Ateş çemberi mi desem şeytan üçgeni mi?

Nagihan Er 11 Ocak 2020 Cumartesi, 07:30

Öyle bir coğrafya da yaşıyoruz ki cennet cehennem bir yerde.

Bir yandan öyle güzel öyle bereketli öyle ihtişamlı öyle ki tüm dünyanın gözü burada...

Herkesin burasıyla ilgili muhakkak bir hayali var o kadar değerli. Ezelden beri hep istenen olmuş ve olmaya devam ediyor. Dünyanın merkezi diyeni de var başkenti diyeni de var. Tüm dinlerin birleştiği yegane kara parçası. Sadece bir din için önemli değil, herkesin gözdesi. Herkesin kendisinin olmasını arzuladığı belki de tek yer olabilir.

Ama...

İşte her güzel şey de olduğu gibi bir değeri var buranın da bir karşılığı. Hem de ne karşılık.

Ateş çemberi mi desem şeytan üçgeni mi desem?

İçine girdin mi çıkamadığın mümkünatı yok kurtulamadığın... Elini versen ayağını kaptırdığın...

Hayır, ben bir şeye karışmıyorum desen, elini eteğini çeksen bile her şeyden, gözünü bir açıyorsun bir kapıyorsun ateşin tam ortasındasın. Bana ne deme lüksün bile yok. Ne olduğunu anlamadan merkezdesin kavganın tam ortasındasın. Kara bela gibi. Bir yapışıyor sana hiç kopmuyor. Biri bitiyor diğeri başlıyor. Dinlenmek değil nefes almak bile yasak. Öyle hızlı gelişiyor her şey. Yetişmek akıl sır erdirmek ne mümkün.

Her güzelin ayrı bir imtihanı var buranın ki de hengâme. Bitmek tükenmek bilmeyen kavgalar savaşlar ölümler...

Bu hep böyle olmuş, paylaşılamamış. Hala da paylaşılamamaya devam ediyor.

Bazen diyorum ki iyi sabrediyoruz. Çünkü her defasında bundan daha kötü ne olabilir dediğim her şeyin daha da kötüsünü gördüm. Yok artık dediğim şey yarın normal oldu. O kadar hızlı şekil değiştiren gündemimiz var. Yetişmek ne mümkün... Akıl erdirmek derseniz hangi birine kafa yoracağız.

Düşünün sadece bir günde savaş kapınız da olabiliyor.

Hani diyorlar ya yapılan araştırmalar sonucunda işte dünyanın en ferah ülkesi şurası, en mutlu insanları şunlar diye. Buyursunlar efendim, bir süreliğine yer değişelim. Oturduğun yerden hiç-bir zorluk görmeden canın yanmadan mutlu olmanın bir marifet olmadığını görün. Çok değil ya 1 ay... Neyin ne olduğunu görün. Bizde azıcık nefes alalım vallahi nefes almayı unuttuk. Durup dinlenmek şöyle dursun. Ben izlerken yoruluyorum birde bizzat ilgilenenler ne yapıyorlar bilemiyorum. Haber izlerken üzerimden TIR geçmiş gibi kalkıyorum televizyon başından. Oturduğum yerde yoruluyorum.

Daha da çok yorulacağız galiba öyle gözüküyor. Her zaman ki gibi yine rahat yok bize. Savaş kapıda diyorlar bende diyorum ki ne zaman gitmişti ki...