Akif'ten bugünkü hükümete bir çift söz!

Recai Albay 08 Kasım 2019 Cuma, 07:00

"Bilmiş olunuz ki; Allah emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi size emreder."  (Nisa 58) 

"Bu hitap bütün emanetler hakkında insanlara yönelik umumi bir hitaptır. Bir kavle göre Kâbe-i Muazzama'nın hizmetkârı Osman bin Talha için nazil olmuştur. Şöyle ki:

Efendimiz fetih günü Mekke'ye girince, Osman Kâbe'nin anahtarını vermek istemedi. "Muhammed'in gerçekten peygamber olduğunu bilseydim o zaman verirdim", dedi. Bunun üzerine Hz. Ali, Osman'ın bileğini büküp anahtarı aldı, Kâbe'nin kapısını açtı. Resul-ü Ekrem (asm) Efendimiz içeri girip iki rekât namaz kıldı, çıktı. O zaman Abbas anahtarın kendisine verilmesini ; "Hizmetkârlık/sakalık ve perdedarlık" vazifesininkendi tarafından ifa edilmesini istedi. İşte onun üzerine bu Ayet-i Kerime nazil oldu. Artık Efendimiz (asm) anahtarı Osman bin Talha'ya vermesini, bir de özür dilemesini Hz. Ali'ye emretti. Ali aldığı emri yerine getirince "Demin kolumu incittin, anahtarı zorla aldın, şimdi de gelmiş, gönlümü alıyorsun, öyle mi?" azarlamasına hedef oldu. Bu sözü işiten Ali: "Allah senin hakkında Kur'an/ ayet indirdi", diyerek ayeti okudu. Osman İlahi kelamı dinleyince hemen imana geldi. Bunun üzerine Kâbe'ye hizmet vazifesi ilelebet evladı Osman'a verildiği Cenabı Hak tarafından Hz. Peygamber'e vahiy buyuruldu.

Yöneticiler!

Bazılarına göre de hitap, vazifelerinin hakkıyla eda etmeleri için iş başında bulunanlara aittir.

Görülüyor ki âyet-i celilede iki büyük emir var:

Biri; emanetlerin erbabına verilmesi,

Diğeri; adaletin hakkıyla tatbiki.

Emanet- Hak, vediâ, vazife gibi birçok manalara gelir. Hakikat kimsenin hakkını yememek; her ferte ehliyetine göre vazife tayin eylemek, işleri erbabının eline vermek, bir cemaatin selameti için o derecelerde zaruridir ki; zarureti kabulde azıcık düşünmek bile haramdır!

Adl ise; bütün güzellikleri, iyilikleri cami bir fazilettir. Hiçbir zaman hatırdan çıkmamalıdır. Ki işleri ehline tefviz etmeyen; bütün muamelesinde adaleti düstur-u hareket tanımayan milletler için yaşamak ihtimali yoktur. "Memleket kılıç ile alınır; lakin adalet ile muhafaza olunur", sözünü Timurlenk gibi zalim bir cihangirin ağzından işitmek ne büyük ibrettir.!

İŞE GÖRE ADAM!

Evet, işe göre adam bulmalı; adama göre iş verilmeli. Zira ne kadar müşkül olursa olsun, bir vazife tasavvur edilemez ki, ehli aransın da bulunmasın; kezalik kabiliyeti ne derece aşağı olsa da, hiçbir adam gösterilemez ki, onunu da görebileceği bir iş mevcut olmasın.

Bizde (Şark dünyasında) fertler mesleğini kendi fıtrî istidadına göre tayin edemez. Çünkü meslek seçimi meselesinin gerek şahsı, gerek milleti için ölüm kalım meselesi olduğunu pek geç öğrenir. Üzülerek söylemeliyim ki, fertleri temsil eden hükümet de işleri dağıtırken aynı ölümcül hataya düşüyor.

Yukarıdaki ayet ile ilgili söylenen sözler gayet basit bir takım hakikatlerdir. Biz bunu itiraf ederiz. Şu kadar var ki bizden evvel çöküp giden milletler hep bu gibi basit hakikatlerin kurban-ı zühulü olmuşlardır."

Hükümet, bu hakikatlere kulaklarını tıkarsa, o da kendisinden öncekilerin düştüğü aynı akıbete duçar olmaz mı?

Ey Hükümet, ne olur! Kulaklarını bu İlahî emirlere tıkama ve bizi CHP gibi Kemalist bir partinin kucağına düşürme?