Tevhid Mesajı Okuyorum: 38 Hz.Peygamber ve günümüzün günahsız (!) büyükleri

Prof. Dr. Şaban Şimşek 05 Temmuz 2019 Cuma, 07:30

Zelle... Peygamberler için kullanılan, Türkçe karşılığı dil sürçmesi, unutarak ya da dalgınlıkla, kasıt olmadan yapılan günah veya haram da denilemeyecek, küçük kusur, hata... Bunu, kusur ya da hata olarak değil de bir şeyi "en iyi" (Eftal/en üstün) yerine (Sadece) "iyi" yapmak (Fadıl) olarak, yani "beklenene göre eksik yapmak" manasında değerlendiren müellifler de vardır ki buna rağmen Allah, en iyiyi yapmasını arzu ettiği elçisini ilahi kitabında derhal uyarmaktadır. Böylece onu bu (Sınırlı, eksik, kusurlu) halden uzaklaştırmakta, esirgemekte ve en iyiye yönlendirmektedir. Şüphesizdir ki bu kesin uyarılarla, aynı zamanda zelle'nin tekrar edilmesini önlemek de amaçlanmaktadır.

Aslında İslam inancına göre peygamberler "ismet" (Günah işlemekten korunmuş) sıfatına sahiptirler ve Allah'ın bu lütfuyla günah işlemezler. Bu ahval peygamber olmadan önce de sonra da böyledir. Buna rağmen Kur'an, ilgili-ilintili ayetlerde, onların da sadece birer insan olduklarını, bu bağlamda günahtan bütünüyle münezzeh olmadıklarını göstermek maksadıyla açık hükümler irat eder. Bu dayanaklarla, peygamberlerin asla günah işle(ye)meyeceklerini söylemenin doğru olmayacağı kesindir. Zira aksi bir düşünce onlara melek sıfatı vermek anlamına gelir ki bu açık bir şirk (Uluhiyet anlamında Allah'a ortak koşma) olur.

Dinimizde, herhangi bir peygamberin (Söz veya fiille açıkça) günah işlediğini söylemek-iddia etmek de edep dışı bir söylem olarak değerlendirilir. Zaten böyle bir iddia ancak inancımızın temel kaynağı olan Kur'an'da yer alması halinde geçerliliğe sahip olabilecektir ki ilahi mesajda peygamberlere dair böyle açıkça günah sayılabilecek kayıt bulunmamaktadır. Kur'an'da yer alanlar, sadece, izahını yapmış olduğumuz "zelle" niteliğinde söz veya davranışlardır.

Örnekler:

- Hz. Adem'in yasak meyveden yemesi... Aslında burada "haram" değil (Öyle olsaydı günah olacaktı!)  sadece bir "yasak" söz konusudur. Çünkü mesele o meyvenin yenmesi değil ağaçtan onu yerken avret yerlerinin görünmesidir.

- Hz. Yunus'un (Otuz üç yıl kimseye tesir edememesi üzerine) Allah'tan izinsiz olarak tebliğ bölgesini terk etmesi... Burada da günah sayılabilecek bir durum yoktur, görev yerini terke etmek gibi bir eksiklik-kusur söz konusudur.

- Hz.Peygamber'e ait olanlar ise diğerlerine göre belki daha da çoktur:

   Enfâl 67-69 "Doğrusu henüz düşmanın gücünü tamamen yok etmemişken, onlardan ele geçirdiğiniz esirleri fidye karşılığında salıvermeniz yanlış bir davranış olmuştur...

    Tevbe 43-46: "Ey ilahi merhamete ve affa mazhar olan elçimiz Muhammed! Bu yalancı münafıklar gelip çeşitli bahaneler uydurarak senden (Tebuk seferi için) muafiyet istediklerinde onlara derhal izin vermek yerine doğru söyletip söylemediklerini inceleseydin (Daha iyi) olmaz mıydı?.."

Abese1, 2: "Ey elçimiz! Mekke müşriklerinden ileri gelenlere, ısrarlı inkârlarına rağmen tevhidi kabul ettirmek için çok gayret ettiğini ve zaman harcadığını bu sebeple Müslümanlarla yeterince ilgilenmediğini (Âma bir şahıs olan İbn-i Ümmü Mektum'la görüş-e-memiş olması kastediliyor) biliyoruz. Sen onları bırak da yanına gelen o âma şahıs gibi seni can kulağıyla dinleyip öğüt almak ve tevhidi kabul etmek arzusu duyanlara davetini sürdür..."

Ve bu zelle'lerin karşılığında ilahi uyarılarını da almıştır.

Fetih 2: (Hudeybiye Anlaşması ile ilgili olarak) "Bu sayede Allah senin geçmiş ve gelecek bütün hatalarını (Günah!) bağışlayacak..." (Aslında bunu, "müşriklerce Hz. Peygamber'e atfedilen suçlar" olarak tefsir edenler de vardır ki fethin müjdelendiği bir ayette, naçizane, bu yorum daha tabiidir kanaatindeyim.) 

Muhammed 19: "... İmdi sen hem kendi hatan için hem de mü'min erkekler ve mü'min kadınlar(ın hataları) için Allah'tan af dile..." (Bunu, "müşriklerin ve münafıkların suçlu ve günahkâr görmelerine aldırma" şeklinde yorumlayan müfessirler de vardır.)

Mümin 55: "...Kendi (Küçük kusurların) hatan için (Allah'tan) af dile (İstiğfar et, bağışlanmanı iste) ve sabah akşam hamd ile Rabbinin yüceliğini dile getir."

Bir başka açıdan bakıldığında, peygamber için hata (Günah!) sayılan veya onun hata saydığı şeylerin aslında normal insanlar için tabii davranışlardan olduğunu da kabul etmek gerekiyor. Bunu en iyi şu Hadis-i Şerif açıklar: Kalbimin perdelendiği  (Allah'ı anma yerine başka dünyevi şeylerle meşgul olduğum) oluyor ve ben (Bu sebeple) günde yüz defa Allah'tan af ve mağfiret diliyorum." 

Kıssadan Hisse:

Görüldüğü gibi peygamberler bile kusurlu ya da eksik olabiliyor ve bizzat Allah tarafından uyarılarak doğru yola sevk ediliyor! Bir de bugünün yöneticilerine, liderlerine, şeyhlerine, emirlerine, siyasilerine, güç sahiplerine, bazı meslek sahiplerine bakalım ve değerlendirmemizi ona göre yapalım. Takındıkları tavır bir nevi şirk midir değil midir, onların arkasından gidenler ya da onları göklere çıkaranlar kime kuldur, karar verelim.

Ha! Bir de...  Mezkur şahsiyetleri kusurları, eksikleri, günahları dolayısıyla uyarı mı?!. Aman ha! Şerlerinden Allah muhafaza!...

Sadece günümüzdekiler değil, geçmiştekiler için de öyle! Mesela; bir cenah için Abdülhamid Han, diğer cenah için M. Kemal Atatürk!