Ey batı, seni İsa bile kurtaramaz

Recai Albay 02 Kasım 2018 Cuma, 07:39

İslam âlimleri, Müslümanların problemlerinin nedeninin İslam olmadığını, aksine Müslümanların İslam'dan uzaklaşmalarının problemlerin asıl nedeni olduğunu ifade eder.

Ve bunlara göre Müslümanların Batı karşısındaki zilletinin başlıca nedeni,"Bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah da o kavme bağışladığı nimeti değiştirmez..." (8/53) ayetinde açıklanan yasa gereği, kendilerini bozmuş olmaları, zillet bataklığını kendi iradeleriyle seçmiş olmalarıdır. Bunun sonucunda teslimiyetçi bir ruhla Batı'ya kucak açmışlardır. Bu tavırlarında her ne kadar Batı'yı can-ı gönülden kabul söz konusu değilse de, artık Batı'nın bilhassa da İngilizlerin efendi olduğunu düşüncelerinin en ücra köşelerine sirayet edecek şekilde, aydın kesim tarafından ısrarla Müslümanların beynine yerleştirilmiştir.

Ve maalesef bugün bu bakış, bu kanaat bütün İslam coğrafyasında hâkimdir. Özellikle de yönetim kadrolarınca.

Hâlbuki Batı'nın gücü ve kudreti sadece bir aldanıştan ibarettir. Eğer işin aslı anlaşılırsa, Batı'nın her an çökmeye hazır, çürük temeller üzerinde yer alan bir tapınak gibi olduğu görülür. İslam dünyasının içini oyan, fitne ve fesat akıtan Batının da en birinci karakolu İngiltere'dir.

Meşhurdur ki, bir derede iki balık kavga ediyorsa, muhakkak ki, az önce oradan bir İngiliz geçmiştir. Bu nedenle İngiliz siyasetine karşı hep uyanık olmalıyız.  Bakınız daha 20. Yüzyılın başında bu büyük şeytanı fark eden Afgani şöyle diyor:

 "İngiltere de işte böyle bir tapınaktır. Siyasetin karanlıklarından korkan zavallılar ona sığınırlar. Amaçlarına, vehmettikleri hayallerle ulaşırlar. Nice kararsız ve zayıf insanlar, bu tapınağın duvarları arasında helak olmuştur. Ancak ben, umutsuzluğun ve ölüm isteğinin oraya sağlam güçler taşıyacağı kanısındayım, işte o zaman bu tapınakta umutsuzların cesur haykırışları yükselecek ve duvarlar çökerek büyük tılsım bozulacaktır." (Afganî)

Şüphesiz  "düşman" sadece dışarıda değildir. O dış düşmanların uzantısı içeridedir. Bu içeridekiler, yüzyıllardır, Müslümanları iliklerine kadar sömürmüş, kişiliklerini iğfal etmişlerdir. Bu nedenle İslam'a dönüş (Büyük Uyanış) hareketi sadece dış düşmanla değil, iç düşmanla da uğraşmayı gerekli kılmaktadır. Bundan dolayıdır ki, evvela;  Müslümanlar üzerine çöreklenmiş zorba yönetimlere karşı kitleleri harekete geçirmek ve İslam'ın birliğe, adalete dayanan siyasal sisteminin inşası elzemdir. Sonra da, Batı'nın " adalet, eşitlik, kardeşlik ve hürriyet" maskesinin sahte, aldatmacadan ibaret olduğu ifşa edilmeli. Ve en önemlisi de hakiki medeniyetin ancak İslam'ın yukarıda saydığımız prensipleriyle tesis edilebileceğini yeniden İslam ve dünya coğrafyasında ilan edilmelidir.