Türkiye'nin zaferi...

Selahattin Erkan 19 Temmuz 2019 Cuma, 07:30


S-400'lerin alınması ve ülkeye getirilmesi, bütün Türkiye düşmanlarını mağlubiyete uğratmıştır.

Bunca baskı, topyekûn çullanmalara rağmen, savunma sanayine yaptığımız yatırımlarda elde edilen başarılar; yeri yapım tanklar, piyade silahları, toplar, SİHA'lar(Silahlı insansız hava araçları), İHA'lar(İnsansız hava araçları)... Hepsi, silah sektörünü elinde bulunduran özellikle Yahudi sermayesini çıldırtırken, yerli üretim silahların artması ile teröre karşı alınan başarı da Batı'yı ürkütmeye devam ediyor.

Özellikle ABD, ciddi oranda hegemonya kaybına uğradı!

Ortadoğu'da yarım asra yakındır sürdürdüğü Türkiye hesabı tamamen alt üst edildi. Türkiye, elindeki kozları bağımsız, güçlü ve dirayetli kullanmaya başladıkça ABD, sürekli yalpalamaya başladı.

Alabora yaşıyor.

Çok başlılık sergiler oldu.

Pentagon ayrı bir telaşta, Beyaz Saray ayrı!

Türkiye'de ise; dışarıya karşı gösterilen bu dirayet ve güçlülük kararlılığı seçimlerin ardında ulusal moral, motivasyon yarattı.

Dışa bağımlılık azaldıkça, içeride bir öz güven patlaması yaşamaya başladık.

Neredeyse, S-400'leri bunca baskıya rağmen alıp, getirip kurmaya başlamayı mitinglerle, sevinç gösterileri ile karşılayacağız.

Ulusal bayram havası yaşıyoruz.

Ulusumuza; bunca baskı, yaşatılan ekonomik güçlüklere rağmen hürriyet sevinci aşıladı.

En azından ben öyle görüyorum.

Baksanıza, muhalefet bile alkışlamaya başladı. İçeride gösterilen birlik beraberlik; toplum üzerinde olumlu hava bırakmıştır.

Morallendik!

Sevindirik(!) oldum. Her zamankinden daha fazla gülümsüyorum, çok şükür.

"Diklenmeyeceğiz, ancak hep dik duracağız!"

Diklenmeden, dik durmak; S-400'leri almamızı sağlamıştır ve ulus olarak bunca zamandır teröre karşı verdiğimiz savaşta aldığımız yaraları tamir etmiştir.
Allah'ın izni ile bu beladan kurtuluyoruz. Terör, bu güç ve moralle ortadan kalkacaktır.

Aslında ABD ve Yahudi sermayesinin korkusu da budur; Türkiye, Terör belasını yenerse dünyanın yeni bir  "dev"i olacaktır.

Yeniyoruz! Yeneceğiz ve az kaldı!

FETÖ belasını ulus olarak alt ettik.

 Tam kurtulmasak da; kuruyacak inşallah. Terörün en büyük kaynağı idi, kuruyacak!

Optimar Araştırma'nın yaptığı S-400 araştırma sonuçlarına bakılırsa; toplumun %63.2'si Türkiye'nin takındığı tavrı tereddütsüz destekliyor.

CHP'li seçmenin %46.6'sı da iktidarın tutumuna tam destek vermiş!

Ak Parti ve MHP'li seçmenlerin kahır çoğunluğu olumla karşılamış.

Diğer bir soruda da seçmene ABD'nin yaptırımına karşı tavrımız ne olmalıdır sorulmuş.

"Geri adım atılmamalı" demişler.

Yani; dik durulmalı, diklenmeden! Uyası yapılmış.

Geri adım atılabilir diyenlerin oranı; %8.9!

Gel de sevindirik(!) olma!

Vatandaş olarak daha ne beklenebilir ki?

ABD de zaten açıkladığı yaptırımda; Pentagon F-35 projesinde Türkiye'nin durumunu dondurduk derken, Beyaz Saray; yaptırımla Türkiye'nin savunmasını zayıflatamayız dedi.

NATO ise tam anlamıyla Türkiye'yi neredeyse alkışlayacak!

" Türkiye'nin S-400'leri Nato silahlarıyla çakışma yaşamaz, her ulus kendi savunmasının önlemini alma özgürlüğüne sahiptir" açıklamasında bulundu.

 Daha ne desin?

Tüm bu açıklamalardan sonra içerideki hainlerin dediği gibi dolar fırlamadı. 10 tl falan da olmadı.

Ulus olarak, ekonomiyi düzeltip,  işsizliği de azalttık mı; bu millete ambargo, mambargo vız gelir!

Kimse ambargoda geri adımı falan konuşmaz.

 "70 YILDIR ÖLDÜK, BATTIK DENİLİYOR..."

Sakarya'nın Taraklı ilçesine geçen hafta turistik bir gezi yaptım. Geyve ve Bolu'nun Göynük ilçeleri ile aynı güzergâhta.

Geyve'yi geçip; hem Mona Roza şiirinin anlam bütünlüğünü yaşamak istedim. Hem de Sakarya Nehri'nin üzerinden geçip, 70'li yıllardan beri bizi "dava ehli" olarak tutan Üstadımız Necip Fazıl'ın "Sakarya Türküsü"nü bir kez daha dinlemekti amacım.

Arabada dinliyorum... Tam da o mısra geldi:

"Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!" Bilmiyorum kaç kez dinlemişimdir, saymadım?

Ancak bunca keresinde bile, hep bu mısraya gelince şiir; ben yağmur gibi boşalırım!

Bunun adı ağlamak değildir. Bunu tarif edemezsiniz. Kendi kendime tarif edemediğim gibi.

Gözyaşlarıyla Taraklı'ya vardım. Kent müzesi yapmışlar. Oymacılık ve tahta sanatı yaygın.

Sami Amca, genç görünüyor ama 88 yaşında imiş. Şimşir ağacından kaşık, spatula, kepçe gibi mutfak gereçleri oyuyor. Artık "sanatçılık da bitti" diyecek oldum; bana çok güzel bir ders verdi!

Sami Amca, "Oğlum, 88 yaşındayım. 70 yıldır duyarım; öldük, battık, bittik diye. Ancak halen daha, her geçen gün daha güçlü ayaktayız baksana!" dedi.

Gerçekten de iyi bir dersti.

"Sanat ve sanatçılık yön değiştirdi" dedi.

"Şimşir ağacı mı kaldı" dedim, "Oğlum, bizim ormanda istemediğin kadar var" dedi.

Yeter ki kıymetini bilelim!