'Eve gidince hikaye at!'

Mustafa Dünger 15 Nisan 2018 Pazar, 07:18

İnsanın meraktan daha önemli bir yetisi varsa o da diğer insanlar tarafından beğenilmek ve çevresi tarafından kabul edilmek, 'parmakla gösterilmek' isteğidir. Merakı tetikleyen en büyük etkeni ise kişilerin kendisini daha fazla ispatlama girişiminde bulunup özel hayatına dair ipuçlarını başkalarıyla paylaşmasıdır. Böylece tetiklenen merak güdüleriyle ipuçlarını bir araya getirip bütüne ulaşmaya çalışan kişilerde geçen hafta bahsetmiş olduğum 'stalker' yani modern dikizciler haline geliyor.

İnsanlar gittikleri yerleri 'yer bildirimi' dediğimiz etiketler ya da uygulamalar kullanarak belirtirken aslında sorduğumuzda herkesin asla diyeceği kişisel hayat gizliliğini isteyerek görmezden geliyoruz. Takipçilerimizi, dikizcilerimizi de bulunduğumuz yere davet ediyoruz.

Bir zamanlar ya da çoğumuzun halen eve gittiğinde sağ salim vardığını bilmem için çaldır yahut mesaj at deriz, ya da derdik. Bunlar değişti ve daha karmaşık bir hal aldı.

Kişiler önemsedikleri kişileri yabancılardan korumak için her türlü koruma ve kıskançlık güdülerini kullanırlar. Sevdiğine zarar gelmemesi için birçok kişi onlara gelecek zararları üstlenmek dahi ister. Günümüzde öyle bir hale ilerlemekteyiz ki, sevdiğimizi belli etmek için bile farkına varmadan böyle bir ispat çalışmasında bulunup aslında özelimize ulaşmasını istemeyeceğimiz diğer kişilere açık etme durumuyla karşı karşıya kalıyoruz.

Facebook'ta, İnstagram'da, Twitter'da ve daha nicesinde muhabbetten doğan güzellik içerisinde, kötü şeyler düşünmeksizin sevdiğimiz insanlarla yaşadığımız güzel anların paylaşımlarını yaparken onlardan izin istemiyoruz. İzin istemenin de saçma olduğunu düşünüyoruz. Dijital dünya ile nitelendirdiğimiz bu dünyada asla gerçek dünyadaki gerçeklikleri idrak edemiyoruz. Kimseden de bunun aslını duyamıyoruz.

Daima bilinmelidir ki, gerçek hayatta olduğu gibi kimse bize ait özel anlara ya da ortak anlara ait görselleri veya herhangi bir veriyi başkalarıyla paylaşma hakkına sahip değildir. Gerçek hayatta özel hayata gösterdiğimiz dikkati dijital dünyada da göstermeliyiz. Gizliliğimizi korumaya çalışırken başka kişilerin en yakınımız dahi olsa bizlerin özel hayatına ait kararları veremeyeceği ve verilerimizi bizden izinsiz kullanamayacağını bilmeliyiz.

Henüz Ocak 2018'de İtalya'da yaşanan bir olay tüm bu bahse konu olan meseleler hakkında özet teşkil etmektedir. 16 yaşındaki bir çocuk, annesine ait olan sosyal medya hesabındaki görsellerini mahkemeye şikayet etti ve annesi fotoğrafları kaldırmaması durumunda çocuğuna tazminat ödemek zorunda kalacağı kararı verilmişti.

Gerçek dünyada ya da dijital dünyada her nerede olursak olalım daima koruma altındayız. Haklarımızın, özgürlüklerimizin ve sınırlarımızın farkında bireyler olarak hayatın her alanını doğru ve etkili biçimde kullanmalıyız.