Jakoben Kemalist muhalefet ve sürekli hoşnutsuzluk!

Recai Albay 09 Ağustos 2019 Cuma, 07:00

Bu ülkede bir kitle var; sürekli karamsar, münekkit ve hoşnutsuz. Yapılan hiçbir icraatı ve iyiliği, yeniliği ve hayr'u hasenatı beğenmez. Bu bakış bir partinin üst yetkilisinin ağzından şöyle ifade edilmişti: "Bu hükümet dünyanın en doğru işini bile yapsa bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok. Milletin bize verdiği görev bu kardeşim." (Engin Altay. CHP Grup Baş.V.)

Şimdi  'her seyyienin içinde bir dane-i hakikat mevcuttur' prensibinden hareketle, ülkemizdeki; 'yıkıcı, acımasız, insafsız ve düşmanca' bir yol takip eden, "jakoben ve Kemalist muhalefet etme siyasetini güden bir partiyi" tahlil etmeye çalışalım.

Bakınız, Cumhuriyet tarihinden bu yana yapılamayan ve hayal bile edilemeyen icraatların hayata geçirildiğini görüyoruz. Meselâ, sadece otobanlara ve bölünmüş yollara baktığımızda; bu hükümetten önce, ülkenin tümünde ancak birkaç bine ulaşan bölünmüş yollar ve bine dahi ulaşamayan otoban ağından; 25-30 binlere ulaşmış otoban ve bölünmüş yollara kavuşması bile, alkışlanması gereken bir hizmettir. Fakat maruf muhalefet, cumhuriyet tarihinin en büyük otobanı, İstanbul-İzmir arası açılırken, neyi manşetine çekiyor; 'ayağa geçirilen galoşu'. Vardır bunda da bir hayır, diyerek bu arkaik muhalefeti tersinden ve böyle bir muhalefetin, 'ülkeye hiç mi yararı yoktur?' anlayışından hareketle, iyi niyetle tahlil etmeye çalışalım:

SABIRSIZLIK!

"Şimdi toplumun şevkle ve hızla ilerlerken/gelişirken; bir kısmının (CHP ve avanesi gibi) da özlemle dönüp geriye bakıyor olması, ilk bakışta tuhaf görünebilir. Ne ki, bu çift yönlü eğilim tüm tutarsızlığına rağmen tek bir ilkeyle açıklanabilir. Şöyle ki, her iki durumda sabırsızlığımızdan kaynaklanmaktadır. Bu sabırsızlık, bizleri bir yandan önceki nesilleri aşmaya zorlarken, bir yandan da mutluluğu abartmaya yöneltir. Sürekli gelişmekte, iyileşmekte olan bir durumdan, sürekli hoşnutsuz olmak akılcı olmadığı gibi, biraz da nankörlüktür. Gel gör ki, eğer hoşnut olsaydık, geleceğe dair hayallerimizi gerçekleştirmek için çalışmaktan vazgeçerdik."

ARAP ÇÖLLERİNDE BİR GEZGİN!

"Aslında Arap Çöllerinde gezen seyyahlarınkine benzer bir yanılsama içindeyiz. Kervanın altı tamamen kuru ve boştur ama uzakta su (serap) görünür. Seyyahlar hızla ileri atılırlar ama bir saat önce göl olduğunu sandıkları yerde kumdan başka bir şey bulamazlar. Dönüp geriye bakarlar ve bir saat önce zar zor geçtikleri yerde yine bir göl görürler. Uluslar 'yoksulluk ve ilkellikten zenginlik ve medeniyete giden uzun yolda' benzer bir yanılsama yaşarlar. Şayet geride kalmış olan serapa doğru koşacak olursak, serabı yakalayalım derken kendimizi o muhteşem antika çağda buluruz."  (Thomas B. Macaulay)

ŞEFLİK DÖNEMİ!

Sık sık muhalefet tarafından sloganlarla övülen, atıfta bulunulan "cumhuriyetin ilk döneminin" altın çağının asilzadelerin bile bugün bir hizmetlinin, işçinin burun kıvıracağı konfordan yoksun oldukları; çiftçilerle esnafının bugün düşkün ve huzurevlerinde, hastanelerde, kışlalarda... bile arbedeye yol açacak nitelikli kahvaltı yaptıkları (O dönemde kahvaltıda çay, şekerle değil üzüm ile içilirdi. Bir kilo şeker 75 kuruş, bir keçi 50 kuruş idi), haftada bir temiz gömlek giymenin seçkinler için bile bir ayrıcalık olduğu; insanların o günkü köy ve şehirlerde bile bugün şehirlerimizin en ıssız, taşra mahallelerinde öldüklerinden daha fazla öldüğü; İstanbul'un kenar mahallelerinde kolera, tifo gibi hastalıkların kol saldığı, Ankara-İstanbul arası yolculuğun iki gün sürdüğü, tüm şehirlerarası yolların stabilize toprak yol olduğu... vs. olduğunu iddia etmek moda oldu. (Bkn; Türk Demokrasi Tarihi. H.Yürük)

Zamanla bizler de tarih olacağız, bize de imrenenler olacak. Kim bilir belki 2023'ten sonra, Bursa'da yaşayanlar, haftada bin lira kazandığı için acınacak halde olduğunu düşünecek; emekçinin akşam yemeğinde et yememesi, bugün çavdar ekmeği yememek kadar tuhaf gelecek; sağlık ve tıbbi buluşlar ortalama insan yaşamının birkaç yıl daha uzamasına imkan verecek; bugün hiç bilmediğimiz veya pek azımıza nasip olan sayısız konforlar ve lüks, her çalışkan ve tutumlu için erişebilir olacak. Ama o zaman da, servetin artması ve bilimin ilerlemesinin çoğunluk pahasına azınlığa yaradığı iddia edilerek, Erdoğan döneminde tüm sınıfların kardeşlik içinde olduğundan, zenginin yoksulu ezmediğinden ve zenginin yoksulun ihtişamını kıskanmadığından bahsedilebilir.