Bu halk aynı halk, bu CHP aynı CHP!

Recai Albay 09 Şubat 2018 Cuma, 07:15

"...Haz arayışı yüksek sınıfların  hayatındaki tek saik haline gelmişti. Din ile alay ediliyordu; aile ortadan kalkmıştı; evliliğe sadakat ve aşk, bayağı fazilet olarak görülmekteydi. Üstelik tüm bunların yanı sıra çürümüş aristokrasi sıra dışı imtiyaz ve haklardan faydalanmayı sürdürmekteydi. Aristokrasinin temsilcilerine devlette yüksek vazifeler verilmişti. Ülkenin dahili ve harici yönetimi onların elindeydi. Onlar, halkın geri kalan kısmına küçümseyici gözlerle bakıyor ve tek üstünlükleri olan verasete her şeyden daha çok değer veriyorlardı.

Hem yasama hem de devlet gücü onların imtiyazlı mevkilerini destekleme gayesine hizmet ediyordu. Aristokrasinin söz konusu üstünlüklerini asla devletin çıkarları için kullanmayı düşünmediğini söylemeye hacet yok.

Yüksek rütbeli subaylar kendi garnizonlarına nadiren gidiyor, zamanın çoğunu (balolarda) geçiriyorlardı. Aristokrat toprak sahipleri de eyaletlerdeki mülklerini tamamen ihmal ediyor ve vakitlerini sefahat alemlerinde geçiriyorlardı. Din adamları da (papazlar) pek farklı bir durumda değildi, onlar da yılın çoğunu cemaatlerinden uzakta harcıyorlardı.

Dolayısıyla ülke adeta yüksek seviyeli görevlileri olmaksızın kendi halinde yürüyüp gidiyordu, onlar ise merkezde eğleniyor, israf ve safahatla vakit geçiriyorlardı..." (Özgürlüğe Kaçışım . Aliya İzzetbegoviç)

Yukarıdaki pasajlar sizce nereyi ve kimleri anlatıyor?

Sakın bana, Ankara'yı ve cumhuriyetin şeflik dönemini diye cevaplamaya kalkmayınız!

Bu pasajlar Moliere'in komedilerinde geçiyor.  XVII.yüzyıldaki Fransız toplumunun ruhani ve ahlaki haletine dair tasvir edilen bir resimdir bu.

XIV. Louis'nin ölümünden sonra Fransa'daki vaziyeti, işte yukarıdaki cümlelerle COHEN, 'History of West-European Literature' adlı eserinde ifade etmiştir.

Bu cümleler bana hiç de garip ve yabancı gelmedi. Benzer bir kopyasını Müslüman Türk Milleti de yaşamıştı. Hem de bunları canlı canlı, taze taze dedelerimizden duymuştuk, Romanlardan, kitaplardan, tiyatrolardan değil. Merak edenler cumhuriyet tarihimize bir göz gezdirebilir.

Bunları Halk Fırkasının yeni kurultayında tekrar seçilen Kemal Kılıçdaroğlu münasebetiyle hatırlatmak istedim. Bu halk aynı halk ve bu CHP de aynı fırka olduğu müddetçe, bu partinin bu millette mayasının tutmayacağının garantisini veririm.  Zira bakınız bugün bile aynı zihniyet ve aynı ideoloji ile halka bakışı devam ediyor.

Evet. CHP'nin bizi götüreceği ileri seviye, on yedinci yüzyılın Fransa'sı, aristokrasisi ve yaşam tarzıdır.

Siz bu zihniyetin ağzından hiç yol, fabrika, üretim, kalkınma, ilerleme, sanayi, teknoloji, bilim, kimya, fizik, savunma...vs. duydunuz mu? Bunların hakim olduğu yerel yönetimlere bakarsanız; müzik, eğlence, sanat ( heykel), balo, tiyatro...vs. den başka gördükleriniz varsa lütfen bize de bildiriniz ki, gözü açık gitmeyelim. İşte Moliere'in de tasvir ettiği ruh dünyasıdır bu.

Son söz: Geçti Bor'un Pazarı...