 10 Şubat 2020 Pazartesi, 06:50

Eskiden anne-babalar 'eti senin kemiği benim' diyerek bizi öğretmenlerimize emanet ederdi.

İlkokul 1.sınıftayken 60 kişilik sınıfta okudum, öğretmenim yeri geldiğinde sevdi, yeri geldiğin de ise çok kızdı...

Ve okulun en yaramaz sınıfı bizdik.

Cama yumruk atandan tutun, her teneffüste olay çıkaranlar bizim sınıfımızdaydı...

Hiçbir Allah'ın günü, okula bir velinin gelip 'efendi, efendi siz benim çocuğuma nasıl kızar, kulağını çeker, nasıl ilgi göstermezsiniz' dediğini hatırlamıyorum.

Hadi sen küçüktün, nereden hatırlayacaksın derseniz anneme sordum, onayladı...

Şimdi ise işler değişti...

Ülkenin, hatta dünyanın havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez ama...

Bugün her şeyi elde eden 1.sınıf öğrencileri bile öğretmenlerine saygısız davranmaya başladı.

Daha büyüklerini, lise öğrencilerini, ergen ergen hareket edenleri şimdi siz düşünün.

Evet, bunları her öğrenci için konuşamayız ama; akşam ezanında evde olacaksın denilen çocuklarla, yemek masasında ailesinin yüzüne bile bakmadan telefonla oynayan çocuklar arasında büyük fark var.

Burada çocuklara 'dayak' atanları savunmuyorum, onu da belirtmiş olayım.

Abartma, o kadar da değil diyorsanız,

Büyüklerimize okul hayatlarını sorabilirsiniz.

Şimdiki çocuklar dünyada olup bitenden, teknolojiden, kısacası her şeyden, her bilgiden haberi var ama...

Saygıdan, karşılıksız sevgiden ve en önemlisi doğru düzgün cümle kurmaktan, konuşmaktan haberleri yok.

Ayrıca sadece öğrenciler değil, bazı öğretmenler de farklılaştı.

Canı sıkılan veya hiçbir duruma tahammülü olmayanlar, dayak atıyor.

Konya'da bir ilkokulda rehber öğretmeni olarak görev yapan kadın, komşusunun kızına önce omuz attı, sonra da kız tepki verince tekme tokat saldırdı. Daha sonra 'imdat' diye bağırınca olaylar büyüyor.

Senelerini öğretmenliğe vermiş bu kişi, kameraların olduğunu pek kestirememiş.

Şimdi akıllara bir sürü soru geliyor...

Bunca sene öğrencilerine nasıl öğretmenlik yapmış?  Öğrencilerine nasıl davranmış? En önemlisi ise, onun yetiştirdiği öğrenciler nasıl bir kişiliğe bürünmüş...

Saldırı anını anlatan genç kız ise bizimle aynı düşüncede,

Diyor ki; Böyle bir insan nasıl öğretmenlik yapabilir? Böyle bir insana çocuklar emanet edilir mi?

Artık takdir mahkemeye kaldı...

Yani anlayacağımız, 'eti senin kemiği benim' deyimi sadece lafta kaldı.