Meltemi hissetmek

Hüseyin Eren 09 Ocak 2018 Salı, 06:48

Kinli kamplaşma, öfkeli bölünmüşlük, sağduyuyu yitirmişlikten kim ne kazanmış ve de kazanacak? Ulaşılmaz duvarlar örmek, geçilmez setler yapmak, kalın çizgilerle düşünceleri çizmek, hisleri kazımak; mahalleri ayırmak, kamplaşmayı körüklemek; hep üzerimizde oynanan oyun, hep üzerimizde oynanmak istenen oyun...

Uyanmak zamanı ne zaman? Kaç yüz yıldır uyuyoruz, uyutuluyoruz, avutuluyoruz, oynatılıyoruz, savruluyoruz, sürgit sürgünler yaşıyoruz. Bir avuç Anadolu toprağına sıkıştırıldık, zihni sürgünle esir edildik, yetmedi birbirimizle kırdırılmak isteniyoruz; o bir avuçluğumuzla bile çok görülüyor.

Sükûtun sakinliği yakalanmadan karşıdaki nasıl anlaşılacak ve karşındakine kendini nasıl anlatacaksın? Anlaşma olmasın, karşılıklı anlayış yerleşmesin, hürriyet kökleşmesin, kurumsallaşmasın isteyenler hep gerilim üretiyor, hep gerginlik gazını yayıyor, hep çatışma tohumunu ekiyor.

Biliyorlar ki birbirleriyle boğuşanlar olumlu hareket edemez, biliyorlar birbirlerini kin güdenler ortak paydada birleşemez, biliyorlar ki birbirlerine düşmanca bakanlar bir güzellikte buluşamaz. Bildikleri için şark meselesinin çözümünü fitnede, ayartmada, dessasane davranmada, münafıkane tavırlarda aradılar, aradıklarını büyük oranda da buldular.

Osmanlının dağılmasından sonra Ortadoğu ülkelerinin durumu, geçirdikleri evreler ve geldikleri son durum ortada. Bahar diye iç savaşı körüklediler, kimini işgal ettiler, kimini bir başka şekilde alt ettiler; şimdi de içerden ve dışardan kuşatılmışlıkla bize saldırıyorlar. Sureti haktan görünüp ve içerideki maşalarını kullanarak faaliyette bulunmaları; bazen masum ayağına saklanıyor,bazen başkaca değerleri kullanıp kendini manipüle ediyorlar.

Komplo teorilerinin ardına sığınıp kendi yanlışlıklarımızı, eksikliklerimizi, tembelliğimizi örtmek değil; aklımızı kullanmak, fikrimizi çalıştırmak, kimlik köklerimize inmek, zihni gayret ve ceht göstermek; anlayış açımızı genişletmek, kavrama kabiliyetimizi işletmek; içinden geçiyor olduğumuz sıkıntıları bertaraf etme yanında daha da güçlenerek çıkabilme yolunu gösterebilir bize.

Bakarsınız belki de, yollar hürriyete çıkar, yollar tam bağımsızlığa çıkar, yollar bölgede etkin olmaya çıkar, yollar dünya devletleri arasında saygın bir konum almaya ve denge unsuru olmaya çıkar. Kötü gibi görünen olaylar, hayır ve güzellik yolunu açan bir anahtara da dönüşebilir bir anda. Ondan önce iç dünyalar böyle bir diriliş ve silkiniş yaşamalı ki rüzgârların yolunu ve yönünü kendi istikametine çevirebilsin.

Bir esmeye görsün kaderin rüzgârı, kim ters çevirebilir, kim karşı durabilir, kim diklenebilir? Ona liyakat gösterecek iç değişimleri yaşamak mesele...

Kinli kamplaşmaları kırıp, öfkeli çatışmaları terk eder, akil adımlarla birbirimize yürür, birbirimizi anlayamaya ve dinlemeye çalışır isek; o rüzgarın ilk ılık meltemi gönlümüze değmeye başlamıştır.