Ayasofya bağımsızlığımızın bayrağıdır!

Recai Albay 05 Temmuz 2019 Cuma, 07:30

Bu köşede mükerreren yazdığımız yazılarda bir şeye özellikle dikkat çekmeye çalıştık; Dünyanın hiçbir ülkesi 7/24 siyaset yüklenmesini, şarzını kaldıramaz. Eninde sonunda toplumsal ve ferdî patlamalara, öfke, ruhsal, sosyolojik ve psikolojik metastazlara yol açar. Ve en nihayetailelerin  parçalanmasına, inşikakına, kin ve nefretine sebebiyet verir.Netice itibariyle de toplumun bir birine olan güven, itimat, tesanüt ve dayanışmasını kökünden yıkar ve yerine de yabancısı olmadığımız terör, kaos ve krizleri meyve verir.

Maalesef cumhuriyete geçtiğimiz anlardan itibaren; başlangıçta siyasilerin belirledikleri düşünce ve fikirler metazorik, baskıcı ve jakoben uygulamalarla bu millete kabul ettirilmeye çalışıldı. Bu tahakküm ve şeflikdönemini anlatmayakalb ve vicdan tahammül edemez. Bunun içindir ki o dönemlerde yapılanları büyük İslam âlimi Aliya İzzetbegoviç soykırım olarak ifade etmektedir. (bkz: Özgürlüğe Kaçışım/Zindandan Notlar-KLASİK YAYINLARI- Aliya İzzetbegoviç )

MİLLETE MUSALLAT OLAN JAKOBENİK KENELER

Türkiye bu ideolojik/Jakoben yüklenmenin maddeten ve manen çok bedelini ödedi. Evvelâ, dünya milletlerinin terakki, teknoloji ve refah yürüyüşünden geri kaldı. SAVAŞLA EKONOMİSİ DİBE VURMUŞ ÜLKELER, REFAH SEVİYESİNİ 2BİN, 2 BİN 5 YÜZ DOLARDAN, YILLIK 40-50 BİN DOLARLARA ÇIKARDILAR. Ve kurtuluş savaşından bu yana savaş yüzü görmemiş olan ülkem, GSMH'si 10-11 bin dolar civarında.  Bütün kabiliyetimizi, yeteneğimizi ve yaşam azmimizi yok eden, gelişmemizi engelleyen o keneler hala bu milletin kaderine hükmediyor, yönlendiriyor.  Ve birasırdır o kenelerden kurtulabilmiş değiliz. Ne zaman ve nasıl kurtulacağımız da hala meçhul.

MİLLİ MANEVİ EĞİTİM

İşte 17-18 yıllık AK PARTİ dönemi de bitti bitmek üzere. Tarihe gömüldü derken; bu dönemde tekrar Jakobenist Kemalistler hayatın her safhasında görünmeye başladılar, bilhassa EĞİTİMDE.

Eğitimin içler acısı hali ortada. İstatistikler can yakıyor, yürek burkuyor. Sadece binalar yapmakla, kitap-defter dağıtmakla, burslar vermekle "fabrika ayarlarına" dönülmüyor.

Seküler laikçiler ile halk, bir mücadele içinde. Bu mücadelede halkın seçtiği hükümet de "radikal kararlar" almak zorunda. Tıpkı Cumhuriyetin ilk yıllarındaki hükümetlerin yaptıkları radikal değişimler gibi. Ama maalesef "şimdilik" böyle bir ışık görülmüyor. Cumhuriyet tarihinin en kuvvetli hükümeti ve lideri RTE'a bile açık/gizli bir güç engel oluyor. Halkın öfkesi ve beklentisi tersine çevrilmiş ve Hükümete yöneltilmiştir. Hükümet gittikçe irtifa kaybediyor.

İki büyük radikal kararla Hükümet yeniden halkın güven ve desteğini alması mümkün dür. O fırsat henüz kaçmamıştır.

Biri; Maarifte yeniden örf, adet, kültür ve inancın TEDRİSATA konulması.

Diğeri de; AYASOFYA'nın cami olarak açılmasıdır. Hükümetin kendi geleceği için acilen bu iki adımı atmasını ümitle bekliyoruz.