Zencefilli bal

Hatice Kösecik 27 Eylül 2018 Perşembe, 06:40

Sıcacık geçen bir yazın ardından bıraktıklarına bakıyoruz bu günlerde. Eylül ayının da sonlarına geldik derken yeni serinlemeye başladı havalar. Kestane karası derlermiş eskiler. Ne varsa onlarda var, söz dinlemek lazım, incecik giysilerin üzerine hırka, içine de tişört giyme vaktidir artık. Evlerde de battaniyeler ve yorganlara yer açma zamanı geliyor sanırım.

İnsanı sarsar, belki biraz aldatır ve çarpar bu havalar. Özellikle hava akımı dediğimiz, halk arasında 'cereyan' denilen akıma maruz kalmamak gerekir mümkün mertebe. Bazı doktorlar inanmaz cereyana ama bizim hocamız özellikle sırt bölgesindeki boyun ve omuz arasını bir şalla desteklemek lazım gelir derdi. Bilirsiniz eli öpülesi ninelerimizin hep vardı bir şalları yanlarında, gerekirse sırtına koymak gerekirse dizlerini örtmek için. Söz dinlemek, öğrenmek lazım, eskiler bilirler. Hava akımından korunmak bir sürü hastalığa davetiye çıkarmaktan iyidir elbette.

 Zaten belli bir akıma maruz kalan kişi, biraz da hassassa o konuda, hemen fark eder serinliği. Neresinde bir rahatsızlık, ağrı varsa gider orayı hedef alır hava akımı. Belinde, boynunda, başında özellikle hisseder kişi serinliği ve de ardından gelen ağrıyı.

   Hastalanmadan önce tedbir almak, koruyucu hekimlik çok önemlidir takdir edersiniz.

   Serin havalar beraberinde viral enfeksiyonların da daha sık meydana çıkmasına vesile olabilir. Düşük direnç sonucu gelişen, boğaz ağrısı, hapşırık aksırık nezle grip halleri görülmeye başladı bile.

Bu günlerde özellikle toz zencefil bal karışımı hızır gibi yetişecektir imdada inanın. İyi kalite bal,  özellikle de kestane balı ideal bu karışım için. Orta boyda,  bal dolu bir kaseye birkaç tatlı kaşığı toz zencefil konur ve güzelce karıştırılıp bir tatlı kaşığı yenilir, üzerine de tabi ki vazgeçilmezimiz su. Zencefil özellikle boğazda yanma, ağrıma kaşıntı hissini giderecektir, bu karışım boğazdaki viral enfeksiyonlar için idealdir. Zencefil tanecikleri boğazdan geçerken mikroba dair ne varsa süpürür alır gider. Hafif bir acılık olsa da zencefilden dolayı, şifasına ermek rahatlatır insanı. Bu işleme hasta olmadan önce başlamak daha iyi gelecektir kişiye. Hem direnci yükseltir hem de şifa kaynağıdır bal. Yüce kitabımızda da bal övülmüştür ayrıca. Kim bilir belki henüz bilemediğimiz türlü özellikleri de vardır...

     Kış aylarının soğuk gecelerinin vazgeçilmezi de bitki çaylarıdır ki kokusu buralardan duyulur. Yalnız, yanlış yapılan bir karışımı da hatırlatmak isterim. Sıcak bitki çayına bal konursa eğer, o bal toksik etkiler gösterir şifadan ziyade. Çünkü ballı karışım ılık olmalıdır, yani ılık ballı su, ılık bitki çayı gibi.

  Bir de adaçayı ve kekik, önemli viral enfeksiyon karşıtı bitkilerimiz var hepinizin bildiği gibi.

Bazen canımız istediği için bazen de şifa diye içeriz bitkileri. Ne yaparsak ne içersek içelim, eğer ' iyi gelecek' düşüncesiyle içersek şifa olacaktır o çay unutmayın. Midemizin bulandığı içimizin istemediği bir besin şifa vermez bedenimize.

Sevgili Barış Manço'nun nane limonunu da yabana atmamak lazım tabi ki. Hemen antibiyotiklere sarılmak ne akıl karı ne de faydalıdır viral enfeksiyonlarda bildiğiniz üzere. Severek içilen bir bardak nane, limon, ya da ıhlamur hem keyfe hem de eşsiz bir şifaya vesile olacaktır soğuk kış gecelerinde.

   Sağlığımızı korumakla yükümlüyüz, kendimize iyi davranmak, doğru ve dengeli beslenmekle de.

   Olumlu düşünüp huzurla yan yana olmak da  eklenirse reçeteye, ruh ve beden sağlıklı kalacaktır.

  Şifayı tüm hücrelerinizde hissedebilmeniz dileğiyle...