"İflas erteleme"

Necip Cengil 15 Ocak 2019 Salı, 07:04

Ticarette iflası biliriz. İflas ertelemeyi de duymuşuz.

Benim derdim başka, "asıl müflis kimdir" sorusunun beni nereye kadar götüreceğini merak ederim.

Mesela iflasa götüren girişimler vardır.

Mangalda kül bırakmayan söylemler, iddialar iflas eder de kabul eden olur, etmeyen olur.

Gelen rivayetlerden aklımda kaldığı kadarıyla özetlersem; asıl müflis, yapageldiği ibadetlerine sığınıp, başkalarına iftira eden, hakaret eden, hak yiyen, zulmeden, kan döken,  varsa kimi iyilikleri ve ibadetlerinden hanesine yazılanlar, hepsinin tükendiği, günahlarıyla omuzları çöken ama kendisini gözden geçirmeyen ve cehennem yoluna girendir.

Cehennem bir iflasın neticesidir.

Aklıma geldi, bu dünyada iflas erteleme diye bir şey var acaba her iflas için iflas erteleme mümkün mü veya bu başvuruyu nereye yapmak lazım?

İflas ertelemeye konkordato deniyor ve şöyle tarif ediliyor: Mali durumu bozulmuş, borçlarını ödeyemez hale gelen borçlunun, borçlarını belli bir oran ve zamanda ödemek için alacaklılarıyla yaptığı ve mahkemece onaylanan anlaşmadır.

Peki çeşitli iddialarla yola çıkıp, bir paradigma ortaya koyduğunu söyleyen ancak paradigması iflas edenlerin iflas ertelemesi mümkün mü veya fikrin iflasına rağmen, paradigmaları iflas edenler kiminle iflas ertelemeye girebilir ya da bugüne kadar böyle bir iflas erteleme istedikleri vaki mi?

İnsanın mali durumu, kendi yaptıklarından veya başkalarının yapıp kendisini sürüklediği hallerden dolayı bozulabilir. Borcunu ödemede sadık ise erteleme ister, başı dik bir şekilde zamana yayarak borçlarını öder. Buna diyecek yok! İyi de peşine taktığı ve meçhullere doğru sürüklediği fikir mağdurlarına karşı hangi babayiğit çıkıp da "yanlış yaptım, sizi isteyerek değil ama istemeyerek meçhullere sürükledim, helalleşelim" der veya demiştir. Bu helalleşmeye "iflas erteleme" dersek eğer bunun kaç örneği var veya hiç örneği var mı?

Paradigma iflasının, iflas erteleme girişiminde muhatap veya hakem kimdir?

Geçenlerde okuduğum, Metin Heper'in "Türkiye'de devlet geleneği" kitabında bu konuya dair bulgulara rastlamıştım. Şöyle diyordu:

"Paradigmalar iflas ettiğinde ve (iflası çöküşe dönüştürmeyi engelleyecek) yenileri bulunmadığında, absürtlük olgusu ile karşılaşması tehlikesi vardır. Aktörler çırpınıp dururlar..."

Parantez içi bana ait.

Burada; paradigmayı kucağında bulan, onunla yol almak isteyen ancak iflas eden paradigma nedeniyle çırpınan haleflerden bahsediliyor. İflas eden,paradigmanın kendisi olabilir, paradigmaya kaldıramayacağı kadar yük yükleyen haleflerin davranışları olabilir. Neticede bir iflas vardır ortada ve bununla ilgili iflas erteleme için nereye başvurulacaktır?

Bana göre burada iflas erteleme için, öncelikle paradigmayı bir kişinin kucağında büyüyen ve sihirli etkisi olan bir şey haline getirmemek ve sürekli onarılabilen, yenilenen, üzerinde çalışılabilen ayrıca değişmez kalıplara hapsedilmeyen bir araştırma ürünü olarak görmek gerekir. Çok iddialı vurgularla yola çıkmamak gerekir. Varsa bu, diğerleri çöplük malı dememek gerekir. Gerektiğinde özür dileyebilmek, bu özrü de toplumdan dilemek gerekir. İflas erteleme yolun sonu değil yeni bir başlangıç için samimi bir çırpınıştır, bilmek gerekir.

Günümüzde, paradigma dayatan ve paradigması iflas eden kişilerin önündeki tek yol toplumla yüzleşerek iflas erteleme istemektir.

Bunu yapmıyor ya da yapamıyoruz. Yapsak, yapabilsek herkes kazanacak ve toplumsal yeni çıkışların da önü açılacaktır.

İflas erteleme yerine, biz yanlış yapmadık, birileri bizi yanlışa sürükledi diye çevreye karşı söylenip duruyoruz.

Netice: Gençliğim eyvah!