Bursa ve balıkçılık-1 Bursa balıkçılığına genel bakış!

Prof.Dr.Yılmaz Emre 17 Ağustos 2019 Cumartesi, 07:00

Sene 1982 7 Temmuz günü Santral Otogarı'na indiğimde dışarıda müthiş bir yağmur yağıyordu... Gün ağardığında Zafer Mahallesi'ndeki okul arkadaşıma otogardaki jetonlu telefondan  geldiğimi bildiriyorum... Sonra yağmur diniyor ve arkadaşımla  buluşuyoruz... Öyle ki yazlık kıyafetlerle gelmişim... O arada ne olduysa ıslandım... Arkadaşımın yardımı ile Setbaşı'ndaki Rafet Mağazası'na gittik ve oradan biraz spor, ama ceketli bir takım  elbise  satın aldım... Daha sonra arkadaşımla birlikte Gıda Araştırma'nın Bağlarbaşı'ındakiKampusu'ne gittik. Göreve başlayacağım yer Su Ürünleri Bölge Müdürlüğü... Öyle çok heyecanlıydım ki anlatamam düzeyini... Okulu bitirdikten sonra ilk kez mesleğimi icra edecektim... Daha önce Zirai Donatım'da iki periyotta toplam üç yıl kadar çalışmıştım... Ancak o işi hep geçici görüyordum. Şimdi mesleğimle alakalı çalışacak, konumda uzman olacaktım. Dedim ya bana heyecan veriyordu... Ankara'da Su Ürünleri'nin en tepesindeki zat'ın (İrfan Şahin) makamına bir ağabeyle (Dr.İsmail Mert) çıkmış ve naklen kurumlarına geçmek istediğimi ifade ederken; o da "Olur seni Keban'a gönderelim" demişti. Bu teklif o zaman hesabıma gelmemişti. Derken "Peki... İstersen seni Fatsa'ya tayin edelim" teklifi de 80'li yıllardaki olaylardan dolayı ben de hemen tereddüt oluşturdu... En sonunda "Bursa'ya gider misin?" teklifini ise tereddütsüz kabul ettim... Arkasından İrfan Şahin "Hemen dilekçeni yaz" dedi. Sevinçle Ankara'dan Konya'ya döndüm ve 2-3 ay naklen atama sürecim oldu. Ve işte 7 Temmuz 1982 günü Yeşil Bursa'ya inmiştim... Bursa... Bu tarihi şehrin Uludağ'ındaki sosyete haberlerini okumuştum... Ancak üniversite yıllarında değerli bir sınıf arkadaşımla birkaç günlük ziyaretim olmuştu bu kadim şehre... Hayran kalmıştım. O teklifi kabul etmemde galiba bu ziyaretimizin de etkisi olmuştur... YaniSelçuklu'dan Osmanlı'ya gelmiştim... Artık bu şehirde ekmeğimi kazanacak ve mesleğimde ilerleyecektim... Göreve başladıktan kısa bir zaman sonra askere gittim... Doğrusunu isterseniz bir an önce vatani görevimi yapıp, evlenip, çoluk-çocuğa karışmak istiyordum... Derken yedek subaylığımı da memleketim Urfa'da yaptım ve tekrar Bursa'ya döndüm. Bağlarbaşı'na gittiğimde (1983'ün sonları)Bölge Müdürlüğü'nün Yalova Yolu üzerindeki "Orman Bölge Müdürlüğü" binasına taşındığını söylediler. Aynı Bölge Müdürü duruyordu.Yeni bazı arkadaşlar tayin olmuştu. Beni tekrar göreve başlattılar. Artık askerlik problemim de çözülmüştü... Bu halimle daha gönül rahatlığı ile çalışabilirdim...

Zaman zaman Bölge Müdürü bizi görevlere gönderiyordu. Kah Gölyazı'ya kah İznik'e ve kah Manyas Gölü'ne... İşte o zaman Bursa'yı tercih etmekle çok doğru yaptığımı anladım... Çok güzel ve tarihi bir şehrin havasını teneffüs ediyordum,yani şanslıydım... Göllerdeki kontroller dışında bazı balık çiftliklerine de gidiyorduk...Özellikle Uludağ'ın eteklerinde kurulmuş bir çiftlik vardı... Çok titiz ve prensipli bir üreticiydi Mesut Ark...Alabalık üretimini öğrenmek için yurtdışına gittiğini söylerdi... Biz çiftliğe gittiğimizde aslında bizi hiç umursamazdı. O zaman Demirel'e atfen basında kullanılan bir ifade vardı: "Birbilen". Biz de Mesut Ark'a "birbilen"lakabını takmıştık...Daha sonra duyduğum kadar ile elim bir cinayete kurban gitmiş... Allah rahmet etsin... Diğer bir çiftlik de eski Veteriner Fakültesine yakın bir yerde inşaatçılıkla uğraşan bir üreticimiz vardı... O da çok renkli bir insandı. Biz "havuzların yapılışını, tasarımını nasıl yaptın ?" diye sorardık.. O da tatlı Karadenizli ifadesi ile "Kafama göre yaptum" derdi.Bir alabalık çiftliği de İnegöl'de vardı..Sahibi "Rıfat"isminde biriydi. Renkli bir kişiliğe sahipti. Duyduğum kadarıyla rahmetli olmuş. Diğer yandan, Orhangazi'de bir tuğla fabrikası vardı. Toprak alınan çukurlara su doldurarak alan değerlendirilmesi için balık yetiştirme işlemini de yapıyorlardı. Hatta bu projelendirilmişti. Bu arada Mustafakemalpaşa ve Karacabey'de bazı vatandaşlar kısa sürede büyük paralar kazanırız diye projeleri yaptırıyorlardı Bölge Müdürümüze... Ancak fizibilitede, ya da kağıt üzerinde kazanıyorlardı (!)... Aslında verimli arazilerini "sazan yetiştiriciliği" için heba ediyorlardı... Bu tip projelerin sayılarının hayli yüksek olduğunu hatırlıyorum... Tabii biz yeniyiz.Tecrübeli değiliz... Neyse ki daha sonra olayın içeriğini öğrendik... İş ticari ve vurgun kavramlarını içeriyordu... Bu arada İznik'te bir inşaat sürüyordu... Birkaç kez inşaat sırasında görevli olarak gittim... Gerek dairede ve gerekse inşaat alanında sıkıntıların olduğuna şahit oluyordum... İnşaat "Darka Tatil Köyü"nün hemen yanıbaşında yer alıyordu ve sadece birkaç beton havuzdanibaret olacaktı. Bu haliyle büyüme ve gelişme imkanı olmayan bir alan tercih edilmişti... Müdürlükte bu konuda yoğun dedikodular vardı. İşe alınan elamanlar konusunda da speklasyonların ardı arkası kesilmiyordu... Daha sonra bu söylentiler konusunda ilgili kişilerin teyitlerine şahit oldum..Fikri çok doğru olan, ancak alan tercihi yanlış olan bu proje zamanla yapılan idari hatalarla  birlikte  Bakanlıkça kapatıldı..

YARIN- GÖLLERDE REKOLTE NEDEN DÜŞÜK?