Söz kulağa yazı uzağa gider

Prof. Dr. Ali Büyükaslan 09 Ocak 2019 Çarşamba, 07:10

Bilginin en değerlisi yaşanmış, tecrübe edilmiş ve gerçekliği ortaya konmuş olandır. Yaşadığımız yıllar yaşı 40-50'nin üstünde olanlar için "Her şey gözümüzün önünde gerçekleşiyor" denilen türden değişimlerin, dönüşümlerin olduğu yıllardır.

Bilgiye erişim kolaylaşmakla kalmamış, bilginin kaydedileceği ortamlar çoğalmış ve çeşitlenmiş; sadece yazılı bilgi değil ses ve görüntü de hemen her ortamda kaydedilip muhafaza edilir hale gelmiştir. Bütün bunlara rağmen bugün dijital yöntemler dediğimiz bu yöntemlere yüzde yüz güvenilebileceğini söylemek çok da gerçekçi olmasa gerek!

2000'li yılların başında CD ya da DVD'lere kaydettiğimiz bilgileri okuyacak programlar şu an ya sürümü değişmiş ya da o teknoloji terk edilmiş olduğu için (yeni nesil bilgisayarların çoğunda CD/DVD okuyucu bile yok) çoğu zaman kaydettiğimiz bilgi kaybettiğimiz bilgi olarak elimizin altında durmaktadır.

Kaydetmek yazmak değildir.

Bu arada unutmadan hatırlatmış da olalım, CD ve DVD'lerin her birini güvenilir birer kayıt ortamı olarak görüyorduk ya!.. İşte burada yanıldığımızın bir ifadesi olarak, bizim güzel Türkçemizde CD'ye kaydettim dediğimiz ifadenin İngilizcesinin "kaydetmek" yerine "yakmak" (Burn) olduğunu hatırlatmak isterim. Yani kısaca CD ya da DVD'ler kaydettiğimizi sandığımız onca bilgiyi yakmışız da farkında değiliz demek ki!..

Ataların sözü tecrübenin son noktasıdır.

"Söz uçar yazı kalır" ya da "Söz kulağa yazı uzağa" gider derken atalarımız, bize yüz yıllar ötesinden oldukça kıymetli hatırlatmalar da bulunuyorlar; yazmanın ve kaydetmenin ama yazarak kaydetmenin önemine dikkat çekiyorlar aslında.

Her biri yüzlerce yılın süzgecinden gelip bize birer ışık olan atasözleri, eğer bizler onlara gereken önemi verir ve birçok konuda onların rehberliğine başvurursak, arı, duru, filtrelenmiş bu sözlerin gündelik hayatımızda bize çok katkı sağlayacağını görürüz.

Bugün sosyal medyada yaşadığımız aforizma çılgınlığı, neredeyse bugün aramızda yaşamayan birçok ünlü ismin istismarına yol açmakta, Ali'nin sözü Veli'ye, Veli'nin sözü Ali'ye atfedilmekte, "galat-ı meşhur lügât-ı fasihden evlâdır" (yaygın olan yanlış kullanım doğru sözün yerine geçer) kaidesi gereğince her şey birbirine karıştırılmaktadır.

Atasözleri, eğer onların her birini dilin, kültürün, hayatı anlamlandırmanın, hayatı kolaylaştırmanın, insanı tanımanın birer reçetesi gibi görür ve gereğini yerine getirirsek, bir hazineye sahip olduğumuzun farkına varırız.

İşte o sözlerden birinin gereği olarak yazmak; bizi, düşüncelerimizi, çağımızı, sorunlarımızı, sevgilerimizi, dostluklarımızı, acılarımızı; düne, bugüne ve yarına kısaca hayata dair her şeyi uzağa götürmemizin/göndermemizin yegâne aracı olacaktır.

Kalın sağlıcakla!..