Önemli şeyler bunlar

Hatice Kösecik 28 Mart 2019 Perşembe, 07:28

-Hadi ama canım karıcığım, çok uzatmadın mı? Özür diledim ya. İki haftadır yüzüme doğru dürüst bakmıyorsun, yemek yapmıyorsun, her gün dışarıda yediğimiz halde yine de yüzün gülmüyor. Bak çocuk da üzülüyor, içine kapandı, ne istersen yapacağım söz. Yeter ki yüzün gülsün, affet beni.

Duymamış gibi davranmak işine geliyordu Leyla'nın. "Oh olsun, biraz daha sürtülsün burnu."dedi içinden. Sanki ne istemişti ki ondan, canını mı? Altı üstü yeni koltuk takımı ve de son model telefon. Sıkılmıştı koltuk takımından, tam bir yıldır aynı koltukta oturup durmaktan. Utanıyordu arkadaşlarından, hem de öyle eski bir telefonu da yanında gezdirmekten. Nasıl da tepki vermişti kocası. Nasıl da kocaman kocaman açılmıştı gözleri, hayret etmişti ve olmaz demişti. İşte bunu kaldıramazdı hassas yüreciği, çocuğu boşuna mı doğurmuştu bu adama? Bedavaya mı gelmişti yani çocuk. Tamam, takmıştı parmağına tek taşını, ama yetmemişti haris kalbine. Daha çok olmalıydı, belki o zaman mutlu olurdu. Her şeyi son model olmalıydı, evi, arabası, telefonu. İçindeki sıkıntıyı bir türlü giderememişti. Psikologa da söylemişti bunu, içi bomboştu, hiçbir şeyden mutlu olamıyordu. Bir kere gittiği bir kadın doktor ona, hasta olduğunu, narsist olduğunu, kişilik bozukluğu bulunduğunu, çocuğunun psikolojisinin bozulabileceğini söylemişti. Biraz da kendinden düşük olanlara bak ki elindekinin kıymetini bil, özellikle çocuğunun ve de eşinin demişti. Oysa o ayrılacaktı bu cimri adamdan, olur olmadık yerde söylenip durduğu için. Yok neymiş efendim insanlar bu dönemde çocuk sahibi olmak için neler yapıyorlarmış da yine de olmuyormuş. İnsanlar bu devirde evlenemiyormuş da muş... Bana ne bundan...

"Seni bir şartla affedebilirim"dedi ve döndü kocasına. "Bana istediğim en son model telefonu alırsan. Ve sonra da koltukları değiştireceksin tabi ki..."

***

Birçok insan maddi servetin, hayatının gerçek hedefi olduğunu sanır. Ve ortaya çıkan her bir arzuyu karşılamanın bir şekilde hayatı tatmin edici kılmasını bekler. Ama yanılır. Aynen buradaki Leyla gibi...

Arzuları düpedüz maddi şekilde tatmin etmek ilginç bir olgudur aslında. Kafaya taktığınız bir objeyi alırsınız, telefon gibi. Sonra onun yepyeni ve onlarca açıdan geliştirilmiş bir versiyonu çıkar, yeni model, son model. Söz konusu, en yeni, en popüler, en çok arzulanan ürünler olduğunda müşterilerin saatlerce o ürünü alabilmek için mağaza kapısında beklediğini görürsünüz.

Alırsınız istediğinizi. Çok sevinirsiniz önce, belki de ters takla atarsınız. Ama bir de bakarsınız ki artık elinizdekini umursamıyorsunuzdur. Hiç de önemi yokmuş meğer sizin için. Ve fark edersiniz ki, aslında sahip olduğunuz bu yeni oyuncak MEMNUNİYETSİZLİK KAYNAĞINIZDIR!

Sanırım biz, bizi memnun edecek şeyin ne olduğundan emin değiliz.

Bir karınca düşünün, minicik. Yere dökülen baldan azıcık yer, karnı kadar. Ve gider. Tadı hoştur balın. Dönüp daha çok yemek için,  içine girer balın. Ancak, ayakları batar bala ve debelenerek ölür minik karınca.

Bunun üzerine der ki hikmet ehli; "Dünya bu bal gibidir; kim yetecek kadar alırsa kurtulur, kim de dalarsa içine sonu karınca misali olur..."

Evet, önemli şeyler bunlar, üzerinde düşünülmesi gereken.

Bizi mutlu edecek şeyin farkına varabilmek memnuniyet kabiliyetimizi arttırabilmek dileğiyle...