Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Bey'e! (1)

Recai Albay 14 Eylül 2018 Cuma, 06:32

Eğitim sistemi size emanet edilmiştir. Artık nasihat ve laf söyleme zamanı bitti; şimdi icraat zamanı.

Abbas Güçlü'nün ifade ettiği gibi;"Milli Eğitim Bakanı Selçuk, eski akademisyen alışkanlığı ile hala eğitimde yapılması gerekenleri hatırlatıyor. Oysa icraat koltuğunda artık kendisi oturuyor ve söylediklerini yapacak olan da bizzat kendisi!.. Ama o artık bir Milli Eğitim Bakanı ve yerim dar oynayamıyorum deme lüksü yok. İşte o yüzden, bir an önce Bakan olduğunu hatırlamalı ki, kangrene dönüşen sorunlar bir an çözülsün. Yoksa, lafla peynir gemisi yürümüyor!.."

Sn. Bakanım!

Evvelâ; eğitim ile ilgili söylenecek tek gerçek; sistemin merkeziyetçiliği olup, demokratik katılımdan uzak bir anlayışla yönetilmesidir.

İkincisi; Türk eğitim sisteminde öğrenci ve ailelerin hak ve sorumluluklarının ne olduğu, açık bir şekilde belirlenmemiş, edilgen konumdan etken konuma geçirilmemiştir. Bunu biraz açarsak; öğretmenlerin ve toplumun eğitime katılımı, yani eğitim üzerine söz sahibi olması sembolik bir düzenlemeden öteye geçmemekte, eğitimde yerellik ve yerinden yönetimin sadece tartışmaları yapılmaktadır.

PLASTİK SANAT MALZEMESİ!

Sayın Bakanım! Hiç inkâr edilemez bir gerçek şu ki; 'Türk Milli Eğitim Sistemi'nde eğitilen birey ana unsur değil; kişi veya zümrenin şekillendirmek istediği bir malzemedir. Kişi veya zümrenin sahip olduğu ideolojiye göre eğitilmektedir. Bu sistemde, ferdin sahip olduğu yetenek ve kabiliyetleri ile her şeyden önemlisi ferdin hayattan beklentisi ve tercihleri hiç önemsenmemektedir. Yani; belirlenen ideolojiye göre adeta " yontulan" birey, standart bir elbiseye sığdırılmak için vücut uzuvları budanan veya dolgu yapılan bir plastik sanat malzemesine dönüşmüştür.

Sn. Bakan! Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, eğitimde maalesef hükümetler başarısız olmuşlardır. Bunun en önemli tarafı da ilk defa bir hükümet, bunu cesurca ifade etmiştir. şimdilik geçmişi yeniden masaya yatırmak, birilerini suçlamak zamanı değildir. Zaman kolları sıvamak ve baştan bismillah diyerek büyük bir azim, cesaret ve gayretle işe koyulmak zamanıdır. Bunun da yolu, eğitimde demokratikleşmeden geçiyor. Artık çocuklarımızı "izm"den kurtarma zamanı gelmiştir. Bu gençler birer ideolojik dolgu maddesi olmaktan kurtarılmalı, yeteneklerine ve kabiliyetlerine vurulan prangalar koparılmalıdır.

Bakınız İngiltere eski başbakanı Tony Blair ne diyor:

"İngiltere'nin 18. Yüzyılda serveti toprak idi. 19. Ve 20. Yüzyılda toprağın yerini fabrikalar ve sermaye aldı. 21. Yüzyılda ise servetimiz insan olacaktır. İnsan potansiyelini özgürleştirmeli, yeteneklere vurulmuş zincirleri koparmalıyız."

Sayın Bakanım! Türk milleti olarak sizden asırlık prangaları koparacak cesur adımlar ve atılımlar bekliyoruz. Artık laf dönemi bitti. Gençliğimiz ve geleceğimiz S.O.S. veriyor.

(devam edecek)