Nesi vardı?

Hatice Kösecik 28 Kasım 2019 Perşembe, 07:30

İki kadın karşılaşmışlar. Biri demiş: "Başın sağ olsun! Kocanın öldüğünü duydum. Nesi vardı?"

"Çok bir şeyi yoktu canım! Sadece 4 daire, 2 dükkan, 2 yazlık ve banka hesabında da 300 bin dolar para, hepsi o kadar canım."

İşin esprisi bir yana, son zamanlarda hızla bu yola gidiyor oluşumuzdan korkar olduk. Öyle ya, her şeyin bir fiyatı var; giyimin, yemenin, içmenin, gezmenin, evin, arabanın, işin, sağlığın. Evlilikler en temel küçük birimimiz, onun bile ederi var. Önceleri küçük küçük, alıştıra alıştıra beynimize soktular. İnsanlara uygun eş arayan programlar yaptılar, eş adayları giyinip süslenip ekran karşısında boy gösterdiler. Neyin var sorusu yadırganmaz oldu. Eee illa ki bir evi olsundu.  Arabası, yatı katı da olsundu. Dev ekran karşısında bizim saf temiz insanımız, en çok da annelerimiz, emekli olan babalar, işe gidip eve erken gelen kadınlar, genç kızlar, oğlanlar oturdu, nasıl insan seçiliyormuş, nelere dikkat ediliyormuş öğrendik. Bize bir katkısı var mı sormadık, sorgulamadık. Ne verirse alan beynimiz, taze dimağlar kabul etti bu durumu. Bu programlar öyle tuttu ki bir ara, çoğu insanımız ekrandaki o seçimi görmek için saatlerini ayarladı. Bazıları evlendi, çok geçmeden ayrıldı, kimisi şöhret basamaklarını hızla tırmandı. Ne kadar hızlı çıktıysa o kadar da hızlı indi. Uyuşan beyinler, hipnoz edilen insanlar bu tarz insanların her şeyini araştıran, eleştiren, yargılayan, gözetleyen programlara aşina olmaya başladı. İnsanın ayarı kaçtı, evlilikler pazara çıktı. İyi kazanan koca, iyi çalışan kadın, evi mesleği olan adam, okumuş kızlar tercih edildi. Marka önemli, imaj önemli dendi. Bu da kabul gördü. Sonra kadın kariyer de yaptı, çocuk da. Çocuklar erkenden kreşe anneler işe gitti. Bakıcı elinde büyüyen çocuklar çoğaldı. Biz geliştik, televizyon programları, sanal alem, cep telefonları baş tacımız oldu. Maddeye dayalı evlilikleri çok görür olduk, işin tuhafı, yaşar gibi seyrettiğimiz dizilerin içinde bulduk kendimizi. Çarpık aile ilişkileri bile göre göre olabilirmiş imajı uyandırdı. Herkesin eli herkesin yakasında gayet de normal olağandı. Hiç çıkmadı sesimiz, susmak erdemdir dedik sanki. İzledik izledik izledik. Unutmak ister gibi, gerçek hayattan kaçmak ister gibi. Sorumluluktan kurtulmak gibi. Ne derseniz deyin, olanlar oldu. Anormaller normalleşti, kabullenildi. Televizyonda ki kadın ya da koca haberlerde eşini bıçaklarken çekirdek yiyip çay bile içildi. Üzerine de su elbette. Yani insan hayatı bu kadar da kolay harcanırdı. Olabilirdi, kızan vurabilirdi, gıcık olan iki bıçakla işini halledebilirdi. Örnekler çoktu, sanal alem emre amadeydi. Hala daha da öyle. Eğer dikkat edilmezse içine düşülen bu dipsiz kuyudan kurtulmak mümkün olmayacak, insan iliskileri maddiyatla ölçülecek.

Sadece insan durup düşünmeye biraz vakit ayırsa ve yaşamın anlamını sorsa kendine, samimi olsa, sanal alemi gönlünde çok da büyütmese, bilgi kirliliğinde seçici davranabilse, görünenin ardına bakabilmeyi öğrense işler yoluna girecek gibi.

Yüreğiniz yorgunluk görmesin.