Müminlerin münafıkları!

Recai Albay 31 Mayıs 2019 Cuma, 07:30

Eleştiri güzeldir, aynı zamanda medeniliğin, olgunluğun, tarafsızlığın ve söz hürriyetinin de bir göstergesidir. Lâkin her daim eleştiri karşı tarafa çıkarılır ve kendimizi "sütten çıkmış ak kaşık gibi" görürsek, her halde bunun adı "eleştiri" olmaz buna " fanatizm" denir.

Hem haklı ve yapıcı eleştiride bilhassa memleketimize özgü şu noktaya da dikkat etmek lazımdır; Müslümangörünümlü yahut dini sömüren kişileri eleştirirken;DİNİ eleştirir konuma düşülmemelidir. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Hadis-i Şerif'e göre de küfrün, nifakın alametidir.

Ben komünist (Tunceli) parti belediye başkanının yaptıklarını alkışlarım elbette. Fakat şu püf noktaya da dikkatinizi çekmek isterim; O adamın icraatı (bir kısmı/tümü değil) İslamcadır, Müslümancadır. Fakat şahsı Müslüman mıdır, değil midir, beni ilgilendirmez. Dolayısıyla beni icraatları, işleri, fİİlleri, uygulamaları ilgilendirir. Evet, gönül arzu eder ki, her daim Müslümanlığı, dini/İslamî terimleri ağızlarından düşürmeyen diğer sağcı, muhafazakâr, dindar, İslamcıbelediye başkanları da böyle bir iz, bir hizmet, bir icraat geride bırakabilseydiler. İslamiyet'in güzelliklerini, adaletini, tarafsız icraatını vb. güzelliklerini gösterebilseydiler.  Ama maalesef toplumda hep yanlışlıkları, yakınlarına iltibasları ve koltuklarındaki ihtişamlarıyla, kibirleriyle, gururlarıyla vb. fiilleriyleanılıyorlar.

Şimdi şu ikisini kıyasla, hangisi daha "islamca"?

Robert Bosch'a atfedilen bir söz var; "insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim". Bu millet bilhassa yöneticilere Özal'la birlikte AK Partiye büyük bir güven büyük ve ümitle her türlü dahili ve harici algı ve tuzaklara rağmen destek verdi ve hala da vermeye devam ediyor. İşte hükümet ve idareciler milletin itimadını ve ümidini kaybetmemeli ve onları inkısar-ı hayale uğratmamalıdırlar. Zira bu itimat ve güven sarsılırsa alimallah bir daha da toparlanması pek zor olur, belki de imkansız olur. Önümüzde çok taze bir ANAVATAN partisi duruyor. Bu akıbete niçin düştü? diye, bugünkü AK PARTİ büyük dersler almalıdır.Ayet-i Kerime ne diyor:

"Şüphe yok ki bir topluluk, ahlakını değiştirmedikçe Allah o topluluğu değiştirmez." (Ra'd.11)

Bir hadiste Hz. Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

"Ed din ü muamele". Yani senin muamelen, icraatın, fiillerin, davranışların, sıfatların senin dinindir.  Bir başka hadiste de;"sakın kişinin namazı, orucu sizi aldatmasın! Siz o kişinin dinar ve dirhemlerine bakınız." Yani toplumdaki muamelesine, icraatlarına, fiillerine bakınız. Yoksa sözleri ve dış görünüşleri sizi aldatabilir. Bizim yöneticilerimizde aradığımız ölçü işte budur.

MÜMİNİN MÜNAFIĞI!

Münafık iki türlüdür diyor Gazali:

Biri; İnsanı dinden çıkarır ve küfre sokar ve böylece insan ebediyyen cehennemde kalacak olanların zümresine dâhil olur.

Diğeri; Sahibini bir müddet için ateşe atar veya illiyin derecesinden indirir, ya da onu sıddıklar rütbesinden düşürür. İşte müminlerde bulunmasında şüphe edilen nifak bu kısımdır.

Bugün halkın hukukunu, yönetimini yüklenen kişilerin yaptıklarını, fiillerini bu ölçüye, bu mihenge vurduğumuzda, bunların neden milletin şamarına muhatap oldukları daha net anlaşılır. Ağzındaki sözler, kelamlar "islamca",lakin muameleleri ise "Emevice" olanların akıbeti de herhalde "Emevi Halifeleri" gibi olur. Bu, "Şeriat-ı Tekviniye'nin" şaşmaz bir kuralıdır.

Milletin sırtından şatafat sürdürenler, devletin parasıyla bol bol billboardlarda resimli posterlerini sunanlar, etrafına ve yalakacılarına ihaleler verenler, belediyelerin BİT'lerini şahsi yahut parti mensuplarına peşkeşçekenler... vb. birazcık cami lokallerine ve halkın mekanlarına inip de vatandaşın sohbetlerine kulak versinler de ne demek istediğimizi anlasınlar. Beyler! Hiçbir şey ilanihaye değildir. Halkın verdiği "yönetim süreci" yazın sıcağındaki buz parçası gibi eriyor. Bunu artık görünüz.