Doğan Cüceloğlu

Sibel Akıncı 20 Şubat 2021 Cumartesi, 06:30

Piyanist filmi vizyona girdiğinde Ramazan Bey sinemaya gitmeye karar vermişti. Ramazan Bey tekerlekli sandalye kullandığı için salonun girişinde merdivenlerin başlangıcında uygun bir yerden filmi izlemek zorundaydı. Hiç en önde film izlediniz mi bilmiyorum ama bu pek keyifli değildir. Salona girenler üst sıralardaki koltuklarına doğru giderken bazen Ramazan Bey'in ayaklarına bazen de tekerlekli sandalyesine çarpıyor ancak sanki o orada yokmuşçasına tek bir kelime etmeden yanından geçip gidiyorlardı. O ise geçenlerin gözlerine, "Merhaba, ben de buradayım" dercesine bakıyordu. Fakat tek bir kişi bile selam vermedi ya da özür dilemedi.

Piyanist filminde Nazilerin Yahudileri tespit etmek için baskın yaptığı sahnelerden birinde kamera evleri dışarıdan gösteriyordu. Bu yüzden, askerler aniden eve baskın yaptıklarında yemek yiyen insanların yalnız bellerinden yukarısını görebilmek mümkündü. Nazi subayı, yemek masasında oturan herkesin ayağa kalkmasını emretti. Bir kişi hariç herkes ayağa kalktı. Nazi subayı, öfkeyle bağırarak ona da ayağa kalkmasını söyledi. Ancak bu adam emre rağmen masada oturmaya devam etti. Bunun üzerine daha fazla öfkelenen Nazi Subayı o kişinin pencereden dışarıya atılmasını emretti ve askerler bu adamı tekerlekli sandalyesiyle beraber pencereden attılar. Adam tekerlekli sandalyede olduğu için ayağa kalkamamıştı. Ramazan Bey o sahneye salonda bir uğultu ile tepki gösterildiğini anlatıyor "Farkında Olmak" başlıklı yazısında.

Ve film bittikten sonra neredeyse herkesin yanından geçerken ona selam verdiğini ya da hafif bir tebessümle iyi akşamlar dediğini üstelik insanların bu sefer onun ayaklarına basmamaya çalıştıklarını ifade ediyor.

Piyanist, insanların Ramazan Bey'i fark etmelerini sağlamıştı ve Ramazan Bey o gün insanların duyarsızlıklarına kızmak yerine farkında olmalarını sağlamak için bir şeyler yapılması gerektiğini anlamıştı.

Ramazan Baş, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği'nin(TOFD) başkanı. Ben Ramazan Bey ile Doğan Cüceloğlu'nun kitabı sayesinde tanıştım. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğini önceden biliyor olsam da derneğin başkanının böyle bir anısı olduğunu elbette bilmiyordum. Kitabın ilerleyen sayfalarında Ramazan Bey hayatına dair farklı paylaşımlarda bulunarak yeni ufuklar açıyor biz okuyucularda.

Değerli yazar Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu'nun Gerçek Özgürlük kitabı kendi iç yolculuğumuza çıkmak için ve o yolculukta kendimizi bulabilmemiz için yazılmış çok önemli bir eser. Sadece Ramazan Baş ile değil birçok değerli insanla tanışıyorsunuz kitap sayesinde. Hayatınızı, tanımlama ve değerlendirme sistemlerinizi, kültür robotu olup olmadığınızı sorguluyorsunuz. Kitabı bitirdiğinizde içinizdeki özgür gücü keşfetmekle kalmıyor, o güce sımsıkı sarılıyorsunuz.

Doğan Cüceloğlu, insanımızın yaşamında kendisi olarak var olabilmesi için çabalayan, eğitim, sağlık, evlilik kurumu gibi önemli konuları derinlemesine inceleyen ve topluma ışık tutan çok değerli bir insandı. İnsan insana iletişim kurmanın, ben yerine biz bilincinin üzerinde duruyordu birçok kitabında. Çocuklar küçük insandır, onları dinleyin diyerek çok değerli mesajlar veriyordu bize. Neredeyse her kitabında öğretmenlerin hayatımızdaki öneminden bahsediyordu.

Onu anlatmaya sayfalar yetmez. Kişiliğimin oluşumunda büyük etkisi olan Doğan Hocamın kitaplarını okumuş olmaktan dolayı çok mutluyum. Bir öğretmen olarak onun öğretmene vermiş olduğu değerden dolayı onur duyuyorum. İyi ki ülkemiz böyle bir değere sahipti. Dilerim kitapları daha çok okunur, videoları daha çok izlenir. Türk insanın da Türk toplumunun da Doğan Hocadan öğrenecek çok şeyi var. Çok sevdiğim Doğan Hocamı rahmetle anıyorum.