Nasıl bir dil

Necip Cengil 01 Ocak 2019 Salı, 08:07

Dil; konuşmak, konuşmak düşündüğünü dışa vurmak için var.

Düşün ama konuşma, olmaz!

Kelimeleri çirkinleştirerek konuş, olmaz!

Neden?

"İnsan olarak yarattıklarıma söyle, konuşmaları güzel olsun, çirkinliğe kapı açmayacak şekilde konuşsunlar!"

Neden?

Kelimeler kimliğidir insanın, bundan dolayı!

Kullandığı dil kişiliğinin aynasıdır, bundan dolayı!

Allah insanı, güzel olanı yaşayacak şekilde yarattı. Çirkini de bilecek şekilde... Lakin bir şart koydu: İyiler cennettedir!

İyiliğin özelliklerinden biri de kullanıldıkları dilin güzelliğidir.

Bir ekleme daha yapıldı Allah'ın resulü tarafından : "İnsanlar arasında, Allah'ın sevmediği kişilerden biri de kaba olanlardır!"

Peygamber'e ve diğer insanlara işkence edenlere, bu çirkin fiillerinden dolayı dahi hakaret edilmedi. Mesela "Ebu Leheb'in elleri kurusun" dendi de başka bir şey denmedi.

İşkence edenler için "Onlar cehennemlik bir iş yapanlar" dendi de "Ağız dolusu hakaret cümlelerinin" kullanılması istenmedi.

Asırlar sonra, biz ne yapıyoruz?

Birine kızdığımız zaman, bizden değil veya bizim gibi düşünmüyor, bizim hizbimize karşı dediğimiz kişilere hitap ettiğimiz zaman nasıl konuşuyoruz?

Kitabın diliyle mi?

Mesela siyaset dünyasında...

Mesela ilim sahasında...

Mesela ikili ilişkilerde...

Hadi birilerimiz kitabın dilini unuttu, cahil tarafı arif tarafına galebe çaldı diyelim, iyi de ilim ehline ne oluyor, neden uyarmıyorlar?

Hele de, kişi Müslümanlığıyla şeref duyduğunu söyleyen biriyse ve kelimeleri çirkinleştirerek konuşuyorsa... Vay ona!

"Ben Müslümanlardanım diyerek, insanları Allah'a çağırandan daha güzel sözlü kimse olmamalıdır" denmiyor mu?

Haberleri izlerken yüzüm kızarıyor, ekrandakiler birbirlerine karşı öyle hakaret cümleleri kuruyor, öyle hakaretler uyduruyorlar ki, haber seyretmek içimden gelmiyor!

Günlük hayatta, sokakta yürürken, çarşıda-pazarda öyle konuşmalara şahit oluyorum ki, kafamın içindeki basınç artıyor, utanıyorum.

Güya ilmi ve dini meseleler konuşuyor birileri, seyrediyorum... Aman Allah'ım o da ne, kelimeler başkalaşıyor, cehennemin içinden çıkıp gelmiş gibi kullanılıyor dil; saldırı, öfke, hakaret çığ gibi büyüyor. Oysa öfke cehennemden, tebessüm cennettendir diye yetiştik!

Sahi neler oluyor, nereye gidiyoruz?

Bu dil ile mi insanlığa umut olacağız?

Bu dil ile mi, Nur dağının, Hira'nın çağa ulaşan sesi olacağız?

Çok şey biliyoruz öyle mi? Mümkünse hiçbir şey bilmeyelim ve önce dilimizi insan yaratılışına uygun olarak kullanmayı öğrenelim!

Bırakalım Yunus konuşsun:

"Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep/ Dediler ilim geride, illa edep illa edep!"