Her anne baba kendi çocuklarının yaşam koçudur

Psikolog Mürşit Atlıakın 28 Ocak 2019 Pazartesi, 06:39

Çocuklar dünyaya geldiğinde ne dünyayı, ne kendini bilirler.

Tanımadıkları bilmedikleri bir yere, bir ortama gelmişlerdir ve şaşkındırlar. Anne babalar çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamak ve bu dünyada var olabilmeleri için gerekli olan bilgiyi, beceriyi ve deneyimleri onlara kazandırmakla yükümlüdürler. Geldikleri bu dünya nasıl bir yer, ben kimim sorularının cevaplarını, kendileri hakkında ve dünya hakkında merak ettiklerini öğretecekler. Kısaca rehberlik, yaşam koçluğu yapacaklar çocuklarına. Anne babalar; öncelikle huylarıyla, ahlaklarıyla model teşkil edecekler. Sonra da bilgisi, görgüsü ve hayat tecrübesiyle yol gösterecekler.

Hatta, anne babalar sadece dünyanın değil, ahretinde rehberliğini yapmakla görevlidirler. Bizim inancımıza göre hayat, sadece dünyadan ibaret değildir. Hayat, dünyada başlayarak ahirette devam edecektir. Yani dünya ve ahiret hayatı bir bütünün iki parçasıdır aslında.  Dolayısıyla anne baba çocuklarına, sadece dünya hayatı için değil ahirete dair de koçluk yapmalıdır. Biz ona hayatı öğreteceksek eğer bir bütün olarak iki tarafta da onu nelerin beklediğini ve her iki tarafta da neye ihtiyacının olacağını öğretmeliyiz.

Sevgili yavrularımıza, gözbebeklerimize nasıl bir rehberlik yapmalıyız?

 Onları hayata hazırlarken, bir anlamda yaşam koçluğu yaparken nelere dikkat etmeliyiz? Aslında kendimizden yola çıkarak bunun cevabını gayet kolay bulabiliriz. Şöyle ki; çok merak ettiğiniz, bilmediğiniz ama görüp öğrenmek İstediğiniz yerleri gezip görmek için uzun bir seyahate çıktığınızı hayal edin. O seyahat boyunca nasıl bir rehberle yol almak isterdiniz onu düşünerek bu soruların cevabını bulabilirsiniz.

Örneğin agresif, çabuk öfkelenen bir rehberle yolculuk yapmak ister miydiniz? Veya küçük dağları ben yaratım gibi davranan, otoriter, dediğim dedik bir şekilde yaklaşan, ya da yalanlarına şahit olduğunuz biriyle yolculuk yapmak, sizde nasıl bir duygu uyandırırdı?

Her şey benim kontrolümde olsun isteyen birisini mi, ya da tersine ilgisiz, lakayt birisini mi tercih ederdiniz?

Ya da şu kişilik yapılarından hangisinin sizin seyahat rehberiniz olsun isterdiniz? Çok sırnaşık yapış yapış birisi mi, tutarsız bir gün başka ertesi gün başka biri mi? Çok mesafeli duran mı, aksine çok içinize düşecek kadar yakın, boğacak kadar ilgili olan bir insan mı? Aşırı titiz, kuralcı, mükemmeliyetçi biri mi, tamamen serbest bırakan, saldım çayıra Mevla kayıra davranan bir rehber mi? Bunlardan hangisinin rehberliğini isterdiniz?..Yoksa hiç birisi mi?

Ben kendi adıma rehberimin; yol arkadaşımın, gezdirsin göstersin aynı zamanda beni rahat ettirsin isterdim. Benim için eşi benzeri olmayan unutulmaz, tadına doyamadığım bir yolculuk olsun ki, hep hayırla ve özlemle yad edeyim isterdim. Hatırladıkça mutlu olduğum anılarım olsun. Sabırlı, faydalıyı ve zararlıyı öğretirken anlayışlı, dinleyen, bana ve sözüme değer veren, haklarıma saygı gösteren.

Sevgiyle yaklaşan, bazen onun istediklerini yapmadığımda da sevgisini esirgemeyen, küsmeyen. Kararlı, tutarlı, net kuralları olan ama esnekliği de olup itiraz edildiğimde durumu değerlendirip gerekliyse düzeltme yapan.

 Kapsayıcı, sıkıştığımda Hızır gibi yetişen, sorunlarla karşılaştığımda yanımda olan ve çözüme katkı koyan. Dürüst, sözüne güvenilir, tatlı dilli, güler yüzlü, yumuşak huylu, yanlışını söylediğimde özür dileyip yanlışını düzelten. Böyle bir yaşam koçum olsun isterdim.

Anne baba olarak yapabiliyorsanız böyle yapın, çünkü ihtiyacımız bu.

Nereden biliyoruz; kendimizden pay biçince görünen bu. Uğraşıyorum ama bir türlü beceremiyorum diyorsanız, çocuklarınıza yazık etmeyin lütfen, gidin yardım alın.

Hoşça kalın.