Bir şeye bizzat şahit olmak başkaymış... - Nagihan Er - Bursa Hayat Gazetesi

Bir şeye bizzat şahit olmak başkaymış...

Nagihan Er 12 Mayıs 2018 Cumartesi, 07:23

Karşıdan görmekle izlemekle bizzat kendi gözlerinle yakından görünce şok oluyormuş insan. Ya da bana öyle oldu.

Bir kaç senedir bu işin içindeyim; şuana kadar sayısını bilmediğim haber girdim, okudum, yorumladım asayiş de dahil. Evet bazen öyle bi oluyordu ki bir haber yüzünden bütün günümü fena bir baş ağrısı ile bitirdiğimi biliyorum. Hiçbir şey fayda etmiyordu. Bazen de bir kaçı üst üste gelirdi ben nefes darlığı çekiyormuşum hissi ile hava almaya çıkardım. Hele bazı zamanlar öyle bir denk gelirdi ardı ardına arkadaşıma 'Ben bunu yapamayacağım alır mısın?' derdim. Benim haberim olmasına rağmen. Bazen kimse yapmak istemezdi o kadar etkilerdi hepimizi birden. İyi hoş da bu iş insanda bazen kafa bırakmıyor diyordum ilk başlarda. Bazen aşırı yorgun, bitkin böyle sefil bir halde giderdim eve sanki bütün gün taş taşıdı sanacak gören. Halbuki işim oturarak. Hiç bir efor sarf etmiyorsun aslında bedenen karşıdan bakarsak. Ama gerçekten beyin olarak bazı zamanlar çok yorucu. Beyin yorulunca vücut otomatikman çöküyor. Sonra git gide alıştım ben. O kadar etkilenmemeye başladım. Sonra normal gelmeye başladı. Eskisi gibi başım ağrımıyor. Bazen yine evet oluyor ama çok abes bir haberde, olayda. Hatta 'Demek ki doktorlar da ölümlere, ağır hastalara böyle alışıyorlar' demişliğim var. Aynı şey değil tabi ama süreç böyle işliyor demek ki. Alışıyor insan. Taa ki kendi gözümle görene kadar ki düşüncelerim bunlardı. Saat gece 00.30'u geçmiş 01.00'e geliyor... Biz de bir yerden eve dönüyoruz artık. Bir anda arabayı durdurdu eşim söylenerek. Ben ona bir şeyler anlatmakla meşguldüm o yüzden neden durduğunu, söylendiğini anlamadım. Sonra yine gitmeye başladı... "Görmedin mi bir şey kullanmış hâle bak yazık değil mi? İnsan kahroluyor bunları görünce" dedi. Meğer uyuşturucu kullanan birini görmüş yol kenarında... "Ayy dur ben daha önce yakından görmedim" dedim durdurdum arabayı. Ben bekliyorum ki kaldırıma oturmuş veya sızmış birini göreceğim. Camı açtım kafamı çıkardım arkaya doğru baktım. Yakındı bize az bir mesafe var aramızda. Tam bir zombi...

Eller yanda sallanır vaziyette, boyun aşağıya düşmüş... Ayakta durmakta zorlanıyor. Bir sağa bir sola dura dura yürümeye çalışıyor. Daha gencecik belli. Beynimden vuruldum bir anda. Şok etkisi yaptı bende. Bir anda kafamı içeri sokmamla bas gaza bas demem bir oldu. Oda benim ani tepkimle bastı gaza. Halbuki polisi aramaya çalışıyordu. Şoka girdim bir anda. Tek dediğim şey üst üste Allah'ım oldu. İki erkek kardeşim var. Onlar geldi birden gözlerimin önüne. Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Durduramıyorum. Neden öyle oldu bilmiyorum. Bildiğin şok etkisi işte dilim tutuldu.

Çok korktum, çok üzüldüm. Nasıl bir boşluk ki insan bu illete bulaşır. İnsanlıktan çıkartıp seni canavarlaştıran şeyi neden ister insan? Gençleri böyle zombileştirince ne geçiyor ellerine? İnsan neden bu kadar vicdansız olur! Şimdi o ne yapacak? Nereye gidecek? Eşimi de gönderemiyorum. Kendim korktum. Onun ailesi öyle görse onu nasıl kahrolur. Kim ister evladını o şekilde? Polisi arasak ilgilenirler mi? Kim bilir kaç tanesini görüyorlar günde. Aklımda bir sürü soru. Başım yine ağrımaya başladı. Alıştım diyordum bir de kendime. Hayır hiç alışmamışım hem de. Onlar bana karşıdan ne geliyordu ki bilmem. Gerçeğini görünce çok afalladım, çok üzüldüm. Gençliğe üzüldüm, ana babalara üzüldüm, bu hayata üzüldüm, vicdansızlıklara üzüldüm, bu kadar kendini zombiye çevirecek kadar boşlukta olmalarına üzüldüm. Karşıdan üzülmekte fayda değil ki kime fayda benim üzülmem.

Çok boşlukta hissediyoruz demek ki çok yaygın bu illet. Bütün düşüncelerini sildirmek isteyecek kadar insanlığını unutturmak isteyecek kadar büyük bir boşluk. Nasıl dolar o girdap bilmiyorum ama dolması lazım. Doldurmamız lazım...