"Tevhid Mesajı" Okuyorum (17) Niye erkeklere iki de kadınlara bir hisse?

Prof. Dr. Şaban Şimşek 08 Mart 2019 Cuma, 11:11

Geçen hafta ilgili ayette de aktardığım üzere mirastaki kadın erkek hisse oranları hakkında verilen hüküm (Erkeğe iki kadına bir hisse), hem Nisa 7 hem de Nisa 11'de  yapılan "farz kılındı" vurgusu dikkate alındığında, inanan bir insan için hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar kesindir.

Hükümdeki hikmeti anlamaya çalışırken öncelikle şunun altını çizmek gerekmektedir: Dinimiz, Allah'ın mutlak adaleti üzerine inşa edilmiştir. Bu bağlamda, miras paylaşımı ile ilgili olarak Allah'ın çocuklar üzerinde, onların anne babalarından da daha merhametli, koruyucu ve adil olduğu inanan insanlar tarafından kabul edilmek durumundadır.

Çünkü Allah adaletini Kur'an'da defaatle dile getirmiştir:

En'am 115: "Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tastamamdır..."

A'raf 29: (Hz. Peygamber'e hitaben) "De ki Rabbim, adaleti ve insafı emretti..."

Enbiya 47: "Biz (ise) kıyamet günü (hesap görürken ortaya) adaletli teraziler koyarız..."

Dolayısıyla Allah'ın adaletinden şüphe etmek O'na "itaatsizlik" etmenin ötesinde açık bir "küfür" mahiyetindedir. Miras meselesi üzerinde değerlendirme yaparken bu hususu gözden kaçırmamanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Müellifler ikiye bir ölçüsünü açıklarken, özellikle "servet edinmede aktif olanın erkek olması" noktasından hareket etmekte (Savaş, ganimet, ticaret vs.), serveti kazananın erkek olması dolayısıyla erkeğin iki hisse almasının daha adaletli olacağını, aksi bir durumun yani kadına eşit hisse vermenin adaleti bozacağını savunmaktadırlar.

Bu hususa açıklık getirmeye çalışırken şu örneği vermenin de faydalı olacağı kanaatindeyim:

Nisa 11'deki mezkûr ayet indiğinde kadınlardan biri (Ümmü Seleme) Rasulullah'a şöyle der: "Erkeklerin de kadınların da Rabbi birdir. Sen sadece onlara değil bize de elçi olarak gönderildin. Allah niçin erkekleri düşünüyor da bizi düşünmüyor? Erkekler cihat sayesinde (Mirastan biz bir pay alırken onlar iki pay alıyor) bizi geçiyorsa, peki (O zaman) bize ne kalıyor? (Savaşamadığımıza göre biz ne yapalım da onlarla eşit olalım?)" 

İşte Nisa 32'nci ayet bunun üzerine indi:

(Özellikle kadınlara hitaben) "Allah'ın bazılarınıza (Erkeklere, bu hususta) diğerlerinden (Kadınlardan) fazla olarak verdiklerine (Hak, yetki, güç) bakıp onları kıskanmayın. (İlahi emirlere itaat ederek kazanıldığında) Kendi çalışmalarından erkeklere de bir pay kadınlara da bir pay vardır (Erkeklerin de kadınların da payı aynıdır, eşittir.)"

Peygamberimizin Seleme'ye cevabı bu ayet bağlamında oldu: "Sizden hamile olanın ecri (Mükâfatı, manevi ücreti) oruç tutanla, namaz kılanla aynıdır. Çocuğunu doğurduğunda alacağı ecri ise kimse takdir edemez (Büyüklüğünü kimse ölçemez). Onu emzirdiğinde ise her yudumda bir can diriltmişçesine ecir alır."

Bu cevapla, aynı zamanda İslam kültüründe aileye, aile içerisinde kadına ve dolaylı olarak da erkeğe nasıl bir rol biçildiği açıkça gözler önüne serilmektedir ki kanımca mirasın bölüşülmesindeki hükümler de böyle bir aile yapısı ve toplum inşa etmek amacına yönelik olarak indirilmiştir.

Mirastaki paylaşımı ve erkeğe ikiye kıza bir oranını sadece "servet edinmede aktif olmak" üzerinden gerekçelendirmenin çok sorunlu ve yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü mirasın paylaşılması (O zamanki tabirle) at üstünde savaşıp ganimeti elde edeni (Yani babayı) değil, bu ganimetin elde edilmesinde herhangi bir katkısı olmayan (Erkek ve kız)  çocuklarını ilgilendirmektedir. Yani ikisinin de bir katkısı olmamasına rağmen erkeğe iki kıza bir hisse verilmesi ganimetin elde edilmesiyle açıklanamaz.

Dahası bu anlayış anneden kalacak mirasın paylaşımında da gerekçe olarak gösterilemez. Çünkü ortada (Zamanın şartlarına göre büyük ölçüde) annenin bizzat kazandığı bir ganimet söz konusu değildir. O zaman, anne vasiyetini yaparken niçin evlatları arasında ayırımcılık yapsın ve hemcinsi olan kızına bir hisse oğluna ise iki hisse versin?

İkiye bir ölçüsünün asıl gerekçesini ve günümüz dünyasındaki değişen dinamikleri kısmet olursa haftaya dile getireceğiz.

Eksiklerimden ve bilhassa hatalarımdan Allah'a sığınırım. Şüphesiz doğrusunu ve tamamını ancak O bilir.