Aynı oyunun parçası olmak

Mustafa Dünger 07 Ocak 2018 Pazar, 12:03

Algılarımızı başkalarına emanet ettikçe durmadan algılarımızla oynar oldular. Ülkemizde din işleriyle alakalı en yüksek makam olan Diyanet'le oynamaları da bundan; bizi vazgeçilmezlerimizden vurmak.

P.İ.Ç.(paralel ihanet çetesi) ile dokunulmaz yanımızdan, yani dinimiz, vuran ama başarısız olduğunu gözyaşları içerisinde izleyenler algı yayınlarını durdurmadan tam gaz devam ediyorlar.

İki aşamalı olarak yaptıkları bu olay önceden çalışılmış ve profesyonelce yönetiliyor ki, oyunu görmek gerçekten çok zorlaşıyor.

"9 YAŞINDA GELİN"

Bazı gazetelerden yayılmaya başlanıyor haberler ve aynı hızla sosyal medyada paylaşımlar başlıyor. Tesadüfi olmadığı her halinden belli. Ama yine de oyuna geliyoruz ve itibarını delmek adına kurgulanmış bu oyunun oyuncuları haline geliyoruz.

Çok zaman geçmeden bir fotoğraf(yaşlı adam ve çocuk gelin) paylaşılıyor ve bu sefer daha kuvvetli bir sesle başlıyoruz bağırmaya. Aslını da araştırmıyoruz, ne derlerse doğru diyoruz. Sonra anlaşılıyor ki, yaşlı adam kızın amcası ve düğüne giderken yeğenine güzel giysiler giydirmeyi amaçlamış ve olayın geçtiği ülke de tabii ki Türkiye değil.

İtibar kazandırma ve yıkma meselelerinde geleneksel ve sosyal medyanın gücü ve yapabildikleri bu kadar göz önündeyken hala görmezden gelip her seferinde aynı oyunun parçası oluyoruz. Bu oyunun parçası olması meselesi de, mumun yatsı vakti sönmesi sonrası bizlere yalan haber yayıncılığı olarak dönüyor ve kendimizi kendi ellerimizle itibarsızlaştırmış oluyoruz.

Unutmamalıyız ki; USMED Genel Başkanı Said Ercan'ın dediği gibi, "Sosyal medyada paylaşılan içeriklerin %95'i gerçek değildir."

Doğruluğunu bilmediğimiz içeriklerin sözcüsü ve iftiracısı olmayalım.