İşler kötüye mi iyiye mi gidiyor

Necip Cengil 01 Ağustos 2019 Perşembe, 07:30

Bizleri ziyaret edenlerin, yolda birbirleriyle karşılaşanların genelde sorduğu bir sorudur:

İşler nasıl? Sana göre iyiye mi, kötüye mi gidiyor?

Farklı cümleler kurulur:

Sıkıntılı, ay sonunda çektiğimiz sancıyı izah edemem.

Allah'a hamdolsun, kendi yağımızda kavrulup gidiyoruz.

Piyasada nakit sıkıntısı var, ödemelerimizi alamıyor, haliyle ödemelerimizi yapamıyoruz.

Ekonomi politikaları ülkeyi tedirgin bir ekonomik havaya sokuyor, piyasa tedirginliği, üreticiyi ve imalatçıyı sarsıyor ve bu sarsıntı tüketiciye daha fazla bir şiddetle aksediyor.

Hükümetin olanları doğru okuması gerekiyor, yoksa iş tıkanmaya doğru gidiyor ve durum ciddi.

Yatırım yapmak şöyle dursun, yarını nasıl selametle geçiririz derdindeyiz.

Özellikle ihracat kalemleri olan imalatçılar diğerlerine nazaran iyi durumda olsalar da genel vaziyet iç açıcı değil.

Nasıl olsun abim, üretimimiz zayıf, katma değeri yüksek olan imalatımız yok denecek kadar az, tarım politikalarımız nedeniyle, bir tarım ülkesi olarak şaşkınız, maliyetler yüksek.

Sadece sulamaya harcadığımız para bile üretimi bitirme noktasına sürüklüyor.

Sulama enerji maliyetleri çok yüksek. Tarımsal mücadele girdileri yüksek... Çiftçi güne borçlu başlıyor, gün sonunda umutsuzluk giderek artıyor.

Elbette bu serzeniş ve tespitlerle ilgilenmek, değerlendirmek, saha çalışmalarıyla daha doğru verilere ulaşmak ekonomiden sorumlu yetkililerin işi...

Biz de sahadayız, üretici ve imalatçılarla iç içeyiz, görüşüyoruz ancak yakınmaları yazıp yetkilisine ulaştırmakla, ekonomiden anlamak, verileri değerlendirmek, kurdan faizden bahsetmek uzmanlık ister. Ölçü ve had meselesi; yakınmaları yazmak kolay, çözüm üretmek işin zor kısmı... Bazen yakınmaları yazmak da zor iştir. Hatta öyle zordur ki; meselenin doğru bir şekilde ele alınmasına mani olmak isteyen yağcılar zümresine çarparsınız. Söylemediklerini bırakmazlar. Yine de yazmak gerekir. Fitneye davetiye çıkarmayan, çözüme çağrı yapan olumlu, nezih ve sekinet dolu bir dille yolunda gitmeyen halleri yetkililere iletmek gerekir.

Eleştirmek de bir mesuliyettir. Eleştirmek, çözüm için çırpınmak gerekirken alkışa devam eden yağcılar istemese de, şehirlerin, ülkenin selameti için olumlu çabalara devam etmek, çözüm makamında oturanlara en güzel şekilde duyurmak gerekir. Öyle ki, eleştiriyi bir fitne diliyle değil ibadet hassasiyetini içeren dille dile getirmek gerekir. Böyle yapılmazsa, işler daha kötüye gider ve çözümün imkânsız hale geldiği günlere gidilir.

Sorunun bir bölümünde, ağrısız başımı ağrıtmayayım ifadesi; bir bölümünde, bırakın başarısız olsunlar biz gelelim diyenlerin insaf dışı bakış açısı yatmaktadır.  Bazılarıysa, aman sende, gelen ağam, giden paşam vurdumduymazlığıyla hareket eder.

Genel anlamda, dünya çapında olumsuzluklar var, bunların ülkemize yansımaları var ancak yakınmaları sadece bu durumun yol açtığı bir krize bağlamamak, bize düşeni yapıp yapmadığımızı da sorgulamak gerekir.

İşler nasıl?

Alkışlayanların bulanıklaştırdığı sahneyi temizleyip, daha geniş açıdan bakarsak hakiki değerlendirmeyi yapabiliriz.

Neticede ülke hepimizin ve eğer ülkeyi yönetenler başarısız olursa, bana göre bu hepimizin başarısızlığı olur.

Birileri başarısız olsun da bize saha açılsın diye beklemek bana göre ahlaki değildir.