Yaşlılar eve gençler sokağa

Hatice Kösecik 26 Mart 2020 Perşembe, 06:00

Elinde kolonya sokaktan geçen yaşı büyük amcaya zorla veriyor. Bir de maske takıyor ona.

Evine git diye de uyarıyor. Sanki kendisi de virüsünü gezmeye çıkaran değilmiş gibi.

Sokaklardan bankları kaldırıyorlar ki amcalar oturmasın diye, niye ki?

Biraz evde kalıp, biraz sükunete varıp beklemek zor mu geldi hepimize.

Yani bir de şu da var ki, ben gencim bana bir şey olmaz diye bir yanılgı.

Aman efendim yahu, herkes alıp virüsünü çıkmasın dışarıya.

Belki iki haftacık topu topu bekleyebilseydik ülkemce, bu virüsler topluca gezmeye çıkamazlardı.

Ne oldu bize?

İki hafta evde kalmayayım diye canımız çıktı, altımıza çivi koydular sanki de salgına "merhaba" dedik.

Yurt dışındaki acımasız virüsü koştura koştura ülkeme getiren teyzem, bir de uçaktan inince marifetmiş gibi görevliden kaçarak otobüse binen teyzem. Ne oldu ki?

Sonra durun gitmeyin görüşmeyin demelerine rağmen, köyüne gidip, düğün dernekte bulunan, herkese selam verip sarılan, ahhh söz dinlemeyen teyzem.

En sonunda haberlere çıktın, sonuna dek bu hastalığı yaşamışsın ve vaktin saatin gelmiş ki demir almışsın bu diyardan ötelere. Geride dört bulaş, yoğun bakımda dört akraba bırakarak gitmişsin.

Daha da  geride başka kimler var bilemiyoruz ki. Zira köyüne gelene dek dokunduğun her yerde, bindiğin otobüste takside o melun bilinmezi bıraktın. Ama söz de dinlemedin be teyzem ya. Öyle değil mi?

Rabbim rahmet etsin sana.

Ama söz de dinlemek lazımmış demek ki.

Hepimiz için bu böyle. Büyük küçük, çocuk, kadın, erkek. Çok gerekli değilse lütfen evin kıymetini bilerek yaşayalım. Kimse alıp virüsünü sokaklara düşmesin, hele de toplu taşımaya çok çok gerekmedikçe binmesin. Zira artık her yerde olan bu beslenmeyen, üremeyen, hareket etmeyen,  nefes dahi almayan bu tipler sadece ve sadece kendini canlı bir hücrede çoğaltabilirler. Ve o canlı kişiler de şu sıra insanlar. Kendilerinden önce cansız eşyalara, zeminlere, kapı kolarına, asansör düğmelerine yerleştiyse oradan da rahatlıkla elimize bulaşabilir. Ve o el de ağza göze sürülürse direk virüs hedefe yollanıyor. Hedef aldığı yer de özellikle solunum yolları. Ve bir insanın bir günde elini yüzüne gözüne başına sürme sayısı çok büyük rakamlara da ulaşabilir.

İlk dikkat edeceğimiz farkındalığımız bu olsun. Eller eller eller...

Elini çok etkili bir şekilde yıkamak ve yıkayana dek de elini yüzüne sürmemeyi öğrenmek.

Bu zalim virüs, gün ışığından, deterjandan ve ısıdan etkileniyor.

Ve ona karşı direkt ilaçlı bir mücadele henüz bulunamadı.

Belirsizlik belimizi büküyor, canımızı yakıyor.

Onlarla en etkili mücadele; VÜCUDUN SAVUNMA VE KORUNMA SİSTEMİNİ GÜÇLÜ TUTMAKTIR...

Virüs insandan insana geçerken son zamanlarda 65 yaş üstü sokağa çıkmasın dendi.

El hijyeninin çok önemli olduğu defalarca söylendi.

Şimdi ise tedbir alıp, biraz sabırla beklemek vaktidir.

Boş yere okullar tatil edilmedi, boş yere karantinadan bahsedilmiyor.

Sadece yaşı kemale ulaşmış olanımız değil, hepimizin seferber olduğu bir vakitteyiz. Zor olduğunu biliyoruz. Yasağa rağbet hep çok olmuştur ve bizim insanımız hem önlem alır hem de espri yapar. Ama söz de dinler artık. En azından önümüzü görene dek söz dinler. Her akşam alkış yaptığı sağlık çalışanlarının bu riski bile bile işine Türkiye için gittiğini bilir de bekler. Sakin olur, umursar artık.

Zamanında dövdüğü, darb ettiği doktoruna dua eder, kıymet bilir. Gece gündüz nöbette olan diğer tüm sağlık çalışanlarına saygı duyar. Bekler, ev onlar için güvenlidir zira. Evini, çevresini, elini, gönlünü temiz tutar ve bekler.

Haydi, iyileşme vakti.

EVDE KAL TÜRKİYE...