Bayram ne zaman?

Hüseyin Eren 14 Mayıs 2019 Salı, 07:30

Ne günlere kaldık denir ya bugün Kudüs ve Filistin için söylenecek bir söz bu. Mısır, BAE, Suudi Arabistan Arap yöneticilerine siz Müslüman mısınız, Arap mısınız diye sorası geliyor insanın.

Bu kadarı olmaz denecek ne kadar gaf, ne kadar gaflet, ne kadar kabullenmişlik, ne kadar düşmana itaat hallerini görünce; şaşkınlığını, itirazını, öfkesini gizleyemiyor yine insan.

İlginç çıkış;

"Ey Arap yöneticiler! Biz, Kudüs'ün, Filistin'in ve kiliselerimizin anahtarlarını Halife Ömer'in tertemiz ellerine teslim ettik. Ömer'e verdiğimiz söze şimdiye kadar sadık kaldık ve kalacağız. Siz ise şimdi bu anahtarları, elleri Müslümanların ve Hıristiyanların kanlarıyla kirlenmiş Siyonistlere veriyorsunuz! Siz, bu halinizle Kudüs'ü ve Filistin'i hak etmiyorsunuz"

Bir papaz Manuel Musellem söylüyor bunları, aynı zamanda Uluslararası Kudüs Adalet ve Barış Komitesi Başkanı Musellem.

Hıristiyanların masum olduğu söylenebilinir mi? Haçlı ordusu piknik yapmaya mı geldi Kudüs'e?

Temiz Ömer ve günün kirlileri. O Ömer ki 8 bin civarında ordusu ile 200 bin civarındaki Pers ordusunu darmadağın etti.

Bugün Müslüman nüfus, Arap nüfus ne kadar,  İsrail'in nüfusu ne kadar; yaşanan hal ortada, hayat ve hukuklarını koruyamıyor Filistinliler. Diğer İslam coğrafyaları bundan ne kadar uzak?

Petrol gibi silah varken onu kullanamamak ne büyük acziyet! Para gibi güç varken mağlup olmak ne büyük düşüş!

Düşmanına dilenci olmak nasıl bir şey denirse öyle bir şey olmalı.

Ömer'in ordusu ölmeden önce ölmüş de öyle çıkmıştı Perslerin karşısına ve hatta 3 günde müsaade etmişlerdi. Kibirli Persler hafife almış çobansınız, fakirsiniz demişlerdi Müslüman orduya. Zamanın modern orduları Müslümanlara teslim olmaktan başka bir çare bulamamışlardı.

Hayat ve ölüm; izzet ve zillet; bu denli yakın, bu denli uzak. Bedenen ölmeye razı olmayanlar ruhen ölmeye kabullenir olur; tarih defteri bunun sayısız örnekleriyle dolu. İbret alanlar olmazsa o defterin satırları dolmaya devam edecek.

Şimdi de İstanbul'u sahip çıkma zamanı, Endülüs olmasın, Kudüs olmasın diye; aklen zengin, fikren derin ve ufuklu, ilmen gelişmiş, ahlaken yükselmiş, vicdanen yücelmiş, ölümü öldürmüş nesiller; medeniyet derinliklerinde önce içlerindeki İstanbul'u inşa edecek, sonra şehir İstanbul'u, yurt Anadolu'yu, sonra cumayı Ayasofya'da kılıp Kudüs'ü kurtaracak, şehirlerini pisliklerden temizleyecekler.

Bayram o zaman bayram olacak. Şimdi oruç ayında arınma ayındayız; kibirden, gururdan, kötü hasletlerden temizlenip Ömer temizliğine yaklaştığımızda olacak bütün bunlar, kuru hamaset, şikâyet ve hayıflanma ile değil!