Sonbahar depresyonu

Selin Özcan 02 Ekim 2017 Pazartesi, 09:28

Yazın bitmesiyle birlikte güneşli günler yerini bulutlu ve yağmurlu günlere bırakmaya başladı. Güneşli günlerin azalması, okulların başlaması, ve dolayısıyla sorumlulukların artması, kişilerde birtakım ruhsal sorunlar yaratabiliyor. Haliyle, terapi odama gelen kişilerde depresyonla bu dönemde daha sık karşılaşıyorum. Peki bunun sebebi yalnızca sonbaharın gelişi mi? Yoksa sonbaharı bahane mi ediyoruz?

Sonbahar depresyonu olarak karşılaştığımız bozukluğun bir diğer formu aslında mevsimsel afektif bozukluktur. Tekrarlayan depresyon olarak adlandırılan mevsimsel affektif bozukluk (SAD-Seasonal Affektif Disorder), sonbahar ve kış günleri kısaldığında ortaya çıkma eğilimi gösteren (ve tekrarlayan) bir depresyon türüdür. Azalan güneş ışığı miktarına ve sonbahar-kış ayları gibi daha düşük sıcaklıklara kişilerin verdiği olumsuz tepki şeklinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle, Ekvatordan daha uzakta yaşayan insanlarda mevsimsel afektif bozukluk insidansı artar. Ancak her ne kadar sonbahar ve kış mevsiminde ortaya çıksa da, yaz aylarında da bu durumdan muzdarip olanlar vardır. Kadınlarda erkeklerden yaklaşık dört kat fazla ortaya çıkan hastalığın ortaya çıkma yaşı ortalama 23'tür.

Belirtileri Nelerdir?

Hastalık için spesifik bir tanı testi bulunmamakla birlikte, depresyonun bir şekli olduğu için, belirtilerin belirtileri arasında yorgunluk, hüzün veya genel hoşnutsuzluk duygusu, ağlama nöbetleri, sinirlilik hali, konsantrasyon problemleri yer alır. Bununla birlikte, vücut ağrıları, cinsel istek kaybı, uyku kalitesinin azalması, azalmış aktivite düzeyi ve iştah değişikliği; aşırı yeme, özellikle de karbonhidrat tüketiminde artış ve kilo alma görülmesi sık görülür. Semptomların yoğun şiddetli görülmesi durumunda, intihar düşüncelerinin görülmesi mümkündür, bu nedenle önlem alınması gerekir.

Sebepleri ve Risk Faktörleri nelerdir?

Mevsimsel afektif bozukluk, kış aylarında gün ışığından yetersiz faydalanılması sonucu beyindeki kimyasal dengenin değişiminden kaynaklanır. Tam olarak nasıl meydana geldiği ve etkilerinin ayrıntıları üzerinde araştırmaların devam etmesine rağmen, beyindeki yüksek seviyedeki melatonin ve düşük serotonin düzeyleri, kandaki D vitamini seviyelerinin düşük seviyelerde olması, mevsimsel afektif bozukluk ve diğer bazı depresif koşulların daha yüksek bir oluşuyla ilişkili olduğu bazı araştırma sonuçlarında bulunmuştur.

Tedavi için neler yapılabilir?

Tedavide psikiyatrist, psikolog gibi ruh sağlığı alanında uzman kişilerden destek almak gereklidir. İlaç tedavisi ve psikoterapinin yanı sıra, günde yaklaşık 30 dakika boyunca alınan düzenli alınan ışık tedavisi (fototerapi) en iyi sonuç alınan yöntemlerinden biridir. Mümkünse, geçici olarak, gün ışığı daha yoğun olan bir iklime taşınma da etkili olabilir. Fototerapi veya antidepresan ilaç olarak eşit derecede etkili olduğu tespit edilen bilişsel davranışçı terapi (CBT), bu hastalığın tedavisinde diğer uygun bir seçenektir. Psikoterapi seansları, terapistin depresyon hastasına, ruhsal durumunu iyileştirmek için engel olabilecek düşünme biçimlerini fark etmesine ve anlamasına yardımcı olarak, depresif semptomları hafifletmek ve hastanın işlevselliğini arttırmayı içerir.

Açık havada geçirilen zamanın artması, daha fazla fiziksel egzersiz ve yağsız beslenme, protein tüketimi, meyve, sebze ve kompleks karbonhidratların tüketimi gibi beslenme alışkanlıklarının korunmasına ek olarak, rafine şekerler ve diğer karbonhidratların alımının azaltılması da mevsimsel afektif bozukluğun belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilen bazı yaşam tarzı değişiklikleridir.