Öğretmenler ve kaybolan milli değerlerimiz! (1)

Recai Albay 29 Kasım 2019 Cuma, 07:30

Bir toplumu ayakta tutan ve onu geleceğe taşıyan en önemli şey, o toplumu mazisiyle bağlayan değerlerdir. Genetiğinde tevarüs eden gelenekleridir. Bunlar yok olduğunda o toplum dünya sahnesinde millet olma hüviyetini kaybetmiştir.

Bu nedenle; Tarih boyunca, Türklere kin ve düşmanlık besleyen Batılı Haçlı zihniyeti ve bu zihniyeti besleyen kilise, Türkleri Tarih sahnesinden silmek için (Patrik Gregorius'un Rus Çarı Aleksandr'a yazdığı mektup) şu noktaya dikkat çekmiştir: "Türklerin gücü; dinlerine bağlılıklarından, büyüklerine, hocalarına olan itaat duygularından, ahlaklarına, anneannelerine ve manevi değerlerine bağlılıktan gelmektedir. Bu yıkıldığı gün, asıl kuvvetleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir." Maalesef, bu mel'un proje, bu ülkede eğitim kanalıyla uygulanmaya konulmuştur.

Bugün eski tedrisattan geçen yaşlı insanlarımızla, gençlerimizin ahlak ve davranışları hakkında konuştuğumuzda, ne derece değerlerimizin yıprandığını, yok olduğunu görmenin ıstırabını çekiyoruz.

24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle bir kez daha Maarif bakanına soruyoruz:

Eğitimin amacı ne? Tam olarak gelişmiş bir insan şahsiyeti mi yoksa son derece profesyonel ve ihtisaslaşmış bir sanayi işçisi mi? 

Sovyet biyolog Lisenko bir zamanlar şöyle demişti:

"Biz Sovyetler Birliği'nde insan doğurmuyoruz, organizmalar üretiyoruz, sonra onları aşçı, doktor, teknisyen, yol işçisi, mühendis vs. yapıyoruz".  Şimdi amaç Lisenko'nun dediği tarzda, gayemiz organizmalar mı üretmek, yoksa kendi bin yıllık değerleriyle dünya sahnesinde bir millet olarak yaşamak mı? Bu soruların cevabını bekliyoruz.

Bundan 50-60 yıl önce, henüz değerleri yok edilmemişken, bir öğretmen ve saf Anadolu çocuğunun hatırasını naklederek, toplum olarak nerelere savrulduğumuzun fotoğrafını çekmek istiyorum.

Son olarak; bu Anadolu insanlarının gelenekleri ve kendine has düşünce ve inançları olmaksızın tasavvur etmek belki çağdaşlık pespayesi çerçevesinde mümkündür. Ama onların bu halde ne kadar "Türk ve Müslüman" oldukları ise bambaşka bir sorundur.  Nereye gittiğimizin bir başka sağlaması da, bu ülkede mantar gibi çoğalmaya başlayan 'huzurevleridir'. Yakında bir kişilik evler ve hazır tek kişilik paket yiyecekler de peşi sıra geldiğini de ifade edeyim. (devam edecek)