Asrın hastalığı israf ve moda! (Ya İzzet Ya Zillet)

Recai Albay 08 Şubat 2019 Cuma, 07:02

Kapitalist dünya bütün hesabını hayvanca bir hayat ve tüketim üzerine kurmuştur. Hedefi ve gayesi; "Batı'nın ve fercin" tatminidir. Bu nedenle kullandığı tüm araçlar ve vesileler bu hedefi daha da cazip ve çekici kılmaya yöneliktir. Bütün sistem bu merkez üzerinde işliyor.

Evvelâ; üretimden ziyade tüketimi teşvik ediyor. Kişinin zayıf, tembel ve keyfine düşkün duygularını tahrik ederek harekete geçiriyor.

Saniyen; zaruri olmayan tüketim maddelerini, zaruri ihtiyaç haline getiriyor. Sonra da bu gayrı zaruri ihtiyaç listesini gittikçe şişiriyor. Anlayacağınız yaşam için zaruri olan birkaç ihtiyaç maddesi yerine insanı dört yüz şeye muhtaç kılıyor. Yaptığı reklamlarla kişinin beynine zehir enjekte eder gibi yavaş yavaş bu gayri zaruri ve keyfi olan maddeleri, zaruri imiş, olmazsa olmazmış gibi bir kanaati, kitle iletişim yoluyla hipnotize ettiği insanların kafasına sokuyor.

Salisen; yaşam için olmazsa olmaz kabul ettiği liste hayli kabarık olduğundan, kişinin emeği, çalışması bunu tedarik etmeye yetmiyor. O zaman da sahte can simitlerini devreye sokuyor; kredi borç taksitleri uzatıldı. Borçları ödemek için bankalar ucuz faiz veriyor.vb gibi.. Tabi ki; emeği, geliri, maaşı bunları karşılayamadığı için bu durum kısa bir müddet kişiye nefes aldırsa bile borç yükü daha da artırıyor. Adeta kısır bir döngüye tutulmuş oluyorsunuz.  İşte bu dakikadan sonra "sineğin bala yakalanması veyahut böceğin örümcek ağına yakalanması" gibi kapitalist düzenin tuzağına düşmüş oluyorsunuz.

Rabian; ağa yakalanan böceğin çırpınışları gibi; kişi de kurtulmak için çırpınmaya başlıyor. Fakat heyhat! Çırpındıkça daha da batıyor. Ve nihayet, yine aynı kitle iletişim araçlarında hazin bir vakıayla bu çarkın acımasızlığını okuyoruz:

* Filan yerde kredi borçları yüzünden filan kes intihar etti.

* Yeni evlenen çiftler, yüklü borç yüzünden boşanıyor.

* Kredi borçları yüzünden psikolojik bunalıma giren şahıs, ailesini katletti"  gibi benzer olaylar basının manşetini işgal ediyor.

Bugünkü dünyanın içyüzü maalesef böyledir. Sistem böyle işliyor. Sistemin ağır ve acımasız çarkları arasında nice fertler ve aileler ezilmeye devam ediyor. Uyuşturucuya alışmış insanlar gibi; "tüketim ve moda" uyuşturucusuna kapılan vatandaşların bence iyi bir tedaviye ihtiyaçları vardır. Bu tedavi de HZ. PEYGAMBER'İN (ASM) SÜNNET VE TERBİYE DAİRESİ İÇİNDE HAYAT SÜRMEKTİR:

" Açlık Allah yemeğidir..."  "Rabbime konuk olurum ".  Buradaki açlığın, yoksulluk yüzünden yahut nefse eziyet vererek fazla riyazat yüzünden ve zorla meydana gelen açlık olmadığını, yemek, içmek, giyinmek hususunda, aşırı davranmamak olduğunu ifade edelim. Çünkü çokça bilinen bir ayette de şöyle buyrulmuştur:

"Ey Âdemoğulları! Allah'a kulluk olsun diye, yapıp ettiğiniz her işte, kendinize çeki düzen verin, yiyip için, fakat saçıp savurmayın; çünkü Allah savurganları sevmez." (Araf 31)

İsraf hastalığının tedavi reçetesi:

Ya kapitalist bir zillet prangası; ya da İslam'ın izzet ve terbiye dairesinde bir yaşam.

Artık siz bilirsiniz...