Müezzin

Mustafa Acoğlu 16 Şubat 2018 Cuma, 07:00

Ben her Çarşamba İstanbul'a giderim. Salı gecesi bir yere gitmeyi ve dostların Salı günü bize gelmelerini hep yarım ağız isterim. Çünkü günübirlik İstanbul gezisinde yorgun ve uykusuz iş koşturmak zordur.

Çıkacağınız yoldan sizi alıkoyan kim olursa olsun ona ihtiyacın olanı tebliğ-duyurma en hoş olanıdır. Bazen gelenin kırılmasını istemediğimiz için bu duyuruyu erteleriz. Bu erteleme bize ertesi gün zahmet olarak döner.

Birçok kez duamıza eklediğimiz "bayrağımızı indirme, ezanımızı dindirme" şeklindeki duamızın dünyaya ait dua olduğunu unutmayalım. Çünkü ahirette bayrak ve ezan olmayacak. Kavmiyetçilik olmayacağı için bayrağa, ibadet olmayacağı için ezana ihtiyaç olmayacak.

Araf (44-45) : Cennet ehli cehennem ehline, "Biz rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk; siz de rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenir. "Evet" derler ve aralarından bir müezzin-duyurucu, "Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun" diye bağırır. Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyenlerdir; onlar âhireti de inkâr edenlerdir.

İnanıp iman eden, salih amel işleyen, hakkı tavsiye eden ve haksızlık karşısında ve zulme karşı dimdik ayakta duranların gidecekleri seçilmiş bahçe ahalisi ile ateşe maruz kalan ahali arasında Allah'ın vaadini tutması ile ilgili konuşma olacağını bildirir. Konuşmanın nasıl olacağı bizce malum olmamasına rağmen ayette geçen şekli ile "Biz rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk; siz de rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" şeklinde olacaktır.

İnkar eden, kalben iman etmeyen, Allah için ibadet etmeyen, Hak ve adaletten uzak duran, Zulmeden veya zulme rıza gösteren ateş ahalisinin cevabı ise "Evet" olacaktır.

Sonra ateş ahalisinin arasından bir müezzin-münadi-duyurucu-tellal çıkacak ve kendilerini kandıranlar için "Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun" diye bağıracak.

Cehennem-ateş ehlinin içerisinde bir tane onları kandıran olsa da, Ona uyarak aklını kullanmayan güruh, mankurt haline dönüşenlerin yeri de yine onları kandıranların yanı olacaktır.

Kendilerini kandırılmış mağdur olarak lanse etmeye kalkanlara, Allah "siz neden aklınızı kullanmadınız" diye soracaktır. Aynı cezayı alacak olan ateş ehlinin dünyevi özellikleri söylenecektir. Onlar,Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyenlerdir; onlar âhireti de inkâr edenlerdir.

28 Şubat Postmodern Darbe ile başlayan süreçte tüm Müslümanlara yapılan zalimane baskı ve uygulamalar, Müslüman kız öğrencilere yapılan başörtüsü zulmü ile buna çanak tutan ve "başörtüsü füruattır" deyip, bir bölüm inanmışı peşinden sürükleyenler bunlar ateş ehli olarak karşımıza çıkacaklardır. Aralarından kandırılmış olanlardan birisi müezzin gibi bağırıp "Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun" diyecek ve bu zalimlere uyanlar da ateş ehli olarak nedamet göstereceklerdir. Vallahi Allah adildir. Başörtüsü zulmünü yaptıranlar, yapanlar, uygulayanlar ve ona göz yuman zalimler ateş ehli olarak gerekli cezayı alacaklardır.

Ancak 28 Şubat sürecinin zalimlerinden mahkumiyet alanlarla, ceza-i müeyyidelere uğrayanların yeniden gözden geçirilmesi gereken cezaları vardır. Artık bin yıl sürecek diyen zalimlerin hezeyanları bitmiş, Adalet'in hükmü başlamıştır. Adalet'in yerli yerince uygulanması ve mağdurlara duyurulmasından yanayız.

Her şeyin kalbinizce olduğu ve Ahirette duyurucunun sesini değil sadece bahçe ehlinin sesini duyan kullardan olmak umuduyla hayırlı cumalar.