Kervan hedefe ulaşacaktır!

Recai Albay 12 Ocak 2018 Cuma, 06:44

Tarihin seyrini değiştiren birçok savaş, sadece askerlerin başarısı ya da liderler sayesinde değil, casuslar tarafından da kazandırılmış/kaybettirilmiştir. Bilgi sağlamak ve zafer elde etmek için yapılan çok sayıda casusluk ve casus avlama girişimi, sonuçta başarıyı getirmiştir.

Ajanların zekası ve iki yüzlü oynaması birçok kişinin hayatının kurtulmasına ya da hayatlarını kaybetmesine yol açtığı gibi ülkelerin değişimini de şekillendirmiştir.

Bu perspektiften baktığımızda ülkemizde patlak veren "FETÖ" hıyaneti, isyanı aynı zamanda "sistem değişikliğini" sağlayan bir kuvvetli sebep ve vesileye dönüşmüştür.

Kurulduğu günden beri "vesayet kurumları " tarafından yönetilen ülkemiz, bu prangaları bir türlü kıramamıştır. Cumhuriyet ile idare edilmesine rağmen (ki güya son söz halkın idi...), Anayasa ve yasalara öyle hükümler yerleştirilmiş ki; nihayetinde " vesayet kurumların" iradesi hep geçerli olmuştur. Oldukça mükemmel kurgulanan bu senaryo yaklaşık bir asırdır (aynı senaryo diğer Müslüman ülkelerde de uygulanmış ve hala da uygulanmaktadır) Türk kamuoyunda sahneleniyor.

15 Temmuz FETÖ isyanı, farklı ve cihanşümul bir senaryo ile bir asırlık gösterimde olan tüm bölümlerin kaldırıp, yerine-sadece vesayet kurumlarına verilmiş olan görevin-tüm halk tarafından benimsetilmesi üzerine kurgulanmış bir oyun idi. Çünkü; yapılan bütün çabalara rağmen halk inancından ve dini akidesinden kopmamış, vesayetçiler hep azınlıkta kalmışlardır.

İşte kökü dışarıdaki, "misyonik zındıka" bu sefer halkın inanç yönünü ele almış, bu noktadan hamle yapmıştır.

Evvela; milletin ekseriyetinin desteğini almak için, "iyi eğitilmiş, kişileri ağlatabilecek düzeyde etkili konuşan bir aktör bulunmuş, dini bir kisve geçirilerek, sabırla halkın mayalanması için yıllarca beklenilmiştir.

Bu sinsi oyun aslında fevkalade bir şekilde başarılı da olmuştur; taa ki, "İlahi Kudret" tarafından bu tuzak ve münafıkane hareket bozuluncaya kadar.

Unutmayalım ki, bu hareketin temelinde yatan kasıt, aslında İslam dinini, Musevilik ve İsevilik dinlerinin akıbetine çevirmek idi. Bu şeytancasına planlanmış, kurgulanmış bir sinsi hareket idi.

Binaenaleyh münafıklar ve sinsi şeytanlar tarafından öyle muazzam bir şekilde hazırlanmış ki, bu ancak İlahi İrade ve Kudret tarafından bozulabilinirdi ki böyle de oldu. Çünkü bunlar Allah'ın koruması altına aldığı dinine bir savaşa cüret ve cesaret gösterdiler. Hadi aştılar. Bu nedenle, olayın bir tarafında Cenab-ı Hak bulunuyor. Ve mücadeleyi bu gözlükten takip edelim.

Bu oyun RTE tarafından, belki de bir şahıs tarafından bozulduğunu görüyorlar, bir türlü hazmedemiyorlar.

İşte bilhassa dış mihrakların ve oyunu kuran devletlerin kudururcasına ve kendilerini deşifre ederek Türkiye' ye karşı hasmane tavırların altında yatan saik budur. Kuduzcasına ve şuursuzcasına saldırmakta haklıdırlar. Çünkü asırlık oyunları bozulmakla kalmadı, bu ülke tam aksi bir istikamette yol aldı. Onların korktuğu da bu idi. O korku da gözlerinin önünde tahakkuk ediyor.

Unutmayalım; Cenab-ı Allah diyor ki, iki kişinin üçüncüsü benim. Yani bir başka ifadeyle siz ne hesap, dolap, tuzak çevirirseniz çevirin; Sonunda benim dediğim olacaktır. Bakınız en kesif ve yoğun düşman hamlelerin yapıldığı bir zamanda, insanın adeta karamsarlığa düştüğü anlarda, bir bakıyorsunuz hiç umulmayan bir müspet hadise vuku buluyor ve can simidi gibi imdada kavuşuyor; millet de derin bir nefes alıyor. Türkiye katarı da belirlenen hedefe doğru sağ salim gidiyor. Bu da İlahi korumanın kontrolünde olduğumuzun bir belirtisidir. Dolayısıyla karamsarlığa hiç yer yok. Ümitvar olunuz.