Kulağımıza fısıldanan sözlerle büyüleniyoruz

Seçil Semiz Özcan 21 Şubat 2021 Pazar, 07:30

 "Söz ile sihir başlangıçta aynı şeylerdi" demiş Sigmund Freud ve eklemiş "Kelimelerin sihirli güçleri vardır"

Yani bize söylenen sözlerin öyle derin bir kudreti var ki, dinlerken efsunlanıyoruz.

Bilinçaltımıza yılan kıvraklığı ile giren kelimelerin tılsımıyla, adeta hipnoz oluyoruz.

Hiç düşündünüz mü gün içinde kulağınıza fısıldanan sözleri ve o sözlerden sonraki haletiruhiyenizi.

Sen bu işi yaparsın diyenlerimiz mi, yoksa o işin bizim boyumuzu aştığını düşünenlerimiz mi çoğunlukta hayatımızda?

"Heyecan arama oturduğun yerden" diyerek yavaşlatanlarımız mı, "haydi ne duruyorsun düş yollara" diyerek yakıt pompalayanlar mı en yakınımız?

Tam bir eylem ve hareket hazırlığındayken önümüze hep kırmızı boyalı dur levhaları mı çıkıyor, yoksa trafik polisi edasıyla yola devam et diyen bir hareketler döngüsü mü hüküm sürüyor yaşamımızda?

Özümüzdeki rüzgara, coşkun nehirler gibi akmamıza, kendimiz gibi olmamıza katlanamayanlar ordusu mu kuşattı dört bir yanımızı, biz farkında olmadan...  "Şimdi olmazcılar, ne gerek varcılar, hiç yakışık almazcılar tarafından mı esir alındık, engebeli yollarda yeni patikalar açma gayretindeyken?

Ve en nihayetinde kala mı kaldık oturduğumuz yerde, vaz mı geçtik çok istediklerimizden, yapamayacağımıza ikna mı olduk? Daha yorgun, daha solgun bir bedenle, söndürdük mü salondaki ışıklarımızı günün sonunda...

Sigmund Freud kelimelerin sihirli güçleri olduğunu söylerken tam olarak bunu kastetmiş olmalı.

Kulağımıza fısıldanan sözlerle büyüleniyoruz!

Çevremizdeki insanlar belirliyor bir sonraki güzergahımızı.

Şanslıysak; şahlanıyoruz, hareketlenip bereketleniyoruz. Değilsek küsüyoruz ve oyundan kalkıyoruz.

Bedenimizi sımsıkı saran eleştiri çemberinden bir kurtulsak çok rahat yürüyeceğiz eminim.

Coşup çağlamak dururken, ümitsizce kök salıyoruz. Kanatlanıp uçabilecekken, çöreklenip gizleniyoruz.

Olan, keşfedilmeyi bekleyen ıssız kentlere, yolcusunu beyhude bekleyen otobüslere, kaçan heveslere oluyor.

El aleme mutluluğu; kendimize ızdırabı reva görüyoruz.

Ama böyle de yaşanmaz ki. Kasvetli bir hayat yaşanmaya değmez ki...  

Perdeleri bir çırpıda sıyırıp, bambaşka bir pencere açmak istiyorum tam da şu noktada.

İlerlemek istiyorsan kendi önünden çekil diyen Nietzsche'ye de bir kulak versek mi acaba?

Yaprak değiliz, rüzgar nereden eserse oraya savrulmaya  olmasın meylimiz! Yürüyeceğimiz yollardan da, alacağımız kararlardan da tek sorumlu kendimiz değil miyiz?

Şu an ki halimizle, olmasını istediğimiz halimizi değiş tokuşa hazırsak,

İstikrarlı bir çaba da her güçlüğü yenecek demektir.

Yola; dene, başla, yap, korkma, durma, vazgeçme, inan, başar diyenlerle devam etmeliyiz diyorum.

Kederimizi dinlemeye dört nala koşarken, başarılarımıza karşı dilsiz olanları da yolun kenarında indirelim, kurtulalım diyorum.

Güzeli görebilme kabiliyetinde olan ve tercihini güzel konuşmaktan yana kullanan tüm zarif ve latif insanlara da mutlu pazarlar diliyorum.