Dijitalin kara yüzü

Mustafa Dünger 04 Kasım 2018 Pazar, 08:07

Dijitalleşmeyle birlikte inanılmaz bir bilgi birikimine sahip olduk. Ulaşmak istediğimiz tüm bilgilere ulaşabileceğimiz gibi, bulaşmak istemeyeceğimiz bir karanlık yüzü de bulunmaktadır. Çoğunlukla bilinçsiz sahip olduğumuz dijitalleşme, bizlere yıkım olarak geri dönebiliyor. Kimimize teşhir, bazılarımıza dolandırıcılık, bazılarımıza ise iftiralar... Ancak en önemli nokta ise herkesin gazeteci özelliğine sahip olabildiği bu sanal ortamdaki "ahlaki" davranışlar.

Teknolojik gelişmeler, dijital dönüşümler neticesinde insanlar ikiyüzlü hale geldi. Yanlış okumadınız, siz de benim gibi ikiyüzlüsünüz. Aslında açıklık getirmem gerekirse, yalnızca çift vatandaşız. Hem dijital, hem de gerçek.

Dijital vatandaşlık, kişilerin dijital dünyada kendileri için kurguladıkları ve kurgularına göre yaşadıkları bir yapay dünyadır şeklinde kısaca özetleyebiliriz. Ancak, dijital bir varlığın da dünyada vatandaş olabiliyor olmasını da es geçmememiz gerekiyor. Zira, Suudi Arabistan robot Sofia'yı vatandaş olarak kabul etmişti. Teknolojik gelişmeler, uzaya gönderilen araç gibi dönüşümler olurken de ilk uzay ülkesi Asgardia'yı da saymamak olmaz.

Teknoloji hayatımızın her noktasına girerken, gasp ettiği iş alanlarımızın yanı sıra, işe girmemiz için de bir aracı konuma geçti. Aradığımız iş olanaklarından iş başvurularına kadar birçok konuda sosyal medyaya başvuruyoruz. Örneğin, iş başvurumuzda CV'mizin yanı sıra sosyal medya hesaplarımız da kontrol ediliyor.

Kendi öz varlığımızı sosyal medyaya bağlamadığımız gibi, sosyal medyayı veya herhangi bir soyut olayı hayatımıza bağlamak oldukça sorun doğurucu bir meseledir.

Tiktok isimli uygulama ile sosyal medya üzerinden montaj videolarını paylaşan insanlarımız, hem kendilerini "gerçekte" yapamayacakları hallere sokuyorlar, hem de ahlaki çöküntünün merkezinde bulunan bu uygulamaların reklamını yapıyorlar. Bir yerlerde de ahlaki çöküntünün sebeplerine sövüyorlar.

Gerçekte olamayacağımız kişilikte davranışları sanal ortamda göstermemeliyiz. Öz bilgilerimizi, dijital dolandırıcılardan da korumalıyız.

Tüm bunların yanında bilgilerimizi, sevdiklerimizi de dijital dünyadan korumalıyız. İçimizdeki teşhir duygusunu tetiklemek üzerine kurgulanmış bu "yerine göre" karanlık dünyadan kendimizi korumalıyız. Araştırıp, sorgulamalı ve tüm bunlar sonucunda aksiyon almalıyız.

Son Söz

9 Kasım'da "Sosyal Medyada Farkındalık" projemizin başlangıcını yapıyoruz. Umuyorum ki, bu projemiz ile farkındalığı arttırabiliriz. Lise çağındaki gençlerimizin bu farkındalığa erişmesi bizleri umutlu yarınlara ulaştıracaktır.

Dinamik Türkiye, gençliğin bilinçliliğiyle oluşacaktır. Bizler de herkes gibi elimizden geleni yapacağız.