Kurguyla gerçek arasında diziler hayatın neresinde?

Prof. Dr. Ali Büyükaslan 13 Mart 2019 Çarşamba, 07:30

İnsan düşler kurar. Kurduğu düşlerde kendince bir hayatı kurgular. Kurguladığı hayat, kendi hayal dünyası içerisinde ve sınırlarını, yaşanacakları, söylenecekleri, olacakları, olmuşları, hemen her şeyi kendisinin yaptığı, yönettiği, yazdığı, oynadığı, oynattığı bir dünyadır. Bu dünya, kendisi istemedikçe başkalarının dahil olamayacağı bir dünyadır. Bu dünyanın oyuncularını kendisini seçer, kendisi adlandırır, kendisi sınırlarını çizer ve istemediklerini kendisi bu dünyanın dışına atar.

Yaşadığı gerçek dünyanın dışında sahip olduğu hayal dünyasıyla da bambaşka bir varlıktır insan. Hayal dünyası içerisinde kurguladığı hayatın yazarı, yapımcısı, oyuncusu, seyircisi; her şeyiyle kendisidir.

Çoğu yazar kurguladığı bu dünyayı bizim de seyretmemizi, görmemizi, yaşamamızı, hissetmemizi ister. Kendi hayal dünyasında kurguladıklarını bizimle paylaşmak ister.

O dünyayı bazen roman, bazen şiir, bazen tiyatro, bazen sinema, bazen de dizi olarak bizimle paylaşır. Kurguladıkları ve kendilerine ait dünyayı bizimle öylesine paylaşır ki zaman zaman bizler de o dünyanın birer parçası oluruz. Kendimizi o dünyaya ait hissetmeye başlarız.

Ama hiçbir zaman o dünya bizim değildir. Biz, o dünyayı kurgulayıp bize yaşatan, yansıtan yapımcının, yönetmenin, senaristin, insanın kendi dünyasında bize ayırdığı yer ve rol kadar o dünyada yer almaya mahkumuzdur. Bize verdiği rol kadar orada oluruz.

Her insan kendi dünyasını, kendi gerçekliğini yaşar. İnsanın, varsa kurguladığı bir dünya, o dünya gerçek dünyayla örtüştüğü ölçüde gerçek dünyadakilerde karşılık bulur.  Kurguladıkları dünya birbirine benzeyen insanlar aynı dünyayı yaşarlar aslında.

Dizilerin dünyası gerçekten bizim dünyamız mı?

Türk dizileri son yıllarda ihraç edilen ürünler listesine girdi. Sektör her türlü çalkantısına karşın dışarıya sadece dizi satmakla kalmıyor bir dizi turizmi de oluşturuyor. Bir zamanlar Brezilya dizilerinin insanları ekranlara esir ettiğini düşününce, dizilerin izleyici üzerindeki etkisini iyi bilen toplumlardan biriyiz diyebilirim.

Ancak bir gerçeğin altını çizmek de yarar var. Diziler hayatın neresinde?

Kurgulanmış ve çoğu bir hayal dünyasının ürünü olan dizilerin, izleyicide gerçekmişçesine karşılık bulması, izleyici psikolojisi ve izleme alışkanlıkları açısından konuya bakmamızı gerektirse de, dizilerdeki hayatın gerçek hayatta nasıl karşılık bulduğu her zaman cevabı aranan soru olmuştur?

Siz ayakkabıyla mı girersiniz her daim evinize? Ya her daim havuzlu villalarda yaşayan ailelerin ensest ilişkilerini hayatın sıradanlığı içerisindeymişçesine önümüze getiren dizilere ne demeli?

Hemen her biri son derece özenle seçilmiş güzel kadınlar, şık erkekler ...

Dizilerdeki dünya bizim dünyamız mı gerçekten? Yoksa bizim olması için içine çekildiğimiz bir dünya mı?

Unutmayın!..

Dizideki o havuzlu villa dizi için kiralanan villadır.

Kalın sağlıcakla!..