Narkisos misali

Hatice Kösecik 04 Ekim 2018 Perşembe, 07:40

Anneee matematikten 98 aldımmm! 

Çok sevineceksin bak sana sürpriz yapacağımı demiştim. Diyerek, heyecanla açtığı kapıdan içeri girdi Deniz. Annesine söyleyince havalara uçar, kızını belki bu sebeple öper, koklar diye hayal ediyordu bir ümit. Öyle uzun zaman olmuştu ki annesi ona sarılmayalı, başını okşamayalı." Nasılsın?" demeyeli. Durdu bir an Deniz, düşündü. Ve farkına vardı ki, zaten annesi küçüklüğünden beri sıcak davranmazdı ona. Hep bir mesafe vardı öyle hissederdi de babasına sorardı zaman zaman. "Annem beni sevmiyor mu?" diye. Sessiz kalırdı Necmi Bey, sevgiyle sarılır öperdi kızını, " olur mu öyle şey, nereden aklına geliyor bunlar." der, sımsıkı sarardı yavrusunu.

Anne özlemini babadan gideren bir çocuk olmuştu Deniz. Şimdi de annesinin gözüne girebilmek için çok çalışan, hep yüksek not almaya gayret eden bir çocuktu.

Çıt yoktu evde, annesinin kapısını hafifçe tıklattı, korkuyordu içeri girmeye. Ses bekledi, bir nefes. Yoksa yine mi? İçine bir kurt da düşmüştü, yoksa yine mi hap içmişti annesi. Babasına sitem ettiği ya da istediği olmayınca hap içer, intihar notu yazar, kurtarılmayı beklerdi Sermin Hanım. Bu bir ritüel olmuştu, olmuştu diyorum çünkü alışmıştı baba kız bu duruma.

"Gir istersen."diye seslendi Sermin.

İçeri hızla giren Deniz, heyecanla anlatmaya başladı, 98 aldığını söyledi bir çırpıda.

Annesi giyinmiş, aynada kendine bakıyordu. Öylece, dalgın gözlerle. Neden sonra kızının ne dediğini anlamış olacak ki, hışımla döndü, sinirle;" neden 100 değil?" diye bağırmaya başladı.

"Sana boş yere mi emek harcıyoruz, özel ders aldırıyorum. Sen de bir güzel notu esirgiyorsun benden."

Yutkundu, bastırdı duygularını, iç geçirdi sessizce...

Ne söylese boştu, biliyordu Deniz, annesi sinir krizi geçirmeden odadan çıkması gerektiğini anlamıştı. Yaranamıyordu annesine, aralarındaki mesafe de giderek açılıyordu sanki.

Lisedeydi Deniz, üçüncü sınıfa geçmiş, oldukça da başarırlı bir çocuktu ama yetemiyordu annesine.

İyi düşünemiyor, sağlıklı kararlar almıyordu annesi ona göre. Narsist biri olup çıkmıştı, herkesi eleştiren, hep en iyiyi arayan. Hep' mükemmel olmalı insan' diyen.

Aklına bir kitapta okuduğu bölüm geldi Deniz'in;

'Efsaneye göre güzel dağ perisi Ekho, Narkisos'a aşık oluyor ve konuşmaya çekindiği için sadece onun söylediklerini tekrarlıyor. Lakin Narkisos onu reddediyor. Narkisos kusursuz eşi aramayı sürdürürken bir gün bir nehirde yansımasını görüp kendine aşık oluyor. Öyle ki ölene dek kendini, gözlerini yansımasından ayıramıyor. Narkissos kendine duyduğu hayranlıkla dona kalıyor, kendi haricinde kimseyle bağlılık kuramıyor.'  Heyhat!

Kimi anımsattı sizlere, kendinden başka kimseyi sevemeyen mutsuz insanları öyle değil mi?

Deniz de üzgündü, bir şekilde annesinin yardıma ihtiyacı olduğunu anlıyor ama nasıl yardım edebileceğini henüz bilemiyordu. Varlıklı bir ailenin tek kızıydı annesi, Avrupa'da okumuş, birkaç dil bilen bir anne. Ve sürekli olarak çevresini eleştiren gözlerle bakan bir insan. Aslında acı çeken fakat bunu gizlemekte oldukça ustalaşmış olan bir yaratılan. Çevresinde de pek arkadaşı yoktu, varsa da marka tutkunu iyi gün dostu insanlar vardı. Hep güçlü görünmek durumundaydı sanki annesi.

Sermin hanım, özel okullara gönderip öğretmenler tutarak görevini yaptığına inanır. Hâlbuki kızının, paraya pula, özel derse değil, annesinin sevgisine ve şefkatine ihtiyacı vardır.

Sevgi açlığını sevgiden başka giderebilecek hiçbir şey yoktur. Sevildiğinden emin olmayan bir çocuğu, en mahir ruh doktorları bile hayata bağlayamazlar. Bütün faziletlerin başıdır sevgi ve sevgi ancak yaşayarak öğrenilir, duyumsanır.

Başı önünde odadan çıkarken Deniz, sürekli söyleniyordu annesi. Tam not alamadığına, diğerlerini geçemediğine, beceriksiz olduğuna dair...

Hüzün kapladı bütün vücudunu genç kızın. Annesini o seçmemişti, ama annesi olduğundan dolayı seviyordu. Her şeye rağmen ümitliydi hayattan. Tedavi olacak, iyi olacaktı annesi. Er ya da geç, gerçeği görebilmesini diledi içinden...

Mırıldandı içinden;

Sevgi açlığını sevgiden başka giderebilecek başka bir reçete yoktur.

Bir tutam sevgi iyi gelir insana...