İhanet yürüyüşü

Osman Mesten 07 Temmuz 2017 Cuma, 09:28

22 gündür Sayın Kılıçdaroğlu'nun sözde adalet yürüyüşü Türkiye'nin gündemini meşgul ediyor. Sözde diyoruz, çünkü yürüyüşle amaçlanan şey adaletin tesisi değildir.  Gerçekte Kılıçdaroğlu ve CHP nin "Adalet" diye bir derdi yoktur. Hiç bir zaman da olmamıştır.

CHP gerçekten adalet istese idi, Merve Kavakçı TBMM den haddi bildirilerek atılırken, Türk vatandaşlığından çıkartılırken bir itirazları olurdu. 28 Şubatta seçilmiş hükümete darbe yapılırken itirazları olurdu. İmam Hatiplilere katsayı zulmü yapılırken, yahut başörtülüler kamusal alan gerekçesi ile kamu hizmetinden bile mahrum edilirken itirazları olurdu. Ak Parti kapatma davasına, 27 Nisan e muhtırasına itirazları olurdu. Ak Parti'nin inanç ve düşünce özgürlüğü önünde engelleri kaldıran yasa ve anayasa değişikliği yaptığında hemen AYM ye koşup bu özgürlükleri milletin elinden almaya kalkışmazlardı. İstiklal Mahkemelerini, Yassıada Mahkemesi uygulamalarını gündeme bile getirmiyoruz. Adalet denilince en son konuşması gereken CHP şimdi çıkmış yollarda yürüyor. Hem de PKK ve FETÖ başta olmak üzere Vatan ve Millet düşmanı her türlü mel'un örgüt ile kol kola.

Gösteri ve yürüyüş demokratik bir haktır, meselemiz muhalefetin bir hakkı kullanması değildir. Meselemiz bir  hakkın kötüye kullanılmasıdır. Öncelikle, Adalet yollarda değil Mahkemelerde aranır. Yürüyen bir mahkeme sürecine karşı eylem yapmak bir hak arayışı değildir. Hele hele Ana Muhalefet Partisi olan bir partinin böyle bir basiretsizlik yapması anlaşılır gibi değildir. Adalet pankartı altında FETÖ terör örgütünün propagandası yapılmaktadır. 15 Temmuz darbesine meşruiyet sağlanmaktadır. Doğrudan darbeye karışmış, halka silah sıkmış, 249 şehidin 2500 gazinin canına kastetmiş darbecilerin aileleri yürümek, onların serbest bırakılmasını istemek gaflet ve ihanet ile eşdeğerdir.

Sırtını PKK ye PYD ye dayadıklarını açıkça söyleyen, her platformda PKK nın sözcülüğünü yapan terör sevici HDP yöneticileri ve milletvekilleri ile kol kola yürümek Atatürk'ün partisine yakışmadığı gibi gerçek Atatürkçüleri de rahatız etmektedir.

Hele ki, üzerinden bir yıl geçmiş olması, bütün ayrıntıları ile ihanetin başının Fetullah Gülen denilen terörist ve şarlatan olduğu ortaya çıkmasına rağmen savunmalarında bile en küçük bir pişmanlık emaresi göstermeyen asker elbisesi giymiş hain darbecilere ve onları kalben destekleyen FETÖ mensuplarına can suyu olmak ana muhalefet partisinin işi olamaz.

Sayın Kılıçdaroğlu, TBMM de dokunulmazlıklar kaldırılırken destek vermiş idi. Bunun sonucu olarak Enis Berberoğlu'nun da yargılanacağını ve ceza alacağını bilmiyor mu idi. Mahkeme kararı yanlış bile olsa toplumsal bir tepki organize ederek herkesin böyle bir eylem yapmaya kakıştığı bir ortam da huzur sağlanabilir mi? Hukuk Devleti böyle gerçekleşir mi? Yoksa amaç;  provokasyonlar ile  iç savaş benzeri bir kargaşa ortamı meydana getirip Türkiye'yi yönetilemez bir duruma getirmek midir? Asıl amaç, yarım kalmış 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini kemâle erdirmek midir?

Darbecilerin bu kadar özgüven içinde savunma yapmalarını, hatta savunma bile değil l mahkemeleri ve Türkiye'yi yönetenleri tehdit etmelerini gördükçe bu adalet yürüyüşünün neye tekabül ettiği soruları içimizi kemirmekte ve halkımızı tedirgin etmektedir.

Darbe; 15 Temmuzda başlayıp başarısız olan bir şey değildir. Darbe; Gezi kalkışmasından beri mütemadiyen devam eden bir süreçtir. Ne yazık ki, bu süreçte CHP hiç iyi bir sınav vermemiştir. Kılıçdaroğlu 15 Temmuz'da darbeye sessiz kalarak gizlenmiş, darbe başarısız olduğu ortaya çıkınca aleyhinde açıklama yapmıştır. Yenikapı Mitingine katılmış ise de  hemen ertesinde "Kontrollü Darbe" söylemleri ile Yenikapı ruhuna da ihanet etmiştir. İktidara alternatif politika üretmesi gereken CHP ne yazık ki Gezi kalkışmasından beri devam eden darbe sürecine katkıda bulunuyor, yangını söndürmek bir yana yangını körüklüyor.

İşte bu sözde "Adalet" yürüyüş bunun en güzel göstergesidir. Darbe dışında normal yollarla iktidara gelemeyeceğini görmek, hele ki, Cumhurbaşkanlığı sistemi ile %50 yi aşma imkân ve ihtimalini rüyasında bile görememek Kılıçdaroğlu ve CHP yi çıldırtıyor olabilir, ancak bu durum FETÖ ve PKK ile kol kola yürümesini meşrulaştırmaz.